Daha önce de yazmıştım, yine yazıyorum. Köyünden, kasabasından, şehrine kadar bütün yetkilileri uyarıyorum; sıcaklar bastırdı, yağmurlar kesildi, haftasonu piknikleri başladı, dolayısıyla orman yangınları mevsimi de geldi. Bir taraftan yangın söndürme uçakları gösteriler yapa dursun, diğer taraftan ilgililer "Her türlü tedbiri alıyoruz" deyip, duruyorlar. Bütün bu laf salatalarına karnımız tok... Her bölgenin görevlilerini, özellikle haftasonlarında piknik yerlerinde ve halkın ateş yakıp, mangal alemi yaptıkları yerlerde tedbir almaları için uyarıyorum. Sonra "Efendim, yasak olan yerde ateş yakmışlarmış... Yok efendim, yanan sigarayı yere atınca kuru yapraklar tutuşmuşmuş..." masallarını artık kimse dinlemek istemiyor.
Bakın, bir havayolu pilotu yukarıdan gözlemlerini nasıl anlatıyor;
"Ahmet bey, görevimin icabı İstanbul'un ormanlık alanlarının üzerinde uçmaktayım. Özellikle Belgrad Ormanları, Kayışdağı, Alemdağ ve Aydos Dağı gibi güzelim yerlerin sahipsiz olduğunu görmek beni çok üzüyor. Havaların da ısınmaya başlamasıyla birlikte, motorsikletli gruplar başta olmak üzere, en ücra ve ulaşılmaz yerlere girip, ateşler yakıp, alem yapıyorlar. Bazı sorumsuz insanların sebep olacağı bu facia şimdiden ayan-beyan görülüyor. Elden gittikten sonra tipik Türk mantığı ile bağırmanın bir anlamı olmadığına inanıyorum."
İşte görüyorsunuz sevgili okurlarım, içinizden biri olan bu pilot arkadaş yukarıdan gördüğü tehlikeyi bana bildirmek lüzumunu hissediyor. Çünkü orman yangınları hepimizin yüreğini yakıyor. Ama bu faciaları önlemekle görevli olanlar gerekli çalışmaları yapmazlarsa, yüreğimiz yanmaya devam eder. Bunun için ikinci uyarıyı yapıyorum; Lütfen daha duyarlı olalım ve görevimizi layıkıyla yapalım. Bu seneki dileğimiz orman yangınsız bir yaz mevsimi geçirebilmek... En ufak bir yangında tedbir almayanları bu köşede teşhir edeceğim, bu böyle biline...