Murat Topalyan isimli Ermeni asıllı Amerikalı'nın yargılanma sürecini Ankara'nın nasıl atladığını, eline geçen bu büyük fırsatı nasıl kaçırdığını vurguladığımız yazımıza, sayısız destek mesajı aldık..
Amerika'daki bir avuç Türk'ün kendi başlarına, üstelik parayı da kendi ceplerinden harcayarak yapmaya çalıştıkları mücadeleye, Ankara'nın hiçbir katkıda bulunmamasını yadırgamıştık.. Hatta, yanılmıyorsak yılda 1 buçuk milyon dolar gibi bir para ödediğimiz lobi şirketinin de, bu işlerle hiç ilgilenmediğini öğrendik.. Bunu ise yadırgamadık..
Ankara, Amerika'nın dört bir yanında yaşayan Türkleri ve Türk asıllı Amerikalıları bir çatı altında örgütleyemedikçe, bu tür kepazeliklerle sürekli karşılaşacağız..
Bız yıllardar bu konu üzerinde duruyoruz.. "Dünyayı yeniden keşfetmenin alemi yok, bakın Yahudi lobilerinin örgütlenmesine, aynısını yapın", diyoruz..
Ama Ankara bir türlü bu noktaya gelmiyor ve bizim ödediğimiz vergiler, bizim için lobi yapmakla görevlendirilen şirketlerin ceplerine sokuluyor.. Kimse de bunun hesabını sormuyor.. Kimse kalkıp "Ey lobi, parayı almaya gelince şahin gibisin, ama ne yaptın Türkiye için?" demiyor..
Olan paralara oluyor, olan Amerika'da yaşayan Türklerin, aleyhimize çıkan her karar sonrası, daha fazla üzülmesine neden oluyor..
Bakın, ABD'de pek çok eyalet parlamentosunda Ermeni soykırımı konusu aylardır gündemde.. Türkiye aleyhine bir sürü karar çıkıyor.. Yine size sözünü ettiğim Amerika'daki bir grup Türk, aylardır işlerini güçlerini bırakıp, kendi inisiyatifleri ile, Türkiye aleyhine eyaletlerde yapılan bu girişimleri durdurmaya çalışıyorlar.. Ama güçleri yetmiyor tabii. Yetmez de..
Bu kadar zor mu örgütlenmek? Amerikan toplumu içinde, hemen her alanda son derece saygın yerlerde olan Türkler var.. Üniversitelerde pırıl pırıl öğrencilerimiz okuyor.. Doktora ve master öğrencilerimiz parmakla gösterilecek kadar başarılı..
Ankara bir zahmet edip, sadece Wall Street'te çalışan Türklere bir baksa, elindeki potansiyeli belki de hemen anlayacak.. Amerikan reklam dünyasındaki Türkler.. Akademik dünyada isimlerinden övgüyle söz edilen bizimkiler.. Sanat dünyasında pırıl pırıl parlayan Türkler.. Bilim dünyasının tepe noktalarındaki Türkler.. Hatta Amerikan Harp Akademileri'nde okuyan Türk subaylar..
Ankara, "Büyük Türk Kurultay'ı" düzenlese.. Bu kişileri de bu kurultay için New York veya Washington'a çağırsa, hepsi koşa koşa gelecek, hepsi birikimlerini anlatacak ve de kimbilir belki de Ankara'nın ufkunu açacak, Ankara'nın gerçekleri görmesini sağlayacaklar..
Ankara, Amerika'nın dört bir yanından gelecek Türkleri bir dinlese, belki de üzerindeki ölü toprağını atacak ve ikide bir övündüğü Büyük Devlet kavramına uygun hareket edecek..
Sonra bu olaya sadece "Amerikalılar gözlüğü" ile de bakmamak lazım. Amerika bir uluslar mozayiğidir.. O mozayikteki herkesi etkileyebilecek programlarla, Türkiye'nin etkisi dünyanın dört bir yanındaki beşkentlerde yankılanabilir..
Ama dedik ya, önce büyük düşünmek, niyetlenmek, sonra da kararlılık, akıl, ciddiyet ve para lazım bu işlere..
Ankara 2000'li yıllarda da hala büyük düşünmeyecekse, ne zaman büyük düşünecek? 3000'li, 4000'li yıllarda mı?
Bunları düşünüp yazarken, Türkiye'miz için, içim sızlıyor.. Eminim ki okuyunca sizlerin de içi sızlayacak.. Sizler de "Neden beceremiyoruz bunları?" diyeceksiniz..
Sizler de bana katılıp "Gel de çıldırma" diye söyleyeceksiniz.. Buna eminim...