
Derede boğulmak..
Başkan Clinton'a göre Türkiye'nin kendisine biçeceği rol, dünyanın 21. Yüzyıldaki kaderini belirleyecektir.
Bu görüşü destekleyen başka işaretler de var: AB üye adaylığı, G-20'ler arasına girmek gibi..
Herhalde bizi işletmiyorlar.
Türkiye hızlı değişimin sebep olduğu hastalıklarla da savaşıyor.
İş başındaki hükümet şanstır.
Bölücü ve dinci teröre karşı sağlanan başarıda iktidarın kararlı tutumu, ayrıca devlet aygıtının zaaflarını bilerek aldığı tedbirler önemli rol oynamıştır.
Mesela son terör operasyonları ve mali operasyonlar merkezden yönetildi. Neden?.
Çünkü yerel yöneticilerin siyasi ve parasal menfaat ilişkileri nedeniyle bu kanunsuzlukların üstüne gidilmiyordu.
Artık devletin, işini doğru yapmayan, güvene lâyık olmayan yöneticilerden kurtulması ve bürokrasiye yeni bir takım ruhu kazandırılması gerekiyor.
"Türkbank ihalesine fesat karıştırma ve çete kurma" davasına bakan İstanbul DGM, son duruşmayı ertelemek zorunda kaldı.
Neden biliyor musunuz?
"Teyp bulunamadığı için" Erol Evcil'in ifadelerini kapsayan bantlar çözülememiş!
Utanç verici bir rezalet..
Ya olduğun gibi görün, ya görünmek istediğin gibi ol..
Bizim durumumuz ikisine de uymuyor. O yüzden denizleri geçip derelerde boğuluyoruz.
Bu kaderi değiştirelim artık!
Pişmanlık Kapısı..
"Bizi önceki yönetimle karıştırmayın. İran lideri Hatemi, geçmişe dönük mirastan sorumlu değildir. Yeni bir beyaz sayfa açmak istiyoruz."
İran Sanayi Bakanı Rıza Shafei'nin Tahran'da Dış Ticaret Müsteşarı Tüzmen'e yaptığı bu açıklamayı önemsemek lâzım.
İran'daki yeni yönetimin komşulara devrim ihracı yolunda terörü araç olarak kullanmaktan vazgeçme niyeti önemlidir çünkü.
"Pişmanlık Kapısı"nı aralık bırakmak, eski yönetimin sorumlularına hesap sorulması konusunda Hatemi'ye avantaj sağlayacaktır.
Apo'yu destekleyen ve saklayan Yunanistan, bu sayede dünyaya rezil olmaktan kurtuldu.
Ve bu başlangıç Türk-Yunan ilişkilerinde yeni bir sayfa açtı. Aynı şans Hatemi'ye çok görülmemeli.
Dinci terörü kazımanın maliyetini düşürmek yolunda her imkân değerlendirilmeli.