kapat

31.05.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Önemi adından çok öte
Sosyal güvenlik reformunun ikinci aşamasından bahsediyoruz. Yüzeysel olarak bakarsanız bu konu, devlet tarafından yönetilen ve hiç kimseyi tatmin etmeyen sosyal güvenlik sistemine ek olarak özel emeklilik seçeneğinin oluşturulmasından ibaret basit bir iş gibi görünüyor.

Ama bunun çok ötesinde bir boyutu var. Özel emeklilik sistemi, iyi oluşturulması durumunda, önümüzdeki yıllarda mali sektörün yeniden şekillenmesini sağlayabilecek hayati önemde bir proje. İlgili tasarı son şeklini almak üzere Meclis'te iken bu boyuta dikkat çekmek istiyoruz. Ancak önce bir iki konuya değinelim:

* Özel emeklilik yeni bir şey değil. Sigorta şirketleri bu konuda zaten ürünler sunuyorlar. Ancak, mevcut durumda vergi avantajı çok az: Resmi sosyal güvenlik kurumlarına çalışan hissesi olarak ödenen prim miktarına kadar olan emeklilik aidatı vergi matrahından düşülebiliyor. Bu ise yüksek (hatta orta) düzeyde geliri olanlar için çok teşvik edici bir tutar değil.

* Yeni tasarı, vergi matrahından düşülecek prim miktarını asgari ücret ile ilişkilendiriyor. Oysa burada amaç, tasarruf kabiliyeti yüksek olan gelir gruplarını özel emeklilik primi yoluyla tasarrufa teşvik etmek olmalı. Bu alanın Türkiye'de devede kulak bir boyutta olması bir şeylerin eksik olduğunun göstergesi.

* Bu konunun mali sistem ile olan ilişkisi, yıllardır Türkiye'de eksikliğinden yakınılan kurumsal yatırımcıları kısa sürede oluşturabilecek potansiyeli taşımasında yatıyor.

Neden çok önemli
Kurumsal yatırımcıların güçlenmesi pek çok faydayı beraberinde getirebilir: İlk olarak, yeterli dozda sağlanacak vergi teşviki ekonomideki toplam tasarrufları arttırabilir. ikincisi, mali olmayan tasarrufların mali sektöre kayması beklenmelidir. Örneğin, ülkemizde resmi sosyal güvenlik kurumlarının verdiği emekli maaşları yetersiz olduğu için ek gelir olması amacı ile gayrimenkule yatırım yapılması yaygın bir durumdur.

Bu tür tasarruflar mali sisteme yöneltilmiş olacaktır. Üçüncü olarak, emeklilik amaçlı fonları yönetmek durumunda olan kurumsal yatırımcıların ilerideki uzun vadeli taahhütlerini karşılamak üzere uzun vadeli yatırım aracına talep oluşturması söz konusudur.

Dolayısıyla, enflasyonun tek hanelere düşmesi şartı ile, yalnızca toplam tasarrufların ya da bunun mali sektöre akacak kısmının artması değil, uzun vadeli fon arzı oluşması da mümkün olabilecektir. Son olarak, kurumsal yatırımcıların kısa vadeli al-sat taktikleri peşinde olmayacaklarını umarak, piyasalarda spekülatör-yatırımcı dengesinin oluşması için önemli bir adım atılmış olacaktır.

Laf olsun diye değil
Eğer söz konusu reform sadece IMF programının ve Dünya Bankası kredilerinin şekil şartlarından birisi olsaydı bu yazının yazılmasına da gerek olmazdı. Ancak iş öyle değil. Reformun vergi teşvikleri ve diğer unsurları ile iyi tasarlanması, mali piyasaların geleceğinin şekillendirilmesiyle eşdeğerdir. Dolayısıyla, konunun vergi boyutu da yalnızca Maliye Bakanlığı'nın insafına bırakılmayacak kadar önemlidir.

EMİN ÖZTÜRK


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır