kapat

25.05.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CAN ATAKLI(ataklic@sabah.com.tr )


Futbola bulaşan siyaset

Galatasaray'ın Avrupa zaferini kimse inkar edemez.

Kimse bu zafere gölge düşürmeye de kalkamaz.

Galatasaray'ın ve Galatasaraylıların zaferlerini en coşkun biçimde kutlamasına da kimse karışamaz.

Galatasaraylı olmayanların da bu coşkuya katılmasını da kimse yadırgayamaz. Ama işin içine çirkin siyaset karıştığını farkederseniz canınız sıkılır. Galatasaray'ın Ankara seferini izlerken öyle anlar yaşandı ki, şaşırmamak olanaksız.

Elbette büyük zafere milletvekilleri de ortak olacaklardır. Ama "görmemişler" gibi Galatasaraylı futbolcuları grup toplantılarına sokmak, Fatih Terim'e kürsüden konuşma yaptırmak açıkçası pek yakışık almadı.

Özellikle Galatasaray'ın bu Ankara seferini devletten para almak adına yaptığını hatırlayınca insan ister istemez üzülüyor. Bugün sıcak günler yaşıyoruz, zafer sarhoşluğu içinde herşey hoşgörü ile karşılanıyor. Ama biraz zaman geçince, bugün yaşadıklarımızın Galatasaray üzerinde bir leke gibi kalmasından endişe ediyorum. Zaman geçer insanlar daha serinkanlı ve sağduyulu düşünmeye başlar, o zaman sesler yükselir, Galatasaray ağır yara alır.

Anıtkabir'de "türban" olayı
Üzerinden biraz zaman geçti ama, kafama takıldığı için yazmak istiyorum. Fazilet Partisi'nin Büyük Kongresi'nden sonra parti yönetimine seçilen yeni üyeler her zaman olduğu gibi Anıtkabir'e gittiler.

Bu sırada kadın üyelerden biri başı örtülü olduğu gerekçesiyle Atatürk'ün mozolesinin bulunduğu tören salonuna alınmadı. Buraya kadar söylenecek söz yok. Cumhuriyet'in kurucusu büyük Atatürk'ün manevi huzuruna, onun hiç benimsemediği bir kıyafetle çıkmak bana göre zaten doğru değil.

Garip olan şu; Anıtkabir görevlileri, Faziletli kadına "İsterseniz kişisel ziyaret yapabilirsiniz, ama resmi ziyarete bu kılıkta giremezsiniz" diyorlar. Yani aynı kadın, Fazilet heyetinden ayrı olarak gelip Ata'yı ziyaret edebilir, saygı duruşunda bulunabilir, isterse bir Fatiha okuyabilir. Nitekim başı örtülü yüzbinlerce kadın Ata'mızı her gün ziyaret ediyor. Bu uygulama bana pek doğru gelmiyor. Benzer uygulama Meclis'te de yaşanıyor. Meclis'te sadece Genel Kurul'a başı kapalı girmek yasak. Bunun dışında her yer serbest. Örneğin MHP'nin kadın milletvekili Genel Kurul'a girerken başını açıyor, buna karşın kanunların hazırlandığı komisyonlara, kendi partisinin grup toplantılarına, basın toplantılarına, yemek yemeğe, bahçede gezmeye başı örtülü gidiyor.

Bu biraz şekilcilik olmuyor mu?

Magandalığın bu kadarı
Televizyonlarda dehşetle izlemişsinizdir siz de. İstanbul'da iki İngiliz'in ölümüne neden olan futbol katillerinin duruşmasında yine "bildik" sloganlar atılıyordu. Sanıkları "Türkiye sizinle gurur duyuyor" diye karşılayan bir grup işlenen cinayetten ne kadar mutlu olduklarını sergilediler. Magandalığın bu kadarına da pes. Neyse ki Türk halkı vatanı sevmekle, şiddeti ayıracak kadar aklıselime sahip.

Oy deposu görmek
Siyasiler anlaşıldığı kadarıyla Galatasaraylı görünmenin "politik fayda" sağlayacağına inanıyor. Galatasaray dışındaki takımları tutanların da büyük zafere ortak coşkuyla katılmasını herhalde "herkes Galatasaraylı oldu, ona ne yapsak kamuoyundan olumlu tepki alır" olarak değerlendiriyorlar.

Bir kere bu yanlış. İkincisi; Galatasaray son birkaç yılın flaş takımı, doğrudur üstüste alınan şampiyonluklar pekçok kişiyi Galatasaraylı olmaya teşvik etti. Ama unutulmamalı ki, Galatasaraylı olanların büyük çoğunluğu 10- 17 yaş arasındaki çocuk ve gençler, yani oy kullanmaları mümkün değil.

Seçim gelir çatar, kimsenin aklında Galatasaray'a verilen maddi desteklerin izi kalmaz, herkes yine bildiği partiye oy verir, ona göre.

VİP konusunu hiç unutmadım
Okurlar soruyorlar "Hayrola çok uzun süredir VİP konusunu yazmıyorsun, değişen birşey yok, yoksa sen mi değiştin?" diye.

Hiç unutmadım, nasıl unuturum.

Bir avuç ayrıcalıklı kişiye devlet eliyle sağlanan bu garabete son verilmesi için dürüst, haksever, ayrıcalık karşıtı Başbakanımızın talimat vereceğini sandım uzun süre saf saf.

Kendi yolculuklarında VİP salonlarını kullanmayan bir Başbakan'ın bu ayrıcalığı kaldıracağı bekledim, ama nafile. Her şey sözde olur bizde biliyorsunuz.

Şimdi yeni bir umut doğdu. Ayrıcalıklara ne kadar karşı olduğunu her fırsatta gösteren yeni Cumhurbaşkanımız Ahmet Sezer'in konuya el atacağını umuyorum.

THY'de Business Clas
Bu arada, daha önce de yazmıştım, ama tekrarlamakta fayda var. THY iç hat seferlerinde sadece Ankara bağlantılı seferlerinde Business Clas uygulaması yapamıyor.

Neden biliyor musunuz; çünkü Ankara seferlerinde hep milletvekilleri, genel müdürler, paşalar oluyor. Eğer uçakta Business Clas olursa, bu zevatın ön sıralarda oturması mümkün değil, çünkü hiçbiri Business bileti almıyor. O zaman da sorun çıkıyor.

THY de çözümü Ankara'ya giden uçaklara Business Clas koymayarak çözmüş oluyor. Dünyanın hiçbir ülkesindeki yönetim kendi milli havayolunu böyle baltalamaz.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır