kapat

25.05.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )


"Türküm, doğruyum, çalışkanım..." laf ola beri gele...

21. Yüzyıl'la birlikte Türkiye'nin de artık iyiye doğru gitmekte olduğu kesin...

Bunu da nerden çıkartıyorsun demeyin; 20. Yüzyıl boyunca sürmüş olan oligarşilerin, gencecik beyinleri betonlaştırma ve "düşünme dışı bırakma" şahmerdanları, iyiden iyiye alay konusu olmaya başladı.

Geçen haftanın sonunda Köyceğiz'deyken, bizim özel ve yerel müsteşar Mehmet Çulhacı, her sabah olduğu gibi yine saat 7'de getirdi tüm gazeteleri.

Hürriyet'in ilk sayfasının sol başında "Küfürlü ant" diye tek sütunluk bir haber vardı.

Çanakkale'deki ilkokullardan birinde, sanırım 19 Mayıs törenleriyle ilgili olarak, kürsüye çıkarılmış olan 11 yaşındaki 5. sınıf öğrencisi bir kız çocuğu, 70 yıllık mahut antı tekrarlarken:

- Türküm, doğruyum, çalışkanım. Ülküm yükselmek... ananızı s...mektir, deyivermiş...

Aman ne kadar çok güldüm, ne kadar çok...

Akşama kadar kime rastladıysam, tekrarlayıp durdum aynı haberi...

Taşlaşıp kalmış, basmakalıp resmi bir okul töreninde, 11 yaşındaki bir kız çocuğunun, böyle bir dil sürçmesini gündeme getirmiş olması bile, Türkiye'nin iyiye doğru gitmekte olduğunun somut bir göstergesi...

Aynı konunun üstünde Ali Sirmen, Kürşat Bumin, Sabah'taki dünkü kıvrak yazısıyla Can Dündar da durdular...

Geçen yüzyıl boyunca, her genç kuşağın kafası; lafıgüzaftan ibaret, iyice klişeleşmiş bir hamaset ve övünme koşullanmasıyla betonlaştırıldı da ne oldu?

Yaratıcı beyinler mi fışkirdı Türkiye'den?

Adam başına düşen ulusal gelir ortalaması, 3 bin doların altına düşmedi de, 20 bin doların üstüne mi çıktı?

Arazi ve kredi yağmalarıyla çarpık kentleşmeler mi engellenebildi.

Her sabah ilkokullardaki bayrak törenlerinde, çocukları hep bir ağızdan "Türküm, doğruyum, çalışkanım..." diye bağırta bağırta Türkiye, "yaşam kalitesi" açısından Kanada'nın 85; Yunanistan'ın da 65 basamak altına yuvarlandı.

Gerçek bu iken, hangi irade yine de sürdürüp götürdü ilkokul çocuklarını hep bir ağızdan bağırtıp durmayı?

Evrensel kriterler açısından bakıldığında, Mussolini döneminden kalma böyle demode bir tabloda; sade umursamazlıkla sorumsuzluk değil, aynı zamanda bir zekâ eksikliği de ortaya çıkmıyor mu?

Kişilerin şayet evrensel nitelikte bir meslekleri yoksa, ırklarıyla övünüp durmaları hiç bir artı getirmez ekonomiye...

"Doğruluk" ise görecelidir. Örneğin babalarla anneler, çocuklarına öğüt verirken doğruyu söylediklerine inanırlar. Ola ki, o sırada saçmalıyor ve çocuklarını çağdışı rotalara doğru yönlendiriyorlardır. Tıpkı "Büyüklerin sözünü dinle" gibi... Hayatı kimseye model olacak bir kalitede geçmemiş bir yaşlının sözünü, ne diye dinlesin ki çocuk?

70 yıldır çocuklar her sabah bağırıp duruyorlar, "Türküm, doğruyum, çalışkanım..." Ve Bütçe'den sadece binde 8 pay alan Adalet Bakanlığı'nın, 3 bin mahkeme binası eksiği bir yana; bir de mahkemelerde yargısı sürüp giden 10 milyon dava dosyası var...

Göstermelik içi boş demagojilerle, kanatları büyümüyor toplumların.

Önemli olan saydam bir tutarlılıkla, tabu ve dogmalara karşı "düşünme kapasitesi"nin gelişmesi...

Görünen o ki, 21. Yüzyıl'ın Türkler'i; bir süre sonra kıçlarıyla gülecekler 20. Yüzyıl'a ve 20. Yüzyıl'ın anlamsız salaklıklarıyla, anlamsız cart curtlarına...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır