


Utanç maddesi!
Aslında Anneler Günü için, bir tek ulusal armağan var:
O, utanç maddesini kaldırmak.
Kaldırmak ve, bir dahaki Anneler Günü'ne kadar, annelerimizin daha az felakete uğramalarını sağlamak.
Ülkemiz, Kurtuluş Savaşı'nda verdiği şehitin üç katını her yıl yollarda veriyor.
20 yılda teröre verilen toplam kurbanın yarısından fazlasını, trafik, 12 ayda alıyor.
Yılda 15 binden fazla insanımız ölüyor.
Bunun iki- üç katı da sakat ve yatalak kalıyor.
Analar ağlıyor, her gün ağlıyor, hep ağlıyor.
Ve Trafik Yasası'ndaki o utanç maddesi, öylece orada duruyor.
MADDE MADDE
Alkol ile trafik cinayetleri arasındaki bağı, en az beş bin yurtaşımızın cesetiyle istatistikler her yıl sergiliyor.
Siz, "kafa çekmeyi" bir kollektif spor olarak gören, bıkkın, bıçkın, yılgın milyonlar değilse bile yüz binlerin yaşadığı, genlerindeki at mahmuzlama dürtüsünü ancak gaza basarak aşabilen, belediye otobüs şoförlerinin bile, zilzurna yakalandıklarında, polise, "Ayık kafayla bu trafik çekilir mi abi?" diyebildiği bir ülkede, böyle bir maddeyle trafiği nasıl uygarlaştırabilirsiniz?
Lütfen şu maddeye bakın!
Madde 48: "Uyuşturucu maddeleri almış olanlarla, alkollü içki almış olması nedeniyle, güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri...
Uyuşturucu maddelerin cinsleri ile alkollü içkilerin etki dereceleri ve kandaki miktarları tespit usulleri ve muayyene şartları hazırlanacak yönetmelikle Sağlık Bakanlığı'nın görüşüne göre düzenlenir."
Yasa maddesi değil, tehlikeli madde mübarek!
Bu maddeyi nasıl tercüme etmeli?
a) Türkiye'de direksiyona çıkmamak şartıyla, acaba uyuşturucu kullanmak serbest mi?
b) Bu maddeye göre, sarhoş olsanız da, güvenli sürme yeteneğiniz varsa, araç kullanabilirsiniz! Bu yeteneği elbette direksiyona çıkanın kendisi ölçeceğine göre, gerisi ölü-yaralıyı sayıp hasar tespiti yapacak trafik polisine kalıyor.
c) Bu maddeye göre, uyuşturuculu veya alkollü de olsanız karayolları dışında, yani sokak aralarında, site ve kampus gibi geniş alanlarda, köyde, kırda bayırda (hele de bu 4X4 çağında) direksiyon sizindir!
d) Ayrıca bu madde, uyuşturucu ve alkol alanların özel durumlarını ve haklarını, ayrıca düzenlenen Sağlık Bakanlığı yönetmeliğiyle güvence altına alıyor. Kim demiş tam hukuk devleti olamadık?
Kepazeliğin belgesi mi olur? diyenler, yürürlükteki 12 Eylül döneminin son günlerinde çıkarılan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na bakabilirler.
GÖSTERGE VE SONUÇ
Ülkemiz, dünyada araç sayısına göre, ölümle sonuçlanan en fazla trafik kazasının olduğu 10 ülke arasında yer alıyor.
Her yıl sürekli artan trafik cinayetleriyle de konumunu perçinliyor.
Alkol (ve maddemiz akıllara soktuğu için) uyuşturucu alarak araç kullanmak aslında topluma karşı bir işlenmiş suç.
Bunun için bütün uygar ülkelerde sarhoş araç kulananlara para cezasından önce hapishane ve tımarhane cezası veriliyor.
Bizde söz konusu utanç maddesi yüzünden bu suç özelikle büyük kentlerde giderek yaygınlaşıyor.
Istanbul'da üç aylık trafik denetimlerinde yakalanan ölçü dışı sarhoş sürücü sayısı 12 binin üzerinde.
Devlet Yasadaki utanç maddesi bu suça iştiraktir.
Üç kişi bir masaya oturup, 2 büyük 1 ufak devirdik demeyi masa tenisi türünden bir spor gibi gören bir toplumda, alkol alıp direksiyona çıkmayı kandaki "promil derecesine" bağlamak, devlet eliyle bu cinayetlere iştiraktir.
Dünyanın en saygın gazetelerinden Le Monde, trafiği geçenlerde hem başsayfa, hem de başyazı konusu yaptı.
Trafik konusundaki gevşeklik ve umursamazlıkların, aslında genel bir toplumsal bozukluğun hem sonucu, hem de göstergesi olduğunu örneklerle ortaya koydu.
Fransa dünyada en çok aracın olduğu ülkeler arasında.
Ama, sarhoşların en fazla trafik cinayeti işlediği ülkelerden birisi değil.
Çünkü mevzuatında o tür utanç maddeleri yok.
BİR ŞİŞE YAPTIRIM
1 Ocak 2000'de, o utanç maddesinin yaptırımları yeniden düzenlendi. (Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği, RG:23880)
"İzin verilen"in üstünde uyuşturucu ve alkol alıp da araç kullananlara kesilen para cezası 34 milyon 800 bin liraya çıkarıldı.
Suç 2. hatta 3. kez işlense bile, bu ceza aynı kalıyor.
Dünyada sarhoş katil adaylarını, iyi marka bir şise viski parasıyla korkutacağını sanan bizimki gibi bir başka yufka yürekli devlet daha var mıdır?
Ama yine de hakkını yememek gerek.
Devletimiz, 3. kez yakalanma halinde, sarhoş veya uyuşturuculu sürücülere 15 de ceza puanı veriyor. Ayrıca gerekirse ve verilebilirse, 60 güne kadar da, hafif para cezasına çevrilebilen, hafif hapis cezası da öngörüyor.
Elbette bütün bu cezalar için sayın sürücü belli bir oranın üzerinde alkol ve uyuşturucu almış olmalı, yani zilzurna, kör kütük veya küfelik olmadan önceki bir durumda bulunmalı.
Hepsinden önemlisi de yakalanmış ve "promoli" belirlenmiş olmalı.
ÇAĞRI NOTU
Bu köşenin yazarı, Anneler Günü'ne artık, bir başka dünyada taraf olan annesine de armağan olun diye, o utanç maddesini, geçen dönemde yasadan silmeye çabaladı.
Yeterli imza ile TBMM Başkanlık kürsüsüne kadar dayandı.
Ama alkol yasağının motorlu araçlar dışına da taşabileceği vehmini taşıyanlarla, "içkili araç kullanmak bir sosyal zorunluluktur" diyenlerin örtülü koalisyonu yüzünden başarılı olamadı.
Eğer, içkili araç kullanmakla, müstakbel bir cinayetin faili olmak arasındaki bağı görüyorsanız;
Toplumsal silkinişin, trafikteki ciddiyetle bir noktaya ulaşabileceğine inanıyorsanız;
İçkili araç kullanmanın sosyal zorunluk olma niteliğinin, 3-5 milyon liralık bir taksi ücretiyle aşılabileceğini düşünüyorsanız;
Hele de bir yakınınızı, sarhoş bir sürücüye kurban vermişseniz bu köşeye lütfen yazın.
Utanç Maddesi'ni birlikte silelim!