kapat

15.05.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )


Kent kültürü benim neyime?

İzmir'in ahalisi bir tuhaf.. Bana kent kültürü üzerine akıllar soruyorlar ki "Bulmuşlar sağır, dilsiz rehberi.. Yedi iklim yol sormaktalar.." lafından farkı yok.. Gerçi söyledik bir şeyler ama ipe dizip kurutamazsın..

Bunlar hep Nebil'in işleri.. Önüme dikildi.. Pat diye "Abi, İzmir'e gider miyiz?" diye sordu.. "Sen, ben, Arif abi, bir de Çetin Abi.."

Saydığı sonuncu isim bir büyük ustamız, Çetin Altan ağabeyimiz.. O'na da yapmış teklifi.. O da sağolsun hem kabul etmiş hem de "Selahattin de gelsin.." diye talimat vermiş..

Adını verdiklerinde gitmemek olmaz.. Üstelik yakın arkadaşlarımızdan yazar Ünal Ersözlü, orada.. Başkan Ahmet Priştina'nın basın işlerine bakıyor.. Hal böyle olunca mecburen "Geliriz.." dedim ama işin konuşma faslı aklıma geldikçe de içim içimi yemeye başladı..

***

Ben milletin önüne çıkıp konuşmaya talimli değilim, öyle bir yeteneğim de yok.. Ne konuşacağım?

Nebil Özgentürk "Bizimle konuştuğun gibi konuş, bir konuya odaklanman şart değil.." diyerek içimi rahatlatmaya çalışıyor ancak nafile.. Daha yola çıkmadan bağlama teli gibi gerildim..

Üstelik İzmir'e indiğimizde gazetelere verilen ilânı görmeyeyim mi! Konuşmanın konusunu ev ödevi verir gibi orada açıklamışlar.. "Kent Kültürü.."

Bre Ünal Ersözlü! Madem beni milletin önüne çıkarıp yakmaya karar verdin, bari konuşma konusu olarak hiç aşina olmadığım bir kavramı seçseydin.. Mesela "Mercan kayalarının ürettikleri planktonları senkronize salması.." türünden biyolojik bir konu..

Ormanın adam azgını..
Böyle ağır bir konu söz konusu olduğunda milletin yüzüne bön bön bakıp susma hakkınız doğar.. Çok ısrar ederlerse "Akşam elektrikler kesikti, çalışamadım.." der işin içinden çıkarsın..

Lakin "kent kültürü" gibi başlığı, insana birşeyler çağrıştıran konu seçmek tam bir tuzaktır.. Herkes birşeyler bildiğini zanneder, saçmalar.. Dinleyen de senden daha fazlasını bekler..

Sadece iki kuşaktır şehirde yaşayan bir ailenin çocuğuna, metropol adayı bir kent hakkında vaaz verdirmek işi; ancak kente ondan bir kuşak önce gelmiş başka bir köylü çocuğunun aklına gelir..

Hayır, ağzımız iyi kötü laf yapıyor.. Çıkarız milletin önüne, birşeyler söyleriz.. O zaman da dinleyenler halimize bakıp, güler.. İçlerinde Teslim Abdal'ı bilen varsa söylediklerini aklına getirip, bizi içinden tiye alır.. Aşık da vaktiyle öyle yapmış.. Sazını eline alıp;

- "Ormanda büyüyen adam azgını, çarşıda pazarda insan beğenmez.." diyerek başlamış tellerine vurmaya.. Türkünün öbür ucundan;

- "Kırık çanağı yok ayran içmeye, kahveye gelir de fincan beğenmez.." deyip, çıkmış..

Tutup da sesimizi biraz dik çıkarsak şiirdeki "Adam azgınından" farkımız kalmayacak..

***

Üstelik bir ortamın kültürü başka bir ortamın kültürüne uymaz.. Ben onca zamandır İzmir'e gelip giderim, bu şehir her haliyle bana aykırı gelir..

Yaz sıcağını iki kat arttıran felaket bir yapılaşma, ithal neskafeyi andıran kahverengi bir deniz.. Ağaçsız yeşil alanlar.. Futbolu fazla sevmeyen ahali için yapılmış Türkiye'nin en büyük stadyumu..

Gecekondu kültürümüzün asimetrik estetiği ile önceki asırdan kalma kolonel mimarinin birbirine karışmış çizgileri..

Bunlar hep içimi bunaltır.. Ancak karşılaştığım, konuştuğum bütün İzmirliler hayatından memnundur..

İzmir üzerine konuştuğunuzda şikâyet edecekler sanırsınız, onlar oturup şehirlerini överler.. Siz de dinlerken, söylenenleri anlamayıp; Afrika ormanında karşılaştığı yerli ile tartışan İngiliz Lord'una dönersiniz..

Tamtam neden çalınır?
İngiliz Lord'u gezmek için Afrika'ya gitmiş.. Niyeti en otantik, en bakir yerleri bulup dolaşmak, kara kıtayı bir turist gibi gezmek değil, bir serüven adamı gibi keşfetmek..

Lord'u tutup, ilkel kabilelerin yaşadığı, medeniyetten uzak bir yere götürmüşler, kampını da burada kurdurmuşlar.. Adam yanına aldığı rehber ve birkaç muhafız ile yerli köylerini dolaşmaya başlamış..

Saz kulübelerden yapılma bir köye rastlamış.. Köyü dolaşmış, insanlara bakmış.. Köyün öbür ucunda, hafiften açık araziye bakan bir yerde çıplak bir zenciyi kütükten yapılma tamtamın başında görmüş..

Adam elindeki ağaçtan tokmağı biteviye kütüğe vuruyor.. Dikilmiş başına, onun çıkardığı ritmik gürültüyü bir süre dinledikten sonra:

- "Neden tamtam çalıyorsun?" diye sormuş.. Yamyam kütüğe vurmayı kesmeden cevap vermiş:

- "Köyümüz susuz kaldı.. Onun için çalıyorum.."

İngiliz elindeki pipoyu ağzına götürüp bir nefes çekerken, bilgiç bilgiç gülümsemiş..

- "Yani mevsim kurak geçti, nehirler kurudu.. Su kalmadı.. Sen de tamtam çalıp ruhları yardıma çağırıyorsun.. Aklın sıra dua ile yağmur yağdıracaksın öyle mi?"

Yerli tamtamını çalmayı sürdürürken, bilgiçlik taslayan İngiliz'e şöyle bir yan bakış fırlatmış..

- "Hiç alâkası yok.." demiş.. "Ben tesisatçıyı çağırıyorum.."

***

Fuar'ın içindeki Kültür Merkezi'ne gittik.. İzmirliler'in karşısına çıkıp çok bilmiş İngiliz Lord'u gibi terslenmeyi, makaraya sarılmayı göze alıp konuştuk..

Başkan Priştina'ya yaranmak için övmeye, boyundan posundan başladık.. Vali Bey'e yaranmak için "Kemal Bey gibi gelmedi vali, ona duacı bütün ahali.." dedik..

İzmir için de iki satır üstüste koymamız icap ettiğinden "şehri kundaklamalarını" tavsiye ettik.. Şehircilik açısından tabii..

Hesabıma göre İzmir'i düzeltip, yaşanır hale getirmek için harcanacak para; şehri yaktıktan sonra yeniden inşa etmeye harcanacak paradan çok daha fazla.. Ayrıca şehir itfaiyesi de tatbikat yapmış olur..

Verdiğim aklı tuttular ki bol bol alkışladılar.. Dinleyicilerden gelen bütün sorulara, biri hariç, uygun cevaplar verdim..

Sadece "En cazip erkek unvanınızı Ahmet Mete Işıkara'ya nasıl kaptırdınız?" diye sorduklarında ışığa tutulmuş tavşan gibi donup kaldım.. Gerçekten de bu iş çok ağırıma gidiyor..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır