Kısmet ayağınıza kadar gelmiş, tepiyorsunuz. Top değil ki bu, nesne değil ki. Neyi tekmeliyorsunuz? Galibiyet zaten yetmiyor. Averaj lazım. Rakip kaleye gitmiyorsunuz. Söyler misiniz çocuklar "Daha ne bekliyonuz!"
İki takım da adam adama oynadı. Alanları kullanan ya da savunan yoktu. Herkes kişisel beceriler peşinde. İkili mücadele bol, dolayısıyla faul de çok. Beşiktaşlı futbolcularda Scala'ya görünmenin mi yoksa ufak da olsa şampiyonluk şansının mı stresi var anlamıyoruz.
Fenerbahçeli genç Tufan istikbal vaad ediyor. Ama sağ kanatta değil. Yaptığı kademe hatalarıyla Münch'e oynayacak geniş bir alan yarattı. Ancak Münch'ün çizgiye kadar inip topu geriye çıkarması anlamsız. Rakip kaleci ile defansın arasına yuvarla topu. Beyaz formalı biri dokunsun gol olsun. Beşiktaş'ta hakkında iyi yazılacak futbolcu yok gibi. Seneye gideceklerin listesi de çok gibi. Defansa kesinlikle yabancı şart. Hem de bir değil, iki tane. Bir stoper, bir libero. Ve orta sahaya Tayfur kadar koşan bir adam. Beşiktaş'ın bütün ihtiyacı bu. Kulübeye de oyununu kaderini değiştirecek adam lazım.
Fenerbahçe'de Ogün hatasız, Johnson deparlı, Preko da golcü. Sahada adından en çok söz edilen adam Alpay. Hem oynadığı futbolla, hem yaptığı el kol hareketleriyle. Bu maçı Alpay'a endekslemek yanlıştı. Şampiyonluğa giden bir takımın rakip oyunculardan biriyle uğraşmasına gerek yoktu.
İki teknik adam Turhan Sofuoğlu derbi kaybetmemiş, Briegel de kazanmamış. Briegel'i alkışlarla uğurluyoruz. Turhan Sofuoğlu'na alkışlar yetmez. Göreve devam etmesi lazım. Hiç değilse yardımcı olarak.
Beşiktaş'ı da, Fener'i de yeni sezonda zor günler bekliyor. İkisi de istikrarsız. Bunu da sadece koşan dinamik bir ekiple sağlayabilirsiniz. Scala tek bu maçta Beşiktaş ile ilgili gerekli bilgiyi edinmiştir. Diğer maçların fazla bir farkı yoktu. Rahat bir sezon geçirmedik. Arif olan anlar!