Makro balayı bitti: Sıra mikro konularda
Ortada çok belirgin nedenler görünmemekle birlikte geçtiğimiz hafta hem bono hem de hisse senedi piyasası tedirgin idi. Bu durum kısmen dış piyasalardaki tedirginliklerin bir yansıması olmakla birlikte iç etkenler de önemli bir rol oynadı.
Bunlar arasında en önemlisi üçüncü cep telefonu lisansı satış anlaşmasının gecikmesi ve lisansı alacak konsorsiyumun İtalyan ortağının taleplerinin pürüz yarattığına ilişkin haberler.
Daha genel olarak, hükümetin cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasında hala ekonomi gündemine konsantre olamamasından bahsedilebilir.
Örneğin IMF niyet mektubunda söz verilen fon tasfiye işleminin ilk aşaması henüz tamamlanmadı. (Bunun Şubat'ta yapılması öngörülmüştü.) Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri'nin yeniden yapılandırılmasına yönelik yasa taslağı da benzer şekilde Parlamento'da. (Bunun da Mart'ta tamamlanması gerekiyordu.) Ayrıca Vakıfbank'ın çoğunluk hisselerinin özelleştirilmesi ve diğer üç büyük kamu bankasının yeniden yapılandırılmasına yönelik somut bir eylem planının ortaya konulması da beklemede.
Tüm bu icraatların gerçekleşmesi sadece IMF ile ilişkiler için değil, iki ayrı Dünya Bankası kredisinin işlerlik kazanması için de gerekli. Ancak, konunun önemi gelecek kredi parasından daha öte: Gözlediğimiz kadarı ile Türkiye ile Dünya Bankası ilişkileri limoni olursa bunun IMF ile ilişkilere yansımaması mümkün değil. Dolayısıyla, artık işin zor taraflarına girilmesi kaçınılmaz. Yani gerçekleştirilmesi hem politik kararlılık hem de kolları sıvayıp çalışma gerektiren mikro konulara sıra geldi.
Sanayi üretimi kafaları karıştırdı
Geçtiğimiz hafta başında Mart ayı sanayi üretim verileri yayınlandı. Yıllık yüzde 1'lik büyüme hızı beklenenin altında kaldı. Ancak, yılın ilk iki ayında daha yüksek büyüme gerçekleştiği için, ilk çeyrekteki artış düşük Mart rakamına rağmen yüzde 3.6 oldu. Detaylara ilişkin gözlemler şunlar:
* İmalat sanayii sektöründeki büyüme aslında daha da düşük ve yalnızca yüzde 0.2.
* Geçen yılın ilk aylarında en hızlı daralan sektörler bu yılın ilk aylarında genellikle en hızlı büyüyenler. (Dolayısıyla, bir ölçüde aritmetik bir unsur da var.) Tekstil, giyim, taşıt araçları ve ana metal sektörleri ilk çeyrekte iki haneli büyüme gerçekleştirmişler.
* Yukarıdaki hususun önemli bir istisnası, metalik olmayan mineral madde (seramik, tuğla vb.) imalatı. Çünkü bu sektörde geçen yılın negatif büyüme eğilimi bu yılın ilk üç ayında da devam etmiş. Bu durumun inşaat sektöründeki durgunlukla alakalı olduğunu hatırda tutmak gerekli.
* Diğer taraftan petrol ve petrol ürünleri sektörünün henüz deprem etkilerini üzerinden atamadığı da görülüyor. Bunun önemi, petrol sektörünün yüzde 15 payı nedeniyle imalat sanayiinin tümüne ilişkin rakamı aşağı çekmesi.
* Bu arada, gelecek ay Mart rakamlarının yukarıya doğru revize edilmesi olasılığı da var. Mart ayı bütçe gerçekleşmelerinin detayları (Örneğin KDV tahsilatı) Mart ayının önceki iki aydan daha zayıf olmadığını gösteriyordu.
Parasal büyüklükler enflasyona paralel
Nisan ayı sonu itibariyle parasal büyüklüklerin seyrine baktığımızda aşağıdaki gözlemleri yapmak mümkün:
* Parasal büyüklüklerin yıllık büyüme hızları yıllık enflasyon rakamlarından epeyce yukarıda. Ancak, Aralık ayından sonraki dört ayda enflasyon rakamlarına yaklaşmışlar.
* M2'nin yılbaşından beri yalnızca yüzde 3 büyümesi, buna karşılık reponun hızla artması TL mevduattan çözülen paranın repoya kaydığını gösteriyor. Parasal büyüklük olarak M2'nin bir hayli yanıltıcı olduğunu söyleyebiliriz.
* Dolayısıyla, M2Y+repo olarak tanımladığınız parasal büyüklüğe bakılması gerektiği düşüncesindeyiz.
* M2Y+repo rakamının yılbaşından beri yüzde 17'nin biraz üzerinde arttığı görülüyor. Bunun içindeki DTH rakamının off-shore hesaplardan yurtiçine geri dönüş nedeni ile biraz hızlı artmış olduğu dikkate alınırsa, bu çok yüksek değil. Özetle, parasal büyüklükler enflasyonu düşürme hedefine paralel bir seyir içindeler.
Geleceğe yönelik son bir çıkarsama ise Nisan ayı ile ilgili. Grafikte görüldüğü üzere, geçen yılın Nisan ayında sanayi üretimi yılın en yüksek değerine ulaşmıştı. Dolayısıyla, bu yılın Nisan ayındaki büyüme oranının düşük hatta eksi çıkması şaşırtıcı olmayacak. Ancak, yine grafiğe bakarak, Haziran sonrasında rakamların aritmetik olarak yüksek çıkma eğiliminde olacağı da söylenebilir. Tabii bu işin aritmetik tarafı. Ama gerçek anlamda da büyümenin ikinci yarıda daha canlı olmasını bekliyoruz.
EMİN ÖZTÜRK
|