- Katıldığım televizyon programlarında duygularımı anlatmaya çalıştım. Anlatmaya çalıştım, diyorum, ben her yerde rahatlıkla şarkı söyleyebilirim ama kendimi anlatamıyorum. Neyse ki gelen fakslar, e-mail'ler anlaşıldığımı gösteriyor. 29 yaşındayım. 20 senedir bu camianın içindeyim. Önemli başarılara imza attım. Hayatta böyle bir şey yaşayacağım aklıma gelmezdi.
* Böyle bir ilişkiyi hatırlamadığını söylüyorsun sürekli. Bu durumda insanın aklına iki şey geliyor; ya çok kadınla birliktesindir ya da sarhoş olmalısındır.
- Ben içki içmem. Çok kadınla da birlikte değilim. Yine de insanın her anını, her saniyesini hatırlaması mümkün değil. Hatırlamış olsam, hatırladığımı söylerim.
* Ünlü birisin. Hayranların var etrafında. Dokunmak, sarılmak istiyorlar. Yatmak isteyenler de var aralarında.
- Ama ben bu konularda çok dikkatliyim. Özel hayatıma çok dikkat eden biriyim. Çok düzgün bir yaşamım var. İnanın bana, hafızamda ve beynimde böyle bir ilişki yok. Bu yüzden nasıl olduğunu ve ne düşünüldüğünü, ne yapılmaya çalışıldığını hakikaten bilmiyorum. Olsa gerçekten söylerim. Bütün içtenliğimle çıkıp konuşmaya çalışıyorum.
* Hamileyken haberin olmadı mı?
- Hayır. İlk karşılaşmam ve duymam, yaşlı bir hanım, bilmiyorum kim, akrabası olabilir, elinde bir çocuk, kundakta ve bu hanımefendi. Benim yerime koyun kendinizi. Karşınıza böyle biri çıksa, ne yaparsınız?
* Şok olurum elbette. Ama 'olmaz bir olay' değil. Erkek açısından bakınca; bir gecelik bir ilişkiden çocuk sahibi olunabilir ve bundan yıllar sonra haberdar olabilir.
- Benim burada kafama takılan başka bir şey var ama. Kullanmak ve kullanılmak. Şüphe. Sebep. Şöhret. Emrah. Para...
* Ünlü olmanın bedeli bu...
- Ben artık ünlü insanların konuşmasını istiyorum. Ünlü olmak hata mı? Emrah neden kullanıldığını soruyor. Ünlü olduğum için neden ben kullanılıyorum? Neden benim param var diye başıma bunlar geliyor? Bir insanın benden bir şeyler koparmaya çalıştığını siz neden düşünmüyorsunuz?
* Düşünelim. Ama çocuk sana çok benziyor.
- Bir kadın düşünün. Mahkeme mahkeme dolaştırıyor çocuğu. Annenin vasfı, düşünceleri çok önemli.
* Bir yakınlık, bir sevgi duymuyor musun?
- Duymuyorum. Lösemili çocukları nasıl seviyorsam, öyle seviyorum.
* Çocuk senin olabilir. Ama bunu planlayarak yaptığı için, yani kullanıldığın için tepki duyuyorsun.
- Tersi mümkün mü zaten? Yalan söylemenin bir anlamı yok ki? Bana iyi gözle baksınlar diye, yalan söyleyemem. Yüreğimdeki duyguları anlatıyorum. Bana kimse bir şey sormamış bu çocuk doğarken...
* 'Benim olabilir mi?' diye düşünüyor musun?
- Benim kendime güvenim var. Yüreğimden, vicdanımdan bu kadar emin olmasaydım bu dava, bu kadar devam etmezdi. Ortada bir çocuk var. O çocuğun durumunu düşünebiliyor musunuz? Hiç tanımadığım çocuklara yardım ettim ben. Davanın sonucu ne olursa olsun yardım edeceğim.
* Yardımdan kastın ne?
- Bunu yargı kararını verdikten sonra söyleyebilirim. Onu benim vicdanıma bırakacaksınız. Burada mağdur olan bir Emrah, bir de Tayfun var.
* Nüfusuna alacak mısın?
- O da vicdanıma kalmış.
* Sevimli buluyor musun çocuğu?
- Mahkemelerde dolaştık ama bakmadım hiç.
* Gazete ve televizyonlarda görüyorsun ama.
- Ya, dünyadan haberi yok çocuğun.
* Baba olmaya hazır mısın?
- Çok yoğun çalışıyorum. Kaset, müzik, konser. Aile kurup, ona zaman ayıracak vaktim olduğunu düşünmüyorum. Buna hazır değilim henüz. Ama ben çocukları acayip seviyorum. Babalık davası hassas bir konu. Erkek aleyhine açılan bir dava olmasına rağmen, kadın açısından da sevimsiz. Evlilik dışı ilişkiye girdiğini kabullenmek, daha baştan suçlanmayı göze almak demek. Erkek babalığı reddettiğine göre, inkar için her yola başvuracaktır. En geçerli yol ise, annenin iffetsizliğini, birçok erkekle ilişki kurduğunu iddia etmektir. Bu demek değil ki, babalık davası açan her kadın haklıdır. Hamile kalmayı planlamış da olabilir. Yine de işin içinden çıkmak zor. Kadın ve erkek isteyerek birlikte oluyor. Eğer bu ilişki sonrası kadın hamile kalırsa kim suçlu? Veya bu bebekten kim sorumlu? Tamam, kadın önlemini almalı da, neden bunu yalnızca kadından bekliyoruz? Niye erkekler ilişkinin faturasını ödemeye yanaşmıyorlar? Bir de bu açıdan baksak konuya. Belki o zaman istenmeyen çocukların dünyaya gelmesini de engellemiş oluruz...
SEDA GÜLER