kapat

10.05.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
MURAT BİRSEL(mbirsel@sabah.com.tr )


Madem öyle işte böyle... MİT'e bir kardeş: DİM!

Dışardan fikir vermek ne kolay ve içerden yaptırmak ne kadar zor! Fikir benim fikrim değil...

Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakan, bilim adamı, diplomat olarak bu konuya değinen çok insan oldu, bir türlü sonuç gelmedi.

Nedir efendim konu?

Konu Milli İstihbarat Teşkilatı'na kardeş bir Dış İstihbarat Teşkilatı (DİM) kurulması.

Nasıl FBI var gözü içeri bakar, CIA gözü var dışarı bakar, o hesap.

Kuracaksın da iş bitecek mi?

İşin bu tarafı da zor, çoğu ülkede iç istihbarat ve dış istihbarat ayrı ama bu durumdan şikayet eden ve istihbaratın tek elde birleştirilmesi gerektiğini savunanlar var.

Öbür tarafta, "Bunlar ayrı uzmanlık alanları, koordinasyon olur ama farklıdır" diyenler var.

Ayrıca bu konuları Türkiye'yi yönetenler, istihbarat işinin içindekiler, bilmez/düşünmez/tartışmaz değil.

Lakin ortada bir gerçek var...

Son gelişmelerin de "iyice" ortaya koyduğu gerçek, komşularımızın (sadece biri değil, farklı zamanlarda hepsi) bizim üzerimizde -ölümüne- oyun oynadığı!

Biz sürekli savunmadayız, yani onlar içeriyi karıştırıyor, biz temizlemeye çalışıyoruz.

Yine karışıyor, yine temizliyoruz.

Maşa olarak hangi Türkler kullanılmış, yabancı hangi ajanlar Türkiye'de ne yapmış onları buluyoruz.

Kolay anlatabilmek için örnek vereyim...

Bizim bilgisayara virüs atıyorlar, temizliyoruz, yine virüs atıyorlar, yine temizliyoruz.

Suriye attı.

İran attı.

Yunanistan geçmişte attı.

Bulgaristan vaktiyle çok yaptı.

Rusya, Sovyetler dönemi, virüslere şenlik!

Biz ne yapıyoruz?

Her seferinde, "virüs tara", olmadı "system check", iş sarpa sararsa "reset"!

"Oraya gelir, o bilgisayarını kafana geçiririm" (İsral, bu tutumu "Suriye ile Türkçe konuşmak" olarak tanımlıyor) demedikçe durmuyorlar.

Her seferinde "Savaş!" diyecek halimiz yok ya, bilgisayarımıza atılan virüsleri temizleyen bir kurum yanı sıra, bizi virüsleyen bilgisayarlara virüs atacak bir yapıyı oluşturmak (madem öyle işte böyle) neredeyse bir bölge mecburiyeti...

Kötü mahalledeyiz vesselam, çağdaş dünya normları bizim sınırımızda başlıyor!

Topkapı Sarayı'nın gölgeli ihtişamı
Topkapı Sarayı'nı geziyorum, -kim bilir kaçıncı kez- hep "Muhteşem" diyor ama hep buruk ayrılıyorum.

1. Saraya giden yolda turistlere broşür satan çığırtkanlar var, "Madam, sör" diye başlıyorlar, madam turist oralı olmazsa arkasından bağırıyorlar: "Oh yavrum, yürüüü, salllaaa!"

2. Sergilenen eserlere sizi yönlendirecek işaret ve yol haritası bakımından Topkapı çok zayıf. Bir turist için neyin nerede sergilendiğini bulmak bilmece çözmek gibi.

3. Sergilenen eserler hakkında bilgi notları çok zayıf, Türkçe bilgi yetersiz o yetersiz bilginin tercümesi daha da kestirme. "Anlamasan da olur, bak gör işte" mantığı var.

4. Turistler bilgi diye kıvranıyor, bekçilere soruyor. Bekçiler iyi niyetli ama tek bildikleri -bilemedikleri için- "No no" demek. Oysa bu kadar sanat tarihi öğrencisi var, üniversite talebesi var, Topkapı'da staj yapsalar ve yardımcı olsalar ne olur?

5. Topkapı bakımsız lakin ihtişam -o bakımsızlığa rağmen- "Buradayım" diyor. Özel sektöre iki yıllığına yap işlet devret diye kiralasanız gerçek muhteşemliğine şaşırtıcı bir hızla kavuşur (vitrinler ve mücevherler konusunda bu tür çalışma var, değinmiştim, keşke bütün Saray'ı kiralasalar).

Turizm Bakanı'nından umutluyum...

Topkapı geleneğine uygun olarak -tebdil kıyafet- blucin, tişört, güneş gözlüğü, elde bilet kapıdan tek başına girdiğinde Topkapı'nın kaderi de Bakanlar Kurulu'nda masaya yatacaktır.

Anadolu Bilgeliği

Köylü kadın kocasıyla konuşuyor:

- Yarın biz evleneli tam 30 yıl olacak, bir koyun keserek kutlayalım ister misin?

Adam:

- Koyunun ne günahı var!

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır