
Kilit Tahran..
Türkiye, kendisine çeyrek yüzyıl kaybettiren terör-enflasyon sarmalının kanlı ve kirli zincirlerini nihayet kırıyor mu?
Başbakan Yardımcısı Bahçeli haklı:
Son 15 yıl boyunca PKK terörü ile mücadele etmek zorunda kaldık. Buna son yıllarda terörü vahşet boyutlarında uygulayan Hizbullah ve benzeri şeriatçı terör örgütleri eklendi.
Özellikle son bir yılda elde edilen başarılar, Türkiye'nin terörü tehdit boyutlarından çıkararak, ekonomik ve demokratik gelişme için uygun bir ortamı sağlamak yolundaki şansını ve ümitlerini arttırmıştır.
Kötü bir mahallede yaşıyoruz ve özellikle Güney ve Güneydoğu komşularımız Türkiye'nin bir özgürlük ve refah ülkesi olmasını istemiyor.
Çünkü öyle bir Türkiye, kendi rejimleri için tehdit oluşturacaktır. Suriye, Irak ve İran halkının özlemlerine örnek olacak bir Türkiye'nin yolunu kesmek o yüzden hepsinin ortak amacı haline gelmiştir.
Ve hepsi mücadele yöntemi olarak terörü seçmiştir.
Su götürmez gerçek
Türkiye'deki ekonomik, etnik ve dinsel çelişkileri kaşımak, silâhlı mücadeleye dönüştürmek, namertlik ve şerefsizliktir ama düşman için maliyeti en düşük savaş yöntemidir.
Nitekim uzun yıllar ucuza elde ettikleri maşalarla bize kan kaybettirdikleri gibi, toplumsal barışın şartı olan ekonomik kalkınma için değerlendirebileceğimiz on milyarlarca dolarlık kaynağı bize harcatmışlardır.
Bıçağın kemiğe dayanması ile patlayan Türkiye'nin gazabı Suriye'yi korkutmasaydı bugün Apo belki hâlâ Şam'daki efendilerinin hizmetinde olacaktı.
Şimdi sıra İran'dadır.
Uğur Mumcu suikastının aydınlatılması sürecinde sağlanan yeni bilgiler, şeriatçı terörün İran güdümlü olduğuna dair şüpheleri artık su götürmez gerçekler katına çıkarıyor.
Bu noktada hükümet, İran'a karşı yürütülecek politika konusunda son derece dikkatli olmak zorunda.
Şerefli bir ricat için
Türkiye'nin ihtiyacı, intikam almaktan çok önce bu uğursuz faaliyetin durmasını sağlamak ve Tahran yönetimine şerefli bir ricatın fırsatını açık bırakmaktır.
Atina'ya çok görülmeyen bu fırsat, PKK'ya yıllarca destek veren ve son olarak Apo'yu Kenya'daki Büyükelçiliği'nde saklarken suç üstü olan Yunanistan'la yepyeni bir dostluk ve diyalog dönemini açmıştır.
İran bir değişim geçiriyor.
Türkiye'deki Atatürkçü laik aydınlara yönelik suikastların peş peşe işlendiği dönemin egemenleri bugün Hatemi'nin önderliğindeki değişim rüzgârları ile sallanıyor.
Tahran'ı doğrudan suçlamak yerine, diplomasi olanakları içinde teröre karşı işbirliği kılıfına sokulacak bir yaklaşımın olumlu karşılık görmesi ihtimali vardır.
Bu olanak sonuna kadar kullanılmalıdır.
Şimdi önemli olan İran bağlantısıyla ilgili kanıtların, inkârı mümkün olmayacak sağlamlıkta toplanmasıdır.
Çünkü terörün kanlı yumağını çözen bilgilerin Türkiye'ye sağlayacağı güç şu anda her şeyden daha önemlidir.