kapat

10.05.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
İranlı katili teşhis etti
Mumcu suikastının gözcüsü Yusuf Karakuş'a MİT'in albümü gösterildi, Karakuş fotoğraftan teşhis etti: İşte Ankara'da buluştuğumuz üç İranlı'dan biri olan Azad.

Aralarında gazeteci yazar Uğur Mumcu'nun katil zanlılarının da bulunduğu 9 kişinin sorgulaması Ankara'da devam ederken maddi deliller de ortaya çıkmaya başladı. Türk Telekom aracılığıyla da telefon detay kayıtları incelenmeye başlandı. Sanıkların İran ve Almanya ile o tarihlerde telefon görüşmesi yaptıkları belirlendi. İran'daki telefon numaralarının bazılarının yerlerinin tespit edildiğini belirten yetkililer, Almanya bağlantısı üzerinde henüz bir gelişme olmadığını kaydettiler.

Sanıklardan Yusuf Karakuş'tan sonra Abdülhamit Çelik ve Mehmet Şahin de itirafçı oldular. Sanıkların "itirafçı" olabilmek için olayı başka faili meçhulleri de aydınlatacak şekilde detaylı olarak anlattıkları, somut bilgi ve belgeleri ortaya koydukları bildiriliyor.

DGM Savcılığı, 4 günlük yasal gözaltı süresi bu sabah sona erecek olan sanıklar için dün 3 günlük ek gözaltı süresi aldı. Sanıkların sağlık kontrolü Ankara TEM Şubesi'ne giden doktorlarca yapıldı.

İRANLI'YI TEŞHİS ETTİ
Mumcu suikastının gözcüsü Yusuf Karakuş, cinayet öncesinde, Ankara'da buluştukları üç İranlı'dan birinin Muhsin Karger Azad olduğunu fotoğraftan teşhis etti. MİT tarafından oluşturulan özel albüm dün Karakuş'a incelettirildi. Karakuş, cinayetten sonraki yıllarda İran Gizli Servisi SAVAMA adına çalıştığını ve kendisiyle bağlantı kurduğunu iddia ettiği bir başka İranlı "diplomat"ı da fotoğrafından tanıdı. Karakuş bu kişnin Muhammed Reza Behrouz Manech olduğunu söyledi.

HALEN TAHRAN'DALAR
Çetin Emeç suikastı ve Jak Kamhi'ye suikast girişimi ile İranlı rejim muhaliflerine yönelik kaçırma ve öldürme eylemlerine de adı karışan Azad "İstanbul Başkonsolosluğu muavin konsolosu" sıfatıyla ve 008166 numaralı diplomatik pasaportla 8 Şubat 1991'de Türkiye'ye gelmişti. Manesh de aynı sıfatla ve 0003640 numaralı diplomatik pasaportla 1995 Ocak'ında Türkiye'ye giriş yapmıştı. 1995'te İslami Hareket operasyonunda deşifre olunca Türkiye'den ayrılmak zorunda kalan Azad ve Manesh'in halen Tahran'da oldukları sanılıyor.

Abdülhamit Çelik, 96 yılında, 2 İranlı'nın öldürülmesiyle ilgili olarak polis tarafından gözaltına alındığında ifadesinde "Tevhid dergisinde yeni işe başladım. O tarihlerde İran Konsolosluğu'nda görevli Mohsen Karger Azad ile tanıştım. Birçok defa, Konsolosluk'ta görüştük. Bana İslami medya ile ilgili sorular sorardı. Ali Bulaç, Mustafa Karahasanoğlu, Yaşar Kaplan gibi yazarlarla ilgili bilgi aktarırdım. Yakın tarihe kadar görüştük" demişti.

SUİKAST TANIĞI POLİS BULUNDU
Öte yandan, suikast günü, Uğur Mumcu'nun oturduğu sokakta bulunan Tunus Büyükelçiliği'nde nöbetçi kulübesinde görev yapan Ankara Emniyet Müdürlüğü Hassas Bölgeleri Koruma Şube Müdürlüğü polisi Remzi Kahraman'ın fotoğrafı sanıklara gösterildi, ancak oyaladıkları polisin bu kişi olmadığını söylediler.

Bunun üzerine olaydan bir hafta öncesine kadar, bu noktada görev yapan bütün polislerin listesi çıkarıldı. Bu fotoğraflar da sanıklara gösterildi. Karakuş, bir fotoğrafı benzetti, ancak gözcülük yapan diğer sanık bu polisi teşhis edemedi. Polis memuru Remzi Kahraman'ın görev yaptığı Erzurum'dan Ankara'ya getirtildiği öğrenildi.

Tevhid-Selam grubuna yönelik operasyonlarda gözaltına alınanların sayısı 107'ye çıktı.

Ünsal ERGEL

Hizbullah'ın "Hasbahçe" kampı
MUMCU suikastı sanığı Yusuf Karakuş, ifadesini derinleştirdikçe, ilginç bilgilere ulaşılıyor. Karakuş, arkadaşlarıyla birlikte, Hizbullah sanığı Arif Tarı'nın İzmit'teki arazisinde eğitim gördüğünü itiraf etti.

Polis, 1998 Temmuz'unda Hizbullah'ın Tevhid grubu üyesi Tarı'nın arazisine baskın yaptı ve 12 kişiyle silah eğitimi yaparken yakalandı. Hizbullah'ın İlim ve Akabe grubu üyelerinin eğitim aldığı "Hasbahçe" adlı arazide atış poligonu da ortaya çıkarıldı. Bu arada Tarı'nın RP'den eğitim diploması ve Necmettin Erbakan imzalı 'Milli Görüş Üstün Hizmet Belgesi' aldığı da saptandı.

Karakuş, "Hasbahçe"de silah eğitimi aldığını itiraf etti. Eğitimde Mehmet Şahin, Mehmet Ali Tekin ve Arif Tarı'ya ait silahları kullandıklarını söyleyen Karakuş ifadesinde, kamptaki eğitimi şöyle anlattı: "Bosna-Hersek işgal edildikten sonra Arif Tarı'ya ait Hasbahçe'de 10-15 kişilik bir grup ile 15 günlük kamp düzenledik. Sonra Muzaffer Dağdeviren ile bir grup Bosna'ya gitti. Bu sırada topladığımız paraların tam olarak Bosna'ya gitmediğini, bazı arkadaşların özel işleri için kullanıldığını öğrendim. Bunun üzerine Tevhit cemaatiyle bütün bağlarımı kopardım."

Ulus Otel'de kaldılar
GAZETECİ- yazar Uğur Mumcu cinayetinde gözcülük yapan ve İstanbul'da gözaltına alınan Yusuf Karakuş ve Abdülhamit Çelik'in suikast için geldikleri Ankara'da Hacı Bayram Camii'nin yakınındaki Ulus Otel'de kaldıkları belirlendi. Edinilen bilgilere göre, Karakuş, Çelik'le birlikte suikasttan iki gün önce Ankara'ya geldiklerini, sabah erken saatlerde otobüs terminalinde 3 İranlı ile buluştuklarını, buradan Mumcu'nun evinin olduğu sokağa giderek keşif yaptıklarını söyledi. Karakuş, gece otelde kaldıklarını, ertesi gün de bombayı yerleştirdiklerini anlattı. Pişmanlık Yasası'ndan yararlanmak isteyen Karakuş'tan, ifadelerini destekleyecek kanıtlar göstermesi istenince Karakuş, kaldıkları otelin adını verdi. Bunun üzerine polis, otel kayıtlarını inceledi ve Karakuş'un verdiği ifadenin doğruluğu tespit edildi. Karakuş ve Çelik'le yüzleştirilen otelde o tarihte çalışan 2 personel de sanıkları teşhis etti. 1989'dan beri hizmet veren Ulus Otel'in sahibi Hilmi Karabulut ise, sanıkların otelinde kalmadığını iddia etti.

Düğün yalan çıktı
UĞur Mumcu suikastının zanlıları olarak gözaltına alınanlar arasında, İran'da SAVAMA ajanları tarafından terör eğitimi verilen Abdülhamit Çelik de vardı. İran Başkonsolosluğu'nda görevli "sakıncalı diplomat" Muhsin Karger Azad'la da ilişkisi bulunan, Aksaray'daki İranlı cinayetlerini üstlenen ve Hizbullah militanı olduğu gerekçesiyle sorgulanan Çelik, suikast sırasında Yusuf Karakuş ile birlikte gözcülük yapmakla suçlanıyordu.

DÜĞÜNÜMÜZ VARDI
Abdülhamit Çelik'in, Ankara'ya götürülmesinin ardından eşi Hülya Tuba Çelik ortaya çıktı ve suikast günü düğünlerinin olduğunu söyledi. Üzerinde Humeyni'nin imzası ve öğütleri bulunan "düğün davetiyesi"ni delil gösteren Hülya Çelik, "Biz suikastın gerçekleştiği tarih olan 24 Ocak 1993'te, Fatih'teki İskenderpaşa Camii'nde evleniyorduk" dedi.

Gerçekten de, Hülya Tuba Çelik'in de dediği gibi düğün davetiyelerinde 24 Ocak 1993 tarihi vardı. Fakat, genç kadının bu açıklamasını, yine eşi Abdülhamit Çelik yalanladı, hem de 8 Nisan 1996'da İstanbul Terörle Mücadele Şubesi'nde verdiği ifadede...

"ASKERE DE GİTMEYECEĞİM"
Abdülhamit Çelik, Hizbullah militanı olduğu gerekçesiyle sorgulanırken, son derece pervasız bir şekilde, "Anayasal düzeni beğenmiyorum. Askere gitmeyeceğim. Bu sistemin yıkılıp şeriatın kurulması için elimden gelen maddi, manevi her şeyi yapacağım" derken özgeçmişini de anlatıyordu: "27 Ocak 1993 tarihinde; Hülya Akbulut'la imam nikahıyla evlendim."

EŞİ GÖZALTINA ALINDI
Ve Hülya Tuba Çelik, dün saat 15.30 sıralarında gözaltına alındı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'ne götürülen Çelik, saat 16.30 sıralarında ise serbest bırakıldı.

Gençlik yıllarında Abdülhamit Çelik'le aynı evde kaldığını ve düğün davetiyelerini kendisinin bastığını söyleyen Medya Reklam sahibi Ayhan Çoban, dün akşam saatlerinde gözaltına alındı. Çoban da Terörle Mücadele Şubesi'nde sorgulanacak.

* Veli SARIBOĞA * Binali BALCI

* Nejdet ÇOKAN * Barış MUTLU (SHA)


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır