kapat

06.05.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ALİ KIRCA(alikirca@sabah.com.tr )


Kuralsızlığın sonu

Türkiye'nin yeni Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in daha ilk konuşmasında işaret ettiği hedefler, ülkede yeni bir dönemin başlangıcını haber veriyor..

Türkiye'de "kuralsızlık" devri bitiyor.

Kişilerin değil, kuralların hakimiyeti başlıyor.

Egemenlik kayıtsız şartsız kuralların oluyor.

Sezer aday gösterildiğinde; bir hukuk adamının Cumhurbaşkanı olmasıyla, ülkede "hukuk devletinin" hakim kılınacağı beklentisi vardı...

Ancak, hukuk devleti denilince, daha çok "insan hakları" ve "adalet" gibi soyut kavramlar akla geliyordu.

Oysa, bu kavramlar "sonuç"tu...

Kuralların uygulanmasının doğal sonucu...

Şimdi, yeni Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer daha temel bir kavrama işaret ediyor..

"Kuralları" öne çıkarıyor.

"Kuralsızlığın sonucu"nu ilan ediyor.

Ya da bir dönemin bitişini...

***

"Aynı şey değil mi?" sorularının yanıtı çok açıktır..

Aynı şey değildir.

Arada "nüans" da değil, dağlar kadar fark vardır.

Türkiye'de "insan hakları", hak, hukuk, adalet kavramları; her devlet adamının, her liderin, her siyaset erbabının dilinin pelesengidir...

Ama, her siyaset erbabı da, bu kavramları kendi yoğurt yiyişiyle hayata geçirmiş; kendi kaideleriyle yorumlayıp biçimlendirmiştir.

"Ahval ve şerait"i; yani günün koşullarını işin içine monte etmiştir..

Herkese göre hukuk, her anlayışa göre insan hakları, her meşrebe göre adalet öne geçmiştir..

Oysa...

Bir hukuk adamının siyaset adamından belki de en önemli farkı; kurallara katıksız ve kayıtsız şartsız bağlılığındadır...

Bir hukuk adamı için hakimiyet, kayıtsız-şartsız kurallarındır...

Bir hukuk adamının Cumhurbaşkanı olduğu bir ülkede, (Türkiye'de de) artık hakimiyet, kayıtsız-şartsız kuralların olacaktır.

Kendi hayatını "kuralların koşulsuz uygulanması" üzerine oturmuş bir Cumhurbaşkanı'nın varlığı, bu ülkede kuralsızlık döneminin bittiğini işaret ediyor..

Bu bağlamda, kendi başkanlık otoritesini salt "kuralların uygulanması ve kuralsızlığa geçit verilmemesi" üzerine oturtmuş bir Cumhurbaşkanı'nın hangi sistem içinde değerlendirilmesi gerektiğinin fazlaca önemi bulunmamaktadır.

Evet, bugünkü yetkileriyle; ekonominin şöyle, dış politikanın böyle belirlenmesini isteme hakkı belki yoktur.

Ama, yetkileri ne olursa olsun; toplumsal ve siyasi hayatın kuralsızlıktan kurtulmasını talep etme hakkı ve yetkisi her zaman vardır.

***

Sezer'in altını çizdiği gibi; siyasi hayatta kuralsızlık..

Toplumsal hayatta kuralsızlık..

Eğer kuralsızlık hayatımıza egemen olmasaydı, ne mi olacaktı?

Hiçbir şey olmasa, 20'li yaşlarının ve kendi hayatlarının ilkbaharlarını yaşayan Selin ve Erdem şimdi hayatta olacaktı.

Bu sayı az geliyorsa, öyleyse on binle çarpalım..

20 bin deprem kurbanının çoğu da bugün aramızda olacaktı..

Daha ne olsun!..

Daha ne olsun!..

***

Kuralsızlığın sonu kutlu olsun!

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır