


Hayırlı olsun
Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer Türkiye'nin "Onuncu Cumhurbaşkanlığı'na" seçildi... Hayırlı, uğurlu olsun.
Bu büyük "devlet görevinde" kendisine başarılar diliyoruz.
Sezer "zor bir dönemde" görev yapacak.
Türkiye'nin "demokratikleşme... Avrupalı'laşma sürecinde."
İnanıyoruz ki "hukukçu kişiliği" ile bu sürecin sağlıklı işlemesine büyük katkıda bulunacaktır.
***
Dün Meclis'teydik.
Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili olarak "kulis... Hareket... Heyecan" yoktu.
Milletvekilleri "başka konularla" meşguldü.
Örneğin MHP'liler "Devlet Bahçeli'nin üzüntüsünü" konuşuyorlardı.
Bahçeli "yakın çevresine" şöyle demiş:
- Bir yıldır iğneyle kuyu kazdık... Ama iki arkadaşımız, bir gecede, kuyuyu dolduruverdiler.
Dün Devlet Bey'le "iki kez" karşılaştık.
"Kuyuyu kazmaya yeniden başlıyor" gibiydi.
***
"Adaylardan" DYP'li Rasim Zaimoğlu'na rastladık.
"Neşesizdi."
Şöyle dedi:
- Beş lider, kapalı kapılar ardında, gizli grup kararı alıyorlar... Böyle şey olur mu?
Biz Zaimoğlu ile konuşurken...
Aydın Menderes geldi.
Ve dün gözlenen "durgunluk... Heyecansızlık" için şunları söyledi:
- Görücü usulü ile Cumhurbaşkanı seçilirse... Meclis'in heyecanı da bu kadar olur.
***
ANAP'lıları ise "dağınık" gördük.
Mesut Bey her ne kadar "sorun yok" dese de, ANAP sancılara gebe gibi.
Kuliste konuştuğumuz Eyüp Aşık "iç sorunlara" girmedi.
Ancak "dünkü Meclis" için şöyle konuştu:
- Heyecan yok... Meclis bu seçimi severek yapmadı.
***
Fazilet'lilere baktık.
Cumhurbaşkanlığı seçimi onların gündeminin "ikinci sırasındaydı."
İlk sırayı "Recai Kutan ile devam mı?.. Yoksa Abdullah Gül'ü seçelim mi" sorusu almıştı.
***
Bülent Ecevit'e gelince...
Dün "rahatlamış" gördük.
"Önemli bir devlet meselesinin, büyük çalkantılar olmaksızın hallinden" doğan bir memnuniyet içindeydi.
***
Sahi, dün Meclis neden "durgundu?"
"Tribünler" diyebileceğimiz dinleyici locaları neden tıklım tıklım değildi?
Galiba şundan...
Türkiye, on bir yıldır "değişik bir Çankaya" gördü.
Özal'ın ve Demirel'in Çankaya'sını.
Bu iki lider "ateş çemberinden" gelen isimler.
"Argo" deyimle "feleğin çemberinden geçmiş" şahsiyetler.
İkisinin de "siyasi tabanı" vardı.
İkisine de "arap atı misali" gem vurmak mümkün değildi.
Ve ikisi de, görev sürelerinin bir bölümünde "hükümetin ortağı" gibiydiler.
Ama artık "o dönem" bitiyor.
Yeni bir üslupla, yeni bir dönem başlıyor.
***
Almanya'da da "bizdekine benzer" bir dönem yaşandı.
"Avrupa'nın yeniden yapılanması" sürecinde (1993-1999)... Sağ partiler Meclis'te çoğunlukta olmalarına rağmen, Cumhurbaşkanı'nı "dışardan" seçmişlerdi.
Seçtikleri kişi "Anayasa Mahkemesi Başkanı" Roman Herzog'tu.
Herzog, "birleşen... Büyüyen Almanya'ya" hukuksal katkı da sağladı.
Ahmet Necdet Sezer'in de "demokratikleşen Türkiye'ye" büyük katkısının olmasını diliyoruz.