Festival kadınları..
Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali.. Sanmayın ki bunca meselenin ortasında keyif çatıyorlar! Aksine sorunların tam göbeğindeler, filmleriyle, sorumluluklarıyla...
Renzo Kinoshita, bir Japon kadın yönetmen.. Hiroşima'ya atom bombası atıldığında dokuz yaşındaydı..
Osaka'da doğup büyüdüğü için, ne Hiroşima'dan ne de Nagazaki'den etkilendi!
Yani, saçları yanmadı, tutuşmadı! Gözleri, yanmadı, kavrulmadı..
Bir avuç kül olmadı, külü havaya savrulmadı..
Çocuklar öldürülmesin, şeker de yiyebilsinler diye, teyzesinin, amcasının kapısını çalıp bir imza istemedi.
Ve Hiroşima'da öleli olmadı bir on yıl kadar!
Ama yüzbinlerce soydaşının ölümünü, sakat kalıp tahrip olmasını yüreğinin derinliklerinde hissetti...
Birkaç yüz kilometre ötede yaşananlardan içi sızladı..
Hem de on yıllar boyunca etkisinden kurtulamadı..
Yaşıtlarının büyümediğine tanıklık etti! Savaşın en yakın şahidiydi çünkü...
Kısacası, çok acı çekti, zalimliğe, acımasızlığa öfke duydu hep..
Büyüdü, yönetmen oldu..
Ustası Akira Kurusova'nın izinden gitti..
Ve 40 yıl sonra "Pica Don" adında bir film yaptı..
26 dakika süren "animasyon" (çizgi) filmiydi bu..
Hiroşima'ya atom bombası atılmasının 10 dakika öncesini ve 10 dakika sonrasını; günlük yaşamı, çocukları, anneleri, işçileri, köylü kadınlarını, bombayı anlatıyordu filminde.. Küllerin havaya savrulmasını, saçların yanıp tutuşmasını vs...
Japonya'da, güneşten yüz kez daha parlak olan atom bombasının ışığına "Pica", şok dalgasına "Don" adı verilmişti..
İşte, Renzo Kinoshita'nın filmi de bu isimle çıkmıştı dünya festivallerine..
Önceki akşam Ankara Devlet Opera ve Bale Salonu'nu dolduran kalabalık pür dikkat, kadın yönetmen Kinoshita'nın, bu "çizgi" filmini izlediler...
Ben de izleyenler arasındaydım..
Film bitti, üzerimize büyük bir ağırlık çöktü doğrusu..
Düşündüm..
Yahu, çizgi filmlerde hep çocuklara yönelik ve genellikle de masallar, hayal kahramanları anlatılmaz mı?
Ama şimdi "ağır" hem de "çok ağır" bir senaryo var karşımızda..
Dedim ki, ancak bir kadın böylesine farklı yaklaşabilir.. Çocuklara, büyümeyen çocuklara, naif ve temiz kalanlara savaşın lanetini, çizgi filmle bir kez daha hatırlatmak muazzam bir duyarlılık..
Ve hiç tanımadığım, adını o gün duyduğum Renzo Kinoshita'ya selam gönderdim!..(Çünkü festivale gelememişti) Elleri dert görmesin diye de mesaj geçtim!
Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali'nin açılış gecesinde gösterilmişti Pica Don. Kültür Bakanlığı'nın ana sponsorluğunda gerçekleşen ve ana teması "Barış" olan festival'e dünyanın dört bir yanından kadın yönetmen gelmişti..
Kültür Bakanı İstemihan Talay, yönetmenlere tek tek ödül verdi o gece..
İranlı kadın yönetmen Rakshan Bani-Etemad'a da..
Etemad, Mavi Yaşmaklı Kadın ve Mayıs Kadını filmleriyle katılıyordu Festival'e.. Ve çok bildiğimiz ülkesi İran'ın kurallarından, "töre"lerinden birini aklından çıkardı o an..
Bakan'ın uzattığı eli geri çevirmedi.. Bir sanatçı duyarlılığıyla İstemihan Talay'ın elini sıktı, ödül için teşekkür etti..
Hiç tanımadığım, adını o gece duyduğum Rakshan Etemad'ı kadınca cesaretinden dolayı ayakta alkışladım.. Kısık sesle de olsa "ellerin dert görmesin" dedim..
Adela Peeva da Festival'e katılan kadın yönetmenlerden.. Ülkesi Bulgaristan adına katılıyor Uçan Süpürge'ye..
Filminin adı; İstenmeyenler..
Bulgaristan'da doğup büyüyen, ancak 1980'lerin ortalarında Jivkov yönetimi tarafından adlarını ve kimliklerini değiştirmeye zorlanan Müslüman Türklere yönelik etnik temizliği anlatıyor İstenmeyenler. (Bu konuda yapılmış ilk film..)
Peeva, filmde Jivkov yönetimini ağır bir biçimde sorguluyor, yüzbinlerce insanın sesi oluyor bir anlamda.. Kim bilir belki de kendini riske atıyor bir Bulgar olarak.. Filmini belki de Ankara'da, artık toprağını terkedip Anadolu'ya yerleşen "istenmeyenler"in bir kısmı da izleyecek.
Ve Peeva'yı da bu yürekli filminden dolayı sahneye çağrıldığında ayakta alkışladım. Bu cesareti bir kadının göstermiş olması daha da heyecanlandırdı beni.. Ara verildiğinde yanına yaklaştım.. "Ellerin dert görmesin" dedim...
Ve işte Margaret Papandreu..
Yönetmen değil, Festival'de filmi de yok..
O sadece bir Yunan yurttaşı.. Yunanistan ve Türkiye arasında bir yıldır esen "barış rüzgarı"nın mimarlarından Yunan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'nun annesi.. Birkaç yıl önce Kardak'ta hamasi nutuklar atanlara veryansın edip, Türkiyeli dostlarıyla "Türk-Yunan Kadınları Barış Örgütü Winpeace'i kuran, ana teması "Barış" olan bir Festival'e koşulsuz ve heyecan içinde gelen bir Yunan kadını.. O da çıktı mikrofona.. Filmlerden sözetmedi, sanattan konuşmadı ama iki ülke arasındaki dostluğu, kardeşliği anlattı.. Çok zarif ve güzel bir kadındı Dışişleri Bakanı'nın annesi..
O'nu bütün anneler yerine koydum.. Yine ayakta alkışladım..
Elini öpmek istedim..
Ve o gece bir kadını daha alkışladım.. Açılış gecesinin (müsamere sunar gibi sunan "sunucu"ya rağmen) aksaksız geçmesini sağlayan, koca bir Festival'i (Bence bir başına!) kotaran, Kültür Bakanlığı dışında ciddi bir destek bulamamasına rağmen onca düzeysizliğin ortasında bir Kadın Filmleri Festivali gerçekleştiren Halime Güner'i..
Güner'e de "Ellerin dert görmesin" dedim..
Maniler Dünyası..
Kim demiş Anadolu insanı "hayal kurmaz" diye, kim demiş bu toprak parçasının şiiri azdır" diye.. Bence yalan söylemiş..
Yalan söyleyenlere tokadı da Bütün Dünya dergisi atıyor..
Bizim Mete Akyol'un Bütün Dünya dergisi hiç aksatmadan yayınını sürdürüyor..
Bu ay yayınlanan sayısında Can Kıraç'ın muazzam bir "gezi"si var..
Maniler Dünyası Gezisi.. Okuyunca bir kez daha anladım ki bizim Anadolu erenleri, efendileri fazlasıyla yaratıcı.. İşte ispatı..
Yaşanan onca deneyimden sonra bir uyarı.. Gönül verme herkese/ Kulak asma her sese/ Dünya yalan dünyası/ Düşürürler kafese..
Aşka susamış bir delikanlıdan.. Gel ki görem seni/Sineme saram seni/ Eğer aşkın çok ise/ Kendime alam seni..
İsyan, pişmanlık ve özveri örneği.. Bir haine kul oldum/ Yana yana kül oldum/ Kuş dili bilmez iken/ Şakıdım bülbül oldum..
Dağların arasında bir ilân-ı aşk.. Bahar geldi yaz güzel/Merhameti az güzel/ Ben sana aşık oldum/Defterine yaz güzel..
Kalbinde buruk bir acı taşıyan sevgiliden.. Gidiyorum işte gör/ Hayalimi düş de gör/ Kıymetimi bilmedin/ Bir zalmime düş de gör..
Genç bir Anadolu delikanlısının özlemine dair.. İnce elek eler geçer/Kalbimi deler geçer/Yaşım küçüktür amma/ Aklımdan neler geçer
NEBİL ÖZGENTÜRK
|