


İstifa tartışması
Sayın Sezer'in Cumhurbaşkanlığına aday olduğu zaman Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'ından istifa etmesi gerektiğini, aksi halde bu adaylığın anayasaya aykırı sayılacağını söyleyenler var.
Ve bu korunun sesi gittikçe daha fazla çıkıyor.
Eğer bu konu teamül, sağduyu, şıklık vb. gibi nisbeten subjektif açılardan ele alınsa, "yoruma bağlı!" der geçersiniz.
Ama bu adaylığın anayasa açısından geçersiz olduğunu söylemek, çok ciddi bir iddia.
Acaba ne derece doğru?
***
Bu konuda savunma yapacak kişiler, sayın Sezer'in hiç bir makama talip olmadığını, hiç kimseye başvuru yapmadığını söyleyebilir.
Ama yine de adaylık söz konusu.
Adaylık gerçekleştiğine göre, kendisinin başvurup vurmaması o kadar büyük bir önem taşımıyor. Çünkü milletvekilliğine başvurmadığı halde, parti başkanı tarafından kontenjan adayı gösterilen görevlilere de istifa yükümlülüğü getirilmiş.
Bu nedenle, sayın Sezer'in başvurup başvurmamış olması büyük önem taşımıyor.
***
Ama daha önemli bir karışıklık var ortada. Anayasa'nın 101. maddesi şöyle: "Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisince kırk yaşını doldurmuş ve yüksek öğrenim yapmış kendi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliliğine sahip Türk vatandaşları arasından yedi yıllık bir süre için seçilir."
O zaman "milletvekili seçilme yeterliliği" kilit tanım olarak ortaya çıkıyor.
Anayasanın konuyla ilgili 76. maddesinin başlığı şöyle: "Milletvekili seçilme yeterliliği" "Yeterlilik" tanımı akla ilk bakışta, Türk vatandaşlığı, yüz kızartıcı suç işlememek gibi "bazı vasıfları haiz olmak" kavramını getiriyor.
Ve bunun içine istifa girmiyor.
Çünkü adaylık sürecinde görevinden istifa etmiş olmak, bir yeterlilik durumu değil, olsa olsa bir usulü yerine getirmektir.
Ama Anayasa, istifa etmeyi de diğer koşullarla bir araya yani yeterlilik başlığı altına koymuş.
76. madde, kamu görevlileri için şöyle diyor: "... görevlerinden çekilmedikçe aday olamazlar ve milletvekili seçilemezler."
***
Galiba karışıklık, Anayasanın yazılış dilinden ve biçiminden kaynaklanmakta.
Eğer milletvekili seçilme yeterliliğini ve usullerini ayrı maddeler ya da ayrı bendlerde toplasalardı hiç sorun çıkmayacaktı.
Sayın Sezer, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip ama usullerine uymamış bir kişi olarak görülecekti.
Zaten anayasanın, cumhurbaşkanını doğrudan ilgilendiren maddesi de usulü değil, yeterliliği arıyor.
Ama yeterliliğe yol açan vasıfların ve usullerin aynı başlık altında toplanmış olması ortaya çok tartışmalı bir durum çıkarıyor.
Bence bu işin ruhu bakımından Sezer haklı: Yani milletvekili seçilme yeterliliğine sahip.
Ama anayasanın yazılış şekli; bir usul meselesini yeterlilik başlığı altında topladığı için sorun yaratıyor.
***
Biz bir hukuk adamının Çankaya köşküne oturmasını, Türkiye'de "hukukun üstünlüğü" döneminin sembolik başlangıcı olarak görüyoruz.
Ve yeni cumhurbaşkanının o koltuğa hukuksal tartışmalar içinde oturmasını doğru bulmuyoruz.
Konunun en büyük otoritesi olan Anayasa Mahkemesi Başkanı keşke yazılı ya da sözlü bir açıklamayla hepimizi aydınlatsa...