Yeşilköy'deki Atatürk Havalimanı Türkiye'nin en büyük ve beynelminel meydanıdır. Onun içindir ki, iyi yönetilsin diye başına bir Vali konmuştur. Adı Saim Eskioğlu olan bu Vali rütbesindeki görevlinin işi, liman sahası içinde asayiş, gümrük, nakliye ve uçak seferlerinin intizamlı yapılmasını temin etmektir. Tabii bu kadar büyük bir yerde, bu kadar büyük bir sirkülasyonun bulunduğu mahalde gazeteciler de görev yapmaktadır. Orada hemen bütün gazete ve televizyonların muhabirleri 24 saat nöbet tutarlar. Gelen gideni takip eder, önemli haberler çıkarırlar.
İşte bu işleri yapabilmeleri için kendilerine havaalanında rahatça dolaşabilme imkanını sağlayan Apron-Terminal Giriş Kartları verilir. Bu kartları taşıyan gazeteciler, özellikle Ankara-İstanbul arasında gidip, gelen devlet büyüklerimizi, spor kafilelerini ve halka malolmuş kişilerin haberlerini yansıtırlar. Bunların yurtiçi ve yurtdışı gezileri de bu muhabirler tarafından takip edilir.
Bizim havaalanı Valimiz geçenlerde birşeye kızmış ve orada çalışan gazetelecilerin Aprona giriş haklarını iptal etmiş. Yani basının oralardan haber alma özgürlüğünü kaldırmış. Neymiş orayı disiplin altına alacakmış... Aslında sebep bu değil... Laf aramızda hani depremzedeler için gelen yardımlar havaalanında yığılmış ve çarçur olmuştu ya, yasak bundan sonra kondu... Yani kendi beceriksizlikleri yazılınca bu çareyi buldu.
Şimdi buradan kendisine soruyorum; "Orada çalışan gazetecilere bu yasağı koyuyorsun da, Tansu Çiller havaalanına geldiği zaman, uçağa kadar giden, davul-zurnalı particilere ne yapabildin?... Pop müziği sanatçısı Tarkan uçağın dibine kadar taraftarları tarafından götürüldüğü zaman ne yapmıştın?... Devlet Bakanları ve diğer Bakanları uçaktan alıp, dışarı götüren veya terminalden uçağa kadar uğurlayan partililere ne diyebildin?..." Tabii ki bu olaylara gücün yetmez, yetse yetse bizim çocuklara yeter. Bana kalırsa Sayın Valim yanlış iş yapıyorsun. Zararın neresinden dönersen de kârdır, bunu unutma...