Anayasa'ya aykırı bir durum var mı, yok mu?.. Hattâ aykırılıktan öte, ortada bir Anayasa ihlâli var mı, yok mu?
101. ve 76. maddeyi dikkatle okuyanlar, gerçekten tereddüte düşebilirler...
Aydın Menderes, meclisi ilk gün uyardı.
Dedi ki:
- Sayın Sezer'in adaylığını işleme koymayın. Çünkü görevinden istifa etmediği için aday olamaz.
Aynı gün, Mehmet Dülger de aynı konuya parmak bastı.
Yâni, anladığımız kadarıyla, değil Cumhurbaşkanı olmak, aday bile olmak imkânsız.
Şimdi bu nedir?.. Bir iddia mı?
Bir tefsir mi, yâni bir yorum mu?
Yoksa, Türkçe okuyup Türkçe yazdığımıza göre bu sahiden açık seçik bir hüküm mü?
Biz gazeteciler buna karar veremeyiz.
Ama Hukukçular ne diyorlar, onu da bilmiyoruz.
Prof. Süheyl Batum pozitif-negatif iki yorum getiriyor... Cindoruk'un yorumu ise çok keskin bir biçimde adaylığı geçersiz kılıyor.
Başka?.. Başka yok...
Ortada tuhaf bir sessizlik hâkim.
Ama beri tarafta Aydın Menderes 110 imzayı toplama girişimini başlatmış bulunuyor.
Bu durumda, bâri Anayasa Mahkemesi Başkanı'nın bir yorum getirmesi en sağlıklı rehber olabilirdi... Anayasa'nın ruhunu, şüphesiz, en iyi o tercüme edebilirdi. Bizi rahatlatabilirdi.
Ama Sayın Sezer, ciddiyeti muhafaza için hiç konuşmuyor... Kendisiyle ilgili bir konuya galiba girmek istemiyor... Esasen Sezer'e ulaşmak zor... Evine kapanmış, çıkmıyor... Kimselerle görüşmüyor... Ses tonu'na bile yabancıyız.
Bir prensip adamı olduğu muhakkak.
Ama Anayasa'dan daha büyük prensip var mı?
.....
Bir Hukuk Adamı'nı Çankaya'ya çıkarıyoruz diye sevinirken, daha ilk gün bir Hukuk tartışması'yla karşılaşmamız, büyük aksilik oldu.
Ne lüzum vardı bunlara?
Sayın Sezer, başlangıçta (yani 5 liderin protokolü imzaladığı gün) görevinden istifa etmeliydi... Etmedi.
Anayasa'ya aykırı bir durum var mı, hâlâ bilmiyoruz ama fair-play'e uygun bir durum olmadığını rahatça söyleyebiliriz.
Velhasıl: Bir Cumhurbaşkanı seçiyoruz ama burnumuzdan geliyor.