kapat

03.05.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
SEDAT SERTOĞLU(ssertoglu@sabah.com.tr )


Üç konu

Türkiye, batıda alışılmış anlamda ve tarzda demokratik bir ülke değildir.. Bunu bizler dahil, cümle alem biliyor..

Zaman zaman, onların demokrasi anlayışının da ötesine giden, ama çoğu zaman tamamen gerisine düşen uygulamalar var ülkemizde.. Çünkü hala daha arkaik ceza yasaları yürürlükte..

İşte size bunun en son örneği:

Times edebiyat eki tarafından yüzyılın en iyi 100 romanından biri olarak kabul edilen, 28 dile çevrilmiş olan, 1998 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Amerikalı yazar Philip Roth'un, "Portnog'un Feryadı" isimli eseri, "Muzır neşriyat" kapsamına girdiği gerekçesiyle toplatılmış ve yayıncı ile çevirmeni hakkında 30 milyon liradan az olmamak şartı ile dava açılmış..

Bütün bu olanlar, Avrupa Birliği'ne girmeye kalkan, bunun için çabalayan Türkiye için, en azından, büyük bir talihsizliktir..

Bunu, bir batılıya anlatamazsınız.. Bu tür yasalarla da mümkün değil Avrupa Birliği'ne üye olamayız.. Avrupa Birliği bir kulüptür.. ve her kulüp gibi, bu kulübe üyeliğin kuralları vardır.. Nasıl bir briç kulübünde futbol oynayamazsanız, AB'de de "ben yaptım oldu" veya "Verdimse ben verdim, size ne" gibi tavırlar alamazsınız.. Almaya kalkarsanız bedelini ödetirler insana..

312'nci maddeyi kaldırıp yerine, batıda olanlara benzer bir madde koymak zorundadır Türkiye.. Bunun başka türlüsü yok..

İdam cezasını da kaldırmak zorundayız.. Biz diyoruz ki, ceza yasalarında, AB ile uyum süresi içinde yapılacak değişimleri en geniş biçimde uygulayalım. Bu değişimlerden sonra da, modern ceza yasalarımızla biz de övünebilelim..

Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ün, bu tür konularda, gerçekten çağdışı kalmış olan maddeleri, ceza yasasından temizlemesini bekliyoruz..

Türkiye de, Türk insanı da, artık bu tür Ortaçağ manzaralı yasalarla karşılaşmak istemiyor.. Bunu hak etmiyor..

İkinci konumuz Boğaziçi Üniversitesi ile ilgili..

Üniversite'nin İşletme ve Ekonomi Kulübü, 1953 yılından beri süren bir geleneği bu yıl da yaşatacak.. 3'üncü Ekonomi Günleri isimli bu panelde, öğrenciler, 4 ana başlık altında ülkemizde ve çevremizde ekonomik-politik muhtemel gelişmeleri tartışacaklar.. Çok güzel bir uygulama.. Bu sayede öğrencilerin, ekonomi ve politika konularında neler düşündüğünü öğrenebileceğiz.. Öğrencilerin fikirleri çok önemlidir bizler için..

Kendilerini gönülden tebrik ederiz..

Bir başka tebrik edilmesi gereken kurum yine bir Üniversite kulubü.. Celal Bayar Üniversitesi Management Club üyeleri..

Bu öğrencilerden biri olan Elif Durusöz'ün bize verdiği tanıtım kitapçığının ilk sayfasında "Bizi onlara sorun" başlığının altına bakıyorum.. Aralarında, Tınaz Titiz, Ümit Boyner, Ali Koç, Ali Sabancı ve Demir Sabancı gibi isimler var..

Böyle pırıl pırıl gençlerin girişimlerini hepimiz desteklemeliyiz diye düşünüyorum.. Buna inanıyoruz..

Bakın kendilerini çok kısaca nasıl tanıtıyorlar:

Vizyonumuz: Değişim yaratan ve gelişime liderlik eden bireylerden oluşan global bir organizasyon olmak..

Misyonumuz: Sürekli kişisel gelişimi sağlarken, akıl, yaratıcılık, hayal ve erdemi hakim kılmak..

Alışkanlığımız: Büyük düşünmek...

Elif Durusöz'ün şahsında bütün kulüp üyelerini tebrik eder, başarılarının devamını, hatta, daha da büyük başarılara imza atmalarını dileriz..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır