kapat

03.05.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )


Kraliçenin ve Cumhuriyetin vatandaşları..

Dört yıl önce "19 nisan 1996'da ölümlü bir kaza oldu Londra'da" diye başlıyordu, Dr. Kadri Özen'in mektubu..

Doktor, eşi, Timur Demirtaş adlı bir arkadaşı ve onun eşi Nihan.. Nihan, Power FM'e habercilik yapıyor, gazeteci.

Yaya geçinde, araçlara kırmızı yanarken 90 kilometre hızla üzerlerine gelmiş İngiliz magandası.. Trafik magandası yalnız Türkiye'de olacak diye kural yok!.

Doktorun eşi yolun karşı tarafına uçmuş, parçalanmış kalçası ve dizleri ile.. Nihan o kadar da şanslı değil.. Oracıkta can vermiş..

Haftalarca hastane.. Bir yığın dert, hukuksal sorun.. Cenazenin bin güçlükle nakli..

Bu sırada, Büyükelçiliğimizden arayan soran tek kişi yok.. Ölen gazeteci olduğu halde basın müşaviri bile yok ortalarda.. İngiliz ve Türk gazeteleri olayı kocaman kocaman yazarken..

Neden?..

Gerisini, aynen Dr. Özen'in kaleminden okur musunuz?..

Bugüne dek hiç dikkatimizi çekmeyen çok önemli bir ayrıntıya dikkati çekiyor Doktor.. Pasaportlarımızı veren İçişleri ve yurt dışında sorumluluğunu taşıyan Dışişleri Bakanlarımız da okurlar belki, bu aslında çok önemli ve anlamlı ayrıntıyı.. Söz doktorda..

***

Mesele burda. Açın pasaportunuzun iç sayfasına bakın. Türkiye Cumhuriyeti, sizi nasıl tanımlıyor. Lütfen dikkatle okuyun, sizi insan ya da vatandaş yerine koyan herhangi bir ifade göremeyeceksiniz.

"Bu pasaport 16 sahifeden oluşur, TC'nin malıdır, bulunduğunda en yakın resmi kuruluşa verilmelidir" diyen bir sürü zırva. Sizi hiçe sayan, defteri koruyan, vatandaşına değil defterine sahip çıkan sözler... Benim devletim vatandaşını değil, defterini korur.

Tanıdığınız bir İngiliz ya da Amerikan vatandaşından rica edip, pasaportun içindeki sözleri okuyun sonra da...

"Bu pasaportu taşıyan kişi, dünyanın neresinde olursa olsun Britanya Kraliçesi'nin ve İngiliz hükümetinin Dışişleri Bakanlığı'nın koruması altındadır" der İngiliz pasaportu.

Amerikan pasaportu, ABD Başkanı ve Dışişleri Bakanıyla arkasında durur vatandaşının. "Bu pasaportu taşıyan adamın başına birşey geldiğinde, hemen, en yakın Amerikan temsilciliğine haber verilmesini" ister.

Onun için bir İngiliz holigan Taksim'de dayak yediğinde İngiliz Konsolosu katıldığı daveti yarıda bırakır ve hastaneye ziyarete koşar. Onun için İngiltere'de saygın görevler üstlenmiş bir Türk vatandaşı Londra'nın göbeğinde öldüğünde, hastaneye kaldırıldığında Türk Konsolosluğunun haberi bile olmaz; ilgisi, hiç olmaz.

Onun için Türk vatandaşları bir Amerikan pasaportu ele geçirebilmek için, bir Avrupa pasaportuna sahip olabilmek için pek çok şey yapmaya hazırdır ne yazık ki...

Büyükelçiye gelince... Boşverin onları... Onlar bu ülkenin vatandaşlarının elçisi olmayı hiç düşünememişlerdir. Temsil ettikleri yalnızca İstanbul'un sosyetik yaşamıdır. Bulundukları ülkenin en pahalı fiyatlarıyla Türk hükümetine emlak aldırıp, orada lüks içinde davet düzenlemekle Türkiye'yi temsil ettiklerine inanırlar.

***

Dr. Özen'in satırlarına keşke itiraz edebilseydik!..

Sezon ve indirim!..

Nefis bir bahar havası.. Üzerimizde gömlek var. Hırka omzumuzda.. Profilo Alışveriş Merkezi'nde, tiyatroya gideceğiz. Biraz erken gitmişiz. Dolaşalım dedik.. Tiyatronun tam karşısında Sevgili Dostum Abdullah Kiğılı'nın kocaman bir mağazası var..

"Bakalım" dedik, "Apo, bu yaza neler hazırlamış?.."

Kiğılı deyip geçmeyin sakın.. Son yıllardaki koleksiyonları ile Avrupa'dan giyinmeye alışmışları dahi müşterisi yapan bir erkek giyimcisi o.. Benim gardrobun yarısı değilse de, dörtte biri bu markayı taşır.. Özellikle spor giyimde müthiştir çünkü..

Aaaa.. Kocaman kocaman indirim yazıları ve vitrinlerde paltolar, pardesüler, kalın yünlü kumaşlardan takımlar..

Kıştan kalanları ucuz satıyor, nisanın ortasında..

Yahu, havalar böyle ısınmışken, indirimli de olsa, kim kışlık alır, alsa kaç kişi alır?..

Bir ay önce Mallorca'da idik, bir tek kışlık yoktu vitrinlerde..

İşini bilen, kışlık indirimlerini şubatta yapar, dükkanı boşaltır, martta bahar ve yaza girer ki, atı alan Üsküdar'ı geçmesin..

"Apo son zamanlarda Fener'e öyle dalmış ki, işini unutmuş" dedim içimden..

Bir "Aaaa" daha..

Genelde öbür dükkanlar da öyle.. İlkbaharda "Kış" satıyoruz..

Bizde adet böyle demek.. Bütün dünyanın şubattaki indirimini, havalar iyice ısındıktan sonra, nisanda yapıp, millet gömlekle gezerken palto satmayı düşünmek ilginç bir düşünce..

Zamanlamasını doğru yapıp yazlıkları pazarlayanlar gardropları doldurmaya başladılar bile.. Kış uykusuna yatanlar, yazlıkları da, ekim kasımda, ucuz satışta tüketmeye çalışırlar herhalde..

Psikopat ve manyak İtler(!) miş!..

Egeli Sabah'ta, halkın, özellikle çocukların sağlığına zerre aldırış etmeden, sokak köpekleri için ağıtlar düzen şirin bir meslekdaşımız var.. Öncel Özdemir..

Olayları şirin şirin yorumlaması hoşuma gidiyor.. Gidiyor da..

Şimdi, ülkenin nerdeyse yarısı kuduz karantinası altında iken, "Sokak Köpekleri de sokak köpekleri" diye ayağa kalkan Öncel, Taksim'de ölen iki İngiliz ve onları öldürenlerden "İt" diye söz ediyor, yazılarında..

Şaştım..

Hayır, insan canına, sokak köpekleri kadar bile değer vermemesine değil..

Manyaklarla, psikopatlara "İt" demesine..

Çok sevdiği sokak köpekleri bu yazıyı okumuşlarsa, Öncel'e çok gücenmişlerdir.

Öncel, şimdi de, zaten yolu olmayan İzmir'de trafiği biraz rahatlamak için işletilmeye çalışılan Deniz Yoluna karşı çıkıyor.

Belediye tek biletle, insanları Karşıyaka - bu yaka arası vapurla taşıyıp, geri kalan yola Belediye otobüsleri koyacak. İzmir böylece birazcık nefes alacak..

Saatlerce körfezi dolaşarak boşuna vakit kaybeden otobüsler tasarruf edilerek, denizin iki tarafından daha sık otobüs koyma fırsatı elde edilecek.

Vay efendim, insanlar, inme binme zahmetine nasıl katlanacaklarmış?..

Yok yahu..

İnsanlar hiçbir zahmete katlanmasınlar.. Armut piş, ağzıma düş herşey ağızlarına gelsin.. Sonra da şikayet etsinler durmadan..

"Bu ne trafik" diye..

Kaldı ki, İzmir'in hele yazın dayanılmaz olan sıcağında bütün yolu tıkış tıkış, ayakta ve üstüste, ter kokuları içinde gitme yerine, hiç olmazsa yarısını vapurda püfür püfür ve rahatça oturarak geçirmek, gazete ve kitabını okumak nasıl bir keyif.

Akıl almaz itirazlarla, İzmir'in trafik sorununu yarı yarıya çözecek Kordon Yolunu durdur. Alternatif plan "Deniz / Kara" entegre ulaşıma karşı çık..

Peki..

Ya sizin çözümünüz ne beyler?.. Ya senin çözümün ne, Sevgili Öncel..

İzmir'i yaşanılmaz hale getirmek için ellerinden geleni yapanların adlarının "İzmir Dostları.. İzmir Avukatları" olması ne kadar acı aslında..

Burhan Özfatura'nın başladığı projeleri bunlara hoş görünmek için durduran Ahmet Priştina, şimdi kendi projelerine de muhalefet başlayınca, gerçeği anlamış mıdır acaba?..

Yaşa sen Cumbaba!

Breh breh breh.. Londra Büyükelçiliğimiz, Leeds olayları sırasında öylesine harikalar yaratmış ki, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel Büyükelçimiz monşeri kutlayan bir yazı kaleme almış, yollamış hemen..

Halkından değil, Monşerinden yana bir Cumhurbaşkanına sahip olduğumuz için ne kadar mutluyuz bilemezsiniz..

5+5'e oy vermeyenler, Allah sizden razı olsun!..

Monşer de yanıt vermiş, Cumbaba'ya..

"Zat-ı devletlerine şükranlarımızı arzederiz.."

Tam ondan beklenen bir üslup..

Cumhuriyetlerde "Sayın Cumhurbaşkanı" vardır, başka şey de yoktur.

"Zat-ı devletleri" ifadesinin Osmanlı ile sona erdiğini, Cumhuriyet Büyükelçisi bilmez mi?..

Bilir, bilir de, Monşerliğine yakıştırmaz.

Monşerlik halkı adam yerine koymazken, üstlerini "Devlet" ilan etmektir çünkü..

SEVDİĞİM LAFLAR
Uçurumu sevenlerin kanatları olmalıdır.

Anonim (Teşekkürler Burcu)

TEBESSÜM
Öğretmen: Temel tahtaya kalk ve haritada Amerika'yı bul!..

Temel: İşte burda..

Öğretmen: Doğru.. Şimdi söyleyin bakalım çocuklar, Amerika'yı kim buldu?.

Sınıf: Temel!..

BİZİM DUVAR
Şirket evlilikleri hızlanmaya başladı. Peki o zaman bir soru: İslamcı şirketler 4 şirket mi alacaklar?..

Hakan&Utku

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır