kapat

03.05.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )


Politik sorunlar yanında, hastalık sorunları...

Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer, fazla bir gürültü patırtı çıkmadan, öbür gün 10. Cumhurbaşkanı olarak Çankaya'ya seçilecek gibi görünüyor...

Böylece ilk kez hukukçu bir Cumhurbaşkanı'mız olacak... Vaktiyle hükümetlerin Susurluk'ta uyguladığı bazı değişik ve hatta garip yöntemler için, kendince fetvalar vermeye kalkarak:

"Bazen devlet, rutinin dışına çıkar" türünden, ne Anayasa'daki kavramlarla, ne hukuk ilkeleriyle bağdaşan, sorumsuz demeçler şampiyonluğuna sıvanmış Cumhurbaşkanları dönemi de, kapanmış olacak inşallah..

Bir Devlet'te yöneten-yönetilen ilişkileri, evrensel bir hukuk matematiğinin gergefi içinde nakışlanmadı mı; orada sadece tepedekilerin çıkarlarına dönük bir ortaçağ oligarşisi biçimlenir. Hele kadastrosu çıkarılmamış Hazine arazilerinin oranı hem çok büyük, hem de tasarrufu siyasetçilere aitse; hele Devlet Bankaları gibi kredi kurumlarının gizli dizginleri siyasetçilerin elindeyse; hele Adalet Bakanlığı'na Bütçe'den ayrılan pay, sadece "Binde 7"yse...

Cumhurbaşkanı seçimleri rayında gide dursun... Bir de ateşin düştüğü yeri yaktığı durumlar var hayatta.. Örneğin hastalıklar...

93 yaşındaki anneciğimi, sinirsel bir konuşma ve yutkunma sıkıntısına uğradığı için, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kliniği'ne kaldırmıştık. Doktorlar gereken özeni gösterdiler ve mideden direkt beslenmesini sağlayan ve tıb dilinde adına "PEG" denilen küçük bir borucuk taktılar karnına. Klinikte bir ay yattıktan sonra eve getirdik kendisini...

Bazen derin uykulara dalıyor, bazen açılıyordu. Cumartesi gecesi karnındaki boruyu çıkarıvermiş. Ne yapacağımızı şaşırdık. Kime başvuracak, kimden medet umacaktık?.. 93 yaşındaki anneciğimi yeniden hastaneye taşısak da, Pazar günü konuyu bilen sorumlu bir hekimle ilişki kurmak kolay değildi...

Arandık tarandık, nihayet operasyonu yapan genç ve değerli Gastroenterelog, Dr. Adnan Giral'ı bulduk telefonda...

Doktorların da -hele Pazar günleri- sık sık aranmaktan nasıl usanmış olduklarını bilirim...

Giral da soğuk mu davranacaktı, sıcak mı; kestiremiyordum.

Askerden yeni döndüğü ve ev taşıdığı halde, unutamayacağım bir yakınlık gösterdi.

Ne ağzından, ne karnından beslenebilen anneciğime hemen serum takılmasını önerdi. Ve Marmara Kliniği Vakfı'ndan yönetici Dalgıç'ın bunu sağlayabileceğini söyleyerek, kime başvurabileceğimiz konusunda bizi yönlendirdi.

Kalkıp gittik Vakıf'a, yahut Akedemia'ya ve teknik arkadaşı alıp geldik eve...

Akşam üstü Sevgili Dr. Adnan Giral da geldi eve...

Ne kadar genç ve gerçekten uzman bir doktordu. Pazartesi günü de küçük bir operasyonla yeniden taktı, annemin karnından beslenmesini sağlayan küçük boruyu...

Gençliğimizde üst düzey doktorlardan bir çoğu yakın dostumuzudu. Sık sık buluşurduk kendileriyle. Örneğin Prof. Hüsnü Göksel'le, Prof. Hüsamettin Gökay'la, Prof. Cihat Abaoğlu'yla, Gürbüz Barlas'la, Prof. Gıyas Korkut'la...

Şimdilerde tanıdığımız kimse pek kalmadı..

Anneciğiminki gibi bir olayla karşılaşınca, ne yapacağımızı şaşırıyor, apışıp kalıyoruz...

Çok özelmiş gibi görünen bir konudan biraz uzunca söz etmemin nedeni, sağlık konularında hepimizin düştüğü çaresizlikler...

Ülke yönetimiyle ilgili konularda atıyor, tutuyor mangalda kül bırakmıyoruz...

Ama bir hastalık önünde, kime nasıl başvurabileceğimizi dahi kestiremiyor, çaresiz kalıyoruz...

Ne kadar yazar ve gazeteci arkadaşım aynı çaresizlikler içinde ayrıldı dünyadan... İlhami Bekir Tez'ler, Naci Sadullah'lar, Burunsuz Tevfik'ler, v.s..

Cumhurbaşkanı da nihayet seçilecek, onu biliyoruz. Ama sıkışık bir hastalık durumunda kime başvuracağımızı bilemiyoruz.

Hazine'den geçinenlerin üst bölümüne göre ayarlanmış "Kabuk devlet" yapılanmasından, halk kitlelerine servis veren "Teknik devlet" örgütlenmesine geçilememişliğin bir sonucu bu herhalde...

Haa bu arada, aşırı pahalı özel hastanelerin de iç yüzünü doğrusu bilemiyorum...

Velhasıl zor iş Türkiye'de Türk olarak yaşamak...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır