Bahçeli'nin sıkıntısı
MHP lideri Devlet Bahçeli'ye, yarım saat süren basın toplantısı ardından sorduk:
* Açıklamanızda birkaç kere "üzüntü" kelimesini kullandınız. Bu üzüntünüzü, bu sıkıntınızı nasıl gidermeyi düşünüyorsunuz?
- Bunları aşarız. Aşacağız da...
* Nasıl?
- Yetkili kurullarımızda tartışılıyor. Disiplin Kurulumuz karar verecek. Gereği neyse yapıp, geçmişte bırakacağız.
SIKINTININ KAYNAĞI
Bahçeli'nin "geçmişte bırakmak" istediği sıkıntı, ilk bakışta MHP'li Devlet Bakanı Sadi Somuncuoğulu'nun kendisine rağmen cumhurbaşkanı adayı olması ve adaylık başvurusunu yaparken, bir grup milletvekili tarafından sert biçimde engellenmek istenmesi.
Somuncuoğlu, her şeyden önce MHP liderinin "içinden aday çıkmayan, grup disiplini olan tek parti bizimki" söylemini yaraladı. Somuncuoğlu'nun çıkışı arkasında neredeyse bir ay boyunca İslamcı yayın organlarında süren destek kampanyası da, işin içinde Bahçeli'yi yıpratmaya yönelik bir iz bırakıyor.
Ancak Bahçeli'nin sıkıntısının asıl kaynağı, 18 Nisan seçimlerinden bu yana MHP'ye kazandırmak istediği merkez-sağ kimliğin, Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt kişiliğinde salvo ateşi altına alınması.
Bahçeli bu durumu basın toplantısında, "ideolojik saplantılardan ve tarihsel tortulardan kurtulamayanların" fırsatçılığı ve "18 Nisan seçimlerinde tecelli eden milli iradeyi kabullenmekte" güçlük çekmelerine bağladı.
"GÖZÜMÜZ MORARDI"
Somuncuoğlu'nun engellenme girişimi olayında Enginyurt kadar öne çıkan Meclis'in MHP'li İdare Amiri Ahmet Çakar ise, bu durumu dünkü Ortadoğu Gazetesi'nde şu cümlelerle açıklıyordu:
"Gözümüz çıkmadı ama, gözümüz şiddetli bir darbe aldı ve gözümüz morardı.
Bu morartının geçmesi zaman alır. Gözümüze iyi bakmalıyız. Gözden maksat, ülkücü harekettir. Hareket darbe almıştır."
Peki Meclis çatısı altında, bir MHP'li milletvekilinin başka MHP milletvekilleri tarafından engellenmesi girişiminden neden "ülkücü hareket" darbe almış oluyor?
Çünkü, MHP tabanı ve yönetimi için, o MHP milletvekilleri hâlâ "ülkücü hareketi" temsil ediyor.
Bunu Ülkü Ocakları Başkanı Atilla Kaya'nın sözlerinde de görmek mümkün.
* Son gelişmelere siz nasıl bakıyorsunuz?
- Meclis'teki hadisede tahrik var. Tabii ki tasvip edilmez. Ama ülkücü psikolojisini bilmek lazım.
* Ülkücü psikolojisinin Meclis'teki hadiseyle ilgisi nedir?
- Söz konusu olan Sadi Bey değil bir başkası olsaydı, belki aynı tavır gösterilmezdi.
* Neden?
- Sadi Bey, 12 Eylül sonrası en zor günlerde Türkeş Bey'i yalnız bıraktı. Kendi disiplinimiz içinde kontenjandan milletvekili olmasını da, bakan olmasını da sineye çektik. Ama son hadise ülkücü şuuraltında biriken tepkinin patlamasıdır.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Şevket Bülent Yahnici bu noktada anlaşılmak isteyen bir tavır sergiliyor:
"Olayların çirkin olduğuna karşı çıkan yok. Ama MHP neden bu mücadeleyi verdi? Meclis'teki uzlaşmaya darbe vurmak için değil, uzlaşmayı korumak için, siyasetçinin itibarını korumak için verdi. İşin biraz da bu yönüne bakmak lazım."
NASIL AŞILACAK?
Bahçeli'nin söylediğine göre, sıkıntı "yetkili kurulların gerekeni yapmasıyla" aşılacak. Aslında derinliği olan bir saptama.
MHP 18 Nisan'da yaptığı oy patlamasıyla Meclis'te kabaca üç parçaya ayrılabilecek bir yapı sergiledi.
Birinci grupta, MHP'ye sonradan katılan tanınmış isimler vardı; Milli Savunma Bakanı ve Bahçeli'nin ilk cumhurbaşkanı adaylarından Sabahattin Çakmakoğlu, Meclis Başkanvekili Murat Sökmenoğlu, Meclis Grup Başkanvekili İsmail Köse gibi. İkinci grupta, MHP ve ülkü ocağı köklerinden gelseler de devlet ve üniversite kademelerinde yüksek görevler almış isimler bulunuyordu. Bahçeli'nin kendisinin de yer aldığı bu grupta, Tunca Toskay'dan Kenan Tanrıkulu'na, Hüsnü Yusuf Gökalp'ten Enis Öksüz ve Abdülhaluk Çay'a dek, "ocaklıların profesörler dediği" isimler var.
Üçüncü gruptaysa, ülkü ocaklarından yetişen, geçmişte bazıları silahlı eylemlere karışmış, yargılanmış ve kendilerini hâlâ ülkü ocaklı olarak gören milletvekilleri bulunuyor.
MHP yetkili kurullarının, sıkıntıyı aşmak için vereceği karar, biraz da bu gruplar arasında kurulacak yeni bir dengeye, belki "profesörlerin" ağırlığını daha fazla koymasına bağlı.
Çünkü Bahçeli, MHP'yi toplumun bütün kesimlerince kabul gören bir parti haline getirme hedefinden vazgeçmiş görünmüyor.
NOTLAR... NOTLAR... NOTLAR...
Güvenoyuna ihtiyaç yok...
Bahçeli, saat 12.00'de basın toplantısını yapacağı salona kurmayları ve korumalarıyla geldi. Bahçeli gazetecilerin sorularını da şöyle yanıtladı:
* Somuncuoğlu'nun azli söz konusu mu?
- Soruşturma başlamıştır, her safhayı basın yakından öğrenecektir.
* "Partimizin söylem ve politikalarını benimsemekte zorluk çekenlerin kendi konumlarına gözden geçirme sorumluluğu vardır" sözleriyle ne demek istediniz?
- Herkes anlayacağı kadar anladı.
* MHP ortak adaya kerhen mi destek verdi?
- Bir partinin genel başkanı olarak ben böyle bir kanaaate sahip değilim. Sizler oluyorsunuz, onu da merak ediyorum.
* Meclis bahçesindeki olayın talimatla yapıldığı iddialarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Sahip olduğunuz bilgi varsa Savcılığa duyurun.
* Sayın Yılmaz kabineye girebilir mi?
- Kabineye girmesinden saygı duyarım.
* Sezer'in istifa etmemesiyle ilgili tartışmaya ne diyorsunuz?
- Bu tür tartışmalara ihtiyaç yoktur.
* Hükümetin güvenoyuna ihtiyacı var mı?
- İhtiyaç yoktur.
Bahçeli, gazetecilerin soru sorması sırasında, yardımcısı Şevket Bülent Yahnici'nin müdahalesini "Sen bir dakika sus" diyerek, engelledi.
MURAT YETKİN
|