kapat

26.04.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )


Eveeet, evet...

Koalisyon ortağı partilerin liderleri, uğraş savaş, nihayet Cumhurbaşkanlığı seçimi için, ortaklaşa destekleyebilecekleri bir aday üstünde görüş birliğine vardılar; Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer...

Türkiye Büyük Millet Meclisi en geç 9 Mayıs'a kadar Cumhurbaşkanını seçecek. Seçemezse kendini feshetmiş olacak ve genel seçimlere gidilecek.

Milletvekilleri, kendi iradeleriyle Meclis'i feshetmeyi benimsemeyecekleri için, ister istemez seçmek zorunda kalacaklar mevcut adaylardan birini...

Bu aday Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer gibi, Meclis dışından bir hukukçu olabilir mi?

Bakalım göreceğiz...

Politikacılar, hukuktan da, hukuk adamlarından da pek hoşlanmazlar. Daha doğrusu hukuku, rakiplerini çürütmekte bir araç olarak kullanmayı; vazgeçilmez evrensel bir özdisiplin olarak benimsemeye yeğlerler...

Türkiye Cumhuriyeti'nin 10'uncu Cumhurbaşkanı, bizim kuşaktan arta kalmışların büyükçe bir bölümü için, son Cumhurbaşkanı olacak...

Nisbeten genç sayılacak yaşlarda, Oktay Ekşi ile birlikte, yaşam serüveninin son parantezi için 2000 yılını hedef alırdık.

2000 geldi. Oktay, hedefi hemen 2010'a taşıdı.

Taşıdı ama, bilinmez ki...

İlk Cumhurbaşkanı Gazi'yi, siyah arabasıyla Çankaya'dan, motosikletli polislerin ortasında hızla inerken, şöyle hafifce gördüğümde; yıl 1934'dü, ben de 7 yaşındaydım...

20. Yüzyıl boyunca neler yaşayacağımı henüz bilmiyordum. Hele Türkiye'nin 20. Yüzyıl'ı da tümden ıskılayacağını hiç mi hiç bilmiyordum.

İlkokuldaki hocaların hepsi, Türkiye'nin hızla nasıl çağdaşlaşıverdiğini çiviliyorlardı çocuk benliğimize..

20. Yüzyıl biterken ise biliyorduk ki, Rusya ile Amerika uzaya gitmiş; çağdaş ülkelerde adam başına düşen ortalama ulusal gelir, 20 bin dolara çıkıp, 30 bin dolara doğru koşmaya başlamış; Çin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ndeki 5 değişmez üyeden biri olmuş; Yunanistan, hem "yaşam kalitesi" açısından Türkiye'nin 65 basamak üstüne çıkmış, hem de Avrupa Birliği'ne kabul edilmiş...

Bizde ise 3 askeri darbe olmuş; siyasal idamlar sürüp gitmiş; yazarlar, çizerler, düşünürler, akıl almaz Ortaçağ baskıları altında tutulmuş; 10 yaşına kadar çocuk ölümlerinde dünya şampiyonluğuna, enflasyonda da uzun mesafe rekortmenliğine erişilmiş; ulusal gelir dağılımındaki uçurumda ise tam bir kepazelik nişanına layık olunmuş...

65 milyonda 14 milyon insan açlık sınırının altında ve sadece 100 bin kişinin gerçek bir mesleği var... Adam başına düşen ulusal gelir ortalaması ise Yunanistan'da bile 12 bin dolarken, bizde 3 bin doların altına kaymış..

T.C.'nin 10. Cumhurbaşkanı bizim kuşaktan arta kalmışlardan büyükçe bir bölüm için son Cumhurbaşkanı olacak...

Meclis dışından bir hukukçuyu seçerler mi oraya?

"Dün dündür, bugün bugündür" ayaklarını, usta politikacılık sanma okuspokuslarından, "insan hakları"na odaklanmış enternasyonal hukukun tutarlı matematiğine sıçrayabilecek miyiz?

Sadece Hazine'den geçinenlerin üst kademesine göre ayarlanmış "kabuk devlet" görüntüsünden, halk yığınlarına servis veren "teknik devlet" yapılanmasına geçebilecek miyiz?

Biz göremesek de biliyoruz ki, bunların hepsi, daha çok dış dinamiklerin etkisiyle gerçekleşecektir 21. Yüzyıl'da...

Meclis dışından bir hukukçu, Cumhurbaşkanı seçilir mi?

Bilmem ki, bakalım göreceğiz...

Koalisyon ortağı parti liderlerinin, böyle bir aday üstünde görüş birliğine varmaları bile, büyük bir aşamadır Türkiye için; inanın...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır