|
|
Avrupa! Hesap lütfen
G.Saraylılar, Bologna ve Dortmund maçlarında eski hesapları kapattı
İtalya şampiyonu Milan'ı devirip UEFA Kupası'na giren G.Saray kabustan uyanmıştı. 3. turdaki rakip Bologna idi. Milan zaferinin etkisiyle Türkiye'deki manşetler olumluydu: "Spagetti zamanı... Yine İtalyan mönüsü... Makarnayı severiz." Teknik heyet ise hiç memnun değildi. "Mete Bey yine yapacağını yaptı" diyorlardı. Fatih Terim, bir sezon önce Juventus önünde seyrettiği Bologna'yı hiç hafife almıyordu: "Güçlü bir takım. Ama bizim kimseyi ne büyük ne de küçük görmeye hakkımız var. Bu sadece bizim değil bütün Türkiye'nin felsefesi olmalı. Turu geçecek gücümüz var. Çıkar oynarız."
Altın kafa sevince boğdu
İlk randevu buz gibi bir havada Bologna'daydı. Maç çok zor geçti. Belki de UEFA Kupası'nda oynanan en zor 90 dakika oldu. Bologna bastırıyordu. Ve Signori golü attı. Son bölümde G.Saray oyunu dengeledi. 83. dakikada İtalyanlar'ın iki belalısı çıktı sahneye... Ümit'in sağdan ortasına Hakan Şükür öyle bir kafa vurdu ki, Pagliuca topun nereden geçtiğini göremedi. Sakat sakat oynayan Hakan resmen 2-3 saniye havada asılı kalmış bütün gücüyle kafayı çakmıştı. İtalyanlar şokta, G.Saraylılar havadaydı. Kulübede ise ilginç bir görüntü vardı. Marcio anadan doğma G.Saraylı gibi seviniyordu. Kaptan Bülent neredeyse taç çizgisinden içeri girecekti. Teknik heyet birbirini boğarcasına sıkıyordu. Bir kişi ise boynu bükük, tepki vermeden oturuyordu. Tugay'dı bu... Kafasında G.Saray'ı bitirdiği o gün açıkça görüldü. 1-1'e rağmen temkinliydi Terim: "Skor, sadece bir avantaj getirdi. Daha ikinci maç var. Tur İstanbul'da geçilecek."
G.Saray'ın finale kadar attığı 29 golün belki de en kritiğine imza koyan Hakan ise "Havada ne kadar kaldığın ve topa nasıl vurduğun önemli değil. Golün iyisi, güzeli, kötüsü, şanslısı, şanssızı olmaz. Gol goldür. Ama bu gol özeldi. Çok ihtiyacımız vardı" diyordu. O golün önemi bugün daha iyi anlaşılıyor. Belki, o gol olmasa, G.Saray burada olmayacaktı.
İstanbul'daki maç öncesi G.Saray keyifli ama eksikti. Üstelik Fatih Terim'in "Dokunulmazlar" dediği futbolcularından ikisi Hakan Ünsal ve Hagi yoktu. Yine de hızlı ve Hasan'ın golüyle başladı Cimbom. Ama sevinç kısa sürdü. Ventola 3 dakika sonra skoru eşitledi. Artık mutlaka kazanmak zorundaydı G.Saray. 28. dakikada Emre ortaladı, Ümit müthiş bir vuruşla skoru 2-1 getirdi.
Sonrasında İtalyanlar'ın penaltı itirazları dahil stresli ve sert bir maç oldu. Bir Bologna'dan, bir G.Saray'dan sakatlanan dışarı çıkıyordu. Ama en acısı 91. dakikada oyuna giren genç Alper'in 20 saniye sonra bacağının kırılmasıydı. Tribünler sevinsin mi, ağlasın mı bilmiyordu. Terim genç futbolcusunun başındaydı. İlk sözü, "Geçmiş olsun koçum. Takımımda sana her zaman yer var. Yeter ki, iyileşip geri dön" oldu.
İtalyanlar'a ders
Basın toplantısı maç kadar ilginçti. İtalyanlar, turun haklı gururunu yaşayan Terim'i sıkıştırıyordu: "Penaltımız verilmedi. Ne diyeceksiniz?" Terim yapıştırdı cevabını, hem de İtalyanca: "Partito finito. İmportante resultante." (Oyun bitti. Önemli olan sonuç.) Türk gazeteciler gülüyor, İtalyanlar sinirden çıldırıyordu. Ve artık İtalyan gazeteleri bile "Anne Türkler geliyor... G.Saray'ı kim durduracak?" manşetleri atarak yiğidin hakkını yiğide veriyor ve belki de finale giden yolu o günden görüyorlardı.
Hesap kapatma maçı
G.Saray, martı görmüştü artık... Sıradaki rakip Dortmund, çeyrek finaldeki ise Mallorca-Monaco galibi olmuştu. Bu kuraya sevinmişti Galatasaray. 2.5 yıl önce Şampiyonlar Ligi'nde 2 kez yenildikleri Dortmund ile takım olarak görülecek bir hesap vardı. Ayrıca, kaptan Bülent İstanbul'da ıskaladığı topun, Emre ise 35. dakikada oyundan alınışının hesabını soracaktı. Bülent, "Neredeyse bir ıska futbol hayatımı bitiriyordu. Bu turu geçip kendime hediye edeceğim. Geçirdiğim kabus dolu günleri bir ben bilirim, bir de eşim. Hiç haketmemiştim" derken, Emre "Artık değiştim. 35. dakikada oyundan çıkarılacak bir Emre olmayacak" diyordu. Terim ise "Hesap kapama zamanı. Kazanmak istiyoruz" diyerek turun favorisi olduklarını belirtiyordu.
40 bin Türk'ün istilası
Maça Almanya'daki Türkler çok büyük ilgi gösterdi. Almanlar'ın kombine biletlerini bir maç için 600-700 mark ödeyerek aldılar. Westfalen Stadı'na giden yolun Mecidiyeköy'den hiçbir farkı yoktu. Her yer sarı-kırmızıydı. Herkes çok sayıda Türk bekliyordu, ama 52 bin kişilik stadda 40 binin üzerinde bir G.Saraylı topluluğu kimsenin aklının köşesinden geçmiyordu. İnanılmaz bir akustik ve 90 dakika süren müthiş destek... Westfalen "Cimbombom" ve "Dağ başını duman almış" diye inlerken G.Saray da sahada döktürüyordu.
Almanlar'ın tek gol pozisyonu yoktu. Önce Hakan Şükür, sonra Hagi işi bitirip fişi çektiler. Hagi, futboluyla, "Bıraksın artık. Avrupa'da fazla faydalı olmuyor" diyenlere cevap veriyordu. İkinci golden sonra Fatih Terim'in yardımcısı Müfit Erkasap'ı "dövdüğü" görüntüler Eurosport'tan bütün Avrupa'ya yayılıyor ve "İşte! G.Saraylılar turu, finali, hatta kupayı böylesine istiyorlar" mesajı veriliyordu. Bülent futbol hayatının en iyi maçlarından birini oynamış, tek bir top sektirmemişti. Emre ise müthiş futboluyla Almanlar'a "Ben büyüdüm" mesajı yollamıştı. Hesap, daha ilk maçtan kapatılmıştı. Bu arada Mallorca ilk maçta Monaco'yu 4-1 yenerek çeyrek finale dev bir adım atmıştı.
Bu maç tur için oynanır
İkinci maç bir hafta sonra İstanbul'daydı. Taraftar tribünleri doldurmuş tur bekliyordu. "Kimse benden çılgınlık beklemesin. Tur için oynayacağız. Turu daha geçmedik. Almanlar'ın sağı solu belli olmaz" diyen Terim oynanacak futbolun sinyallerini vermişti. Futbolcular turdan emindiler ama ciddiyeti elden bırakmadılar. G.Saray belki de sezonun en sıkıcı futbolunu oynayarak turu geçti. Ama 0-0'lık sonuç ve ortaya konan futbol eleştiriliyordu. Tartışmalara son noktayı Terim koydu: "Kimsenin kendisini tatmin etmesi için turu tehlikeye sokmam. Bu maçlar skor ve tur için oynanır."
Çeyrek finaldeki rakip Monaco değil, Mallorca'ydı. İtalya ve Almanya'dan sonra Terim ve talebeleri İspanya yolundaydı. Finale sadece 4 maç kalmıştı.
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|