Bilemiyorum; doğa kanunlarını niye bu kadar sertçe sundu bu sefer anlamıyorum. Bilemiyorum. Bilemiyorum, niye bu sefer de su olup yağmadı? Rüzgar olup esmedi tabiat ana... Yıkım, ölüm ve korku... Hepsi aynı fırçadan aynı dikdörtgen tabloya çizilmiş sanki. Sağ alt köşesinde ise, tablonun ismi var. "Sönen umutlar" ve ilk bakışta görünen, "her şey bitti" dedirten bir duygu yoğunluğu.
Bu, o geceden sonra İzmit, Gölcük ve Adapazarı insanının en iyi anlatıldığı tablo. Ne yıkık bir ev, ne de yuvası kendisine mezar olmuş bir insan yüzü. Sadece siyahın en koyusuna boyanmış bir kağıt parçası... Deprem insanın hayal kırıklıklarının resmi o çünkü.... Simsiyah olmasına karşın gayet açık ve anlaşılır. Çünkü o belki bir Adapazarı'nın belki bir İzmitli'nin, belki bir Gölcüklü'nün yüreğinin ta kendisi.
Sanırım artık hepimizin duvarında aynı tablodan vardır. Fakat böyle umutsuz tablolar için bembeyaz da bir kalemimiz olmalı bence. En dolu anımızda bile kalemimizi yüreğimizden çıkarıp simsiyah umutsuzluğumuzu kar rengine boyayabilmeliyiz. Hepimizin ulaşamadığı emelleri, yarım kalan işleri vardır herhalde. Yani bir türlü limana yanaştıramadığı açık denizde esir bir takası vardır hepimizin. 17 Ağustos tarihi artık sadece kötü bir anı olmalı bizim için.
Tabiat ana eskisi gibi su olup yağıyor, rüzgâr olup esiyor yine. Yani artık bizimle barıştı. Biz de hayatla barışıp onun hakkını verelim ki siyah tablolar bizim için kaçınılmaz olmasın. Zira ağaç kurumamışsa baharı hisseder.
... Yani artık gemilerin limana yanaştırılmasının vakti geldi. Fırtına koptu. Alacağını aldı. Artık deniz kalanlar için cennetten bir parça misali sakin. Önce herkes kendince dünyanın güzel limanının siyah tablosunu çizsin. Tabii ki bembeyaz yazan kalemiyle!
Yani hedefini koysun hayata. Bu hedefe de ulaşınca dünyanın en güzel takasını limanın en güzel yerine konduruversin. Ama sakın demir atmayın ki enginlere varmak isteyen takanız umutsuzluk içinde kalmasın. Hep yeni bir limana gitmeye hazırlıklı olsun.
Hayat devam ettikçe, toprak, gökyüzü bizimle barışık kaldıkça biz de hayatla barışık olmalıyız ki... beyaz gemimizi masmavi enginlere taşıyıp yepyeni limanlara yanaştırabilelim...