Yeni ekonomide, girişimcinin öne çıkması, demokrasilerde bireyin değer kazanmasına benziyor. Girişimci sermaye sahibi olmak zorunda olmadığı ekonomik düzende, bireyler, haklarını daha fazla arayabiliyorlar. Bu model, gelişmiş ülkelerin tekelinde değil. Gelişmekte olan ülkeler de, yaşanan bu büyük değişimden faydalanabilirler.
Teknolojinin ve ileşitim devriminin eşitleyici özelliğini gözardı edemeyiz. Eşitleyici derken, bu kelimeyi, erişim ve sesini duyurma anlamında kullanıyoruz. Mal ve hizmet alımında, politikaya katılımda, toplumsal özlemlerin dillendirilmesinde, televizyon ve Internet'le yakalanan haberleşme özgürlüğü gerçekten akılları durduracak boyutlarda. Kapalı kültürdeki toplumlarda girişimciliğin önünün açılması da, yine aynı mantıkla gerçekleşecek.
Topluma sesini duyurabilmek, artık imtiyaz sahiplerinin tekelinden çıkıyor. Bu yeni katılımcı toplum düzeni, aynı zamanda demokrasinin de ivme kazanacağı bir bakış açısını beraberinde getiriyor. Son yıllarda yaşadığımız iletişim devrimi, bu yeni toplumsal düzene geçişte köprü vazifesi görüyor. Halkımızın televizyonlarla birlikte kazandığı yeni ses, yarışma programlarından belgesellere, "talk show"lardan magazin programlarına kadar kendini gösteriyor. Bir bakıma bireylerin düşüncesini, girişimci niteliğini, sansüre uğramadan bizlere naklediyor.
Şirket kararlarının, parlamento seçimlerinin, kanun tasarılarının Internet'ten oylandığı ütopik bir düzen düşünelim. Aslında demokrasinin özünde de bu yatmıyor mu? Şu anda internet chat odalarında veya online anketlerde yaşanan devrim, küçümsenecek bir toplumsal olgu değil. Sistemin halkı yönlendirmesini değil, halkın sistemi yönlendirmesini sağlayacak çok önemli bir araç. Sivil toplum örgütlerinin seslerini yükseltmelerini sağlayan ciddi bir silah.
Ekonominin lokomotifi olan girişimci güce baktığımızda, bu gücün özellikle gelişmekte olan toplumlarda çok fazla yayılmadığını gözlemliyoruz. Oysa, şu anda dünyada büyük bir girişimcilik furyası var. Bu girişimcilerin çoğu teknoloji ve iletişim sektörlerinden. Girişimcilik, riskli bir iş. Ancak yatırımcıların risk-getiri arasındaki dengeye öteden beri olan ilgileri bu dönemde özellikle ön planda. Yani, girişimcinin, dışarıdan kaynak yaratarak iyi bir fikri hayata geçirebilmesi, önceki dönemlere oranla çok daha olası. Yaşanan girişimcilik furyasından, ABD ve Avrupa'nın yanı sıra, Güney Afrika ve Güney Doğu Asya'da da yeni ekonomik oluşumlar ön planda. Kurallara çok bağlı olan Japonya ekonomisi bile bu girişimci çalışma ruhuna ısınmasına benziyor. Şüphesiz piyasa ekonomisinin ve finansal pazarların gelişmişliği, girişimcilere kaynak aktarımında önemli bir faktör. Eğitim sırasında girişimcilik kültürünün özendirilmesi de bu ruhu yaygınlaştırıyor. Sonuçta, yeni teknolojiler, bizleri, daha açık ve belki de daha adil bir toplum düzenine doğru yönlendirebilir. Bu yeni düzende, ekonominin işleyişinden, politika ve medyanın denetlenmesine kadar birçok alanda farklılıklar göze çarpacak. Devletin işlevleri ve karar mekanizmaları halkın önünde şeffaflaşmak zorunda kalacak. Her konuda fikir paylaşımı ve geribildirim hızlı ve mümkün olacak.
Girişimci, katılımcı ve şeffaf bir toplum düzeni birgün ekonomiye ivme katmanın yanısıra, demokrasinin de önemli bir destekleyicisi olabilir.