kapat

24.04.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CAN DÜNDAR(cdundar@sabah.com.tr )


Yeni senaryo

"Aşk hiçbir zaman pişman olmamaktır" demişti zengin genç delikanlı, fakir, güzel kızın gözlerinin içine bakarak...

Aşkları aralarında sınıfsal farkı aşmaya yetmiş, ancak o amansız hastalığı yenmeye yetmemişti. Çağımızın Romeo'su Jülyet'i kollarında can verdikten sonra ıssız bir pistin karları arasında gözyaşı dökerken, bizler de ilk aşklarımızın gözlerindeki damlacıkları küçük buselerle silerek terk etmiştik sinemayı...

"Aşk Hikayesi", o dönem hepimizin hikayesi olmuştu.

***

Geçen hafta Aşk Hikayesi 30 yaşına bastı.

Ajanslar da bu unutulmaz filmin iki başrol oyuncusunun, Ryan O'Neal ile Ali Mc Graw'ın 30 yıl kokteylinde çektirdikleri fotoğrafları çektiler.

Aman Tanrım...! O incecik zarif kızdan sadece tanıdık bir tebessüm; yakışıklı genç çocuktan ise ringlere veda etmiş bir ağır sıklet boksörü görüntüsü kalmış geriye...

Onların, gözyaşları içinde ayrıldığınız sinema salonunun perdesinde öylece değişmeden kalacaklarından neredeyse emin olduğumuzdan, bu yorgun fotoğraf, eski bir aşk hikayesi gibi burktu içimizi... Kırışan yüzlerinde, buruşan yüzlerimizi gördük; ağaran saçlarında, seyrelen saçlarımızı...

Çevirdikleri filmin Kerime Nadir imzalı "fakir kız-zengin oğlan" senaryolarının iyi soslandırılmış bir yabancı versiyonundan ibaret olduğunu, o yıllarda hiç fark etmemiştik. Filmin yapımcılarının, daha senaryo yazılırken "filmin sonunda kız mı ölsün oğlan mı" diye kamuoyu araştırması yaptıklarını ve "kız ölürse gişe garanti" sonucuna ulaşınca buna göre senaryo siparişi verdiklerini ise nice sonra öğrenecektik.

***

1970 yılında "Aşk Hikayesi" filmini, sevgilisine "Hiçbir zaman pişman olmama" sözü vererek terk eden romantiklerin çocukları, bugün "aşk neredeyse daima pişman olmaktır" diyen "Amerika Güzeli"nin önünde kuyruk oluyorlar.

30 yılda aşk filmlerinde "kanserojen bir müptelalık"tan "travmatik bir gerçekçilik"e sıçradık.

New York Times, geçen ay, bu sıçramanın son birkaç yılda gerçekleştiğini haber veriyordu. Artık film seyircisi, sonunda ne olacağını iyi bildiği filmlerin konforu yerine, sürpriz filmlerin beklenmedik finallerini tercih etmeye başlamıştı. "Amerikan Güzeli", "Altıncı His", "Matrix" bu eğilimin örnekleriydi.

Oysa çok değil, on yıl öncesine kadar artık espri aralıkları şablonla saptanmış komedi filmleri ağlama vakti ustaca ayarlanmış melodramlar ve sonunda hep kahramanların kazandığı büyük bütçeli He-man maceraları gişe rekorlarını elde tutuyordu. Sihirli formül şuydu:

"Bir filmi iki satırda anlatamıyorsan, hiç çekme daha iyi..."

Son 4-5 yılda seyirci, iki satırlık şablonlar yerine her dakika kendisini şaşırtacak, daha karmaşık yapılı filmlere koşmaya başladı.

Bu değişimin nedeni, artık sayısı yüzlere varan yerli yabancı televizyon kanallarında, videoda, DVD'de ve internette çok daha fazla film izleyen seyircinin, mevcut şablonlardan sıkılıp yenilik araması olsa gerek...

"Amerikan Güzeli", diğer film yapımcılarının uzaydan gelen yaratıklarda, mafyaya kafa tutan süper kahramanlarda, insan yiyen korkunç canavarlarda, aradığı bu yeniliği çok daha yakın bir yerde buldu: Seyircinin iç dünyasında...

Film, perdeyi koca bir aynaya dönüştürerek sıradan Amerikalı'ya kendisiyle yüz yüze gelme ve hayatıyla hesaplaşma şansı verdi. On yıl önce kimsenin finanse etmeye cesaret edemeyeceği bu senaryoyla hem müthiş bir gişe gelirine, hem de dizi dizi Oscar heykellerine kavuştu.

Hiçbir şey kendi hayatımızdan daha şaşırtcı değildi çünkü... Anlaşılan o ki, yeni yüzyılın "Aşk Hikayeleri"ni yazacak olanlar, keşif gezilerini uzak gezegenlere değil, insanın iç dünyasına doğru yapacaklar. Eski şablonların yitiren Hollywood kendisine yeni formüller yaratmak zorunda kalacak. Ama film endüstrisinin sihirbazları, yeni duruma çoktan adapte oldular bile... Sonunu tahmin ettiği filmleri özleyen geleneksel seyirci ile sürpriz seven yeni kuşakları aynı pazarda buluşturmak için dahiyane bir plan geliştirildi.

Yeni DVD filmler seyirciye final için birkaç seçenek sunuyor.

Filmin sonu yaklaşınca videonuzun ekranında beliren seçeneklerden ("Kız ölsün", "Oğlan ölsün" vs.) birini işaretliyorsunuz.

Ve film, sizin istediğiniz finalle sona eriyor.

Yıldızları ve seyircileri yaşlansa da Hollywood, her sürprize karşı ayakta durmayı biliyor.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır