|
|
İki muhteşem 10
Ali Sami Yen tribünlerini sezon başından beri bir lig maçında belki de ilk defa böylesine dolduran seyirciler iki muhteşem 10 numaranın, 10'ar numaralık resitalini izlediler. Bunlardan biri herkesin bildiği, beklediği Hagi idi. Hagi, futbolun bütün inceliklerini göstererek seyircilere unutamayacakları bir şov sundu ve bu şovunu öylesine inanılmaz bir golle süsledi ki, kaçırdığı penaltıyı affettirdi. Hagi'nin vurduğu yerden topu eliyle kaleye kaç kişi atabilirdi, merak ediyorum.
Öbür 10 numara, sanıyorum bu transferin yıldızı olacak Yusuf'tu. Dün seyrettiğim Yusuf, Avrupa'nın her takımında, ama her takımında futbol oynar ve seyirciyi ayağa kaldırır. Topa bu kadar hakim, oyun zekası bu kadar yüksek bir 10 numara Türk Milli Takımı'nın Avrupa finallerinde en büyük ümidi olacak. Aldığı her topla G.Saray savunmasını darmadağın etti. Hiçkimse onu tutmaya muvaffak olamadı. Yusuf, tek başına oynamadı. Takımını da oynattı. Ayağına gelen her top, G.Saray için tehlike yarattı. Transferde kimler peşine düşecek, fiyatı nerelere yükselecek, düşünemiyorum.
Kaybedene yazık olurdu
Maç, fevkalade rahat, fevkalade keyifliydi. UEFA finalistini sahaya çıkarken dakikalarca ayakta alkışlayan G.Saray seyircisi daha o an, "Bu maçın sonucu bizim için önemli değil" der gibiydi. Leeds'ten bu kadar stresli, bu kadar yoğun bir maç oynayıp UEFA finaliyle dönen takımlarından rahat bir futbol dışında hiçbir şey beklemiyorlardı.
G.Saray rahat, Denizli süper oynadı. Aslında taraflardan biri bu maçı kazansa yazık olurdu. İkisi de kaybetmeyi hak etmediler. Ama Denizli yüzdü yüzdü kuyruğuna getirdi. Santrası yapılmayan Marcio'nun olağanüstü güzel golüyle dün G.Saray'ı pek de sevmeyen top ağlara takılınca futbolun adaleti birazcık yerine geldi. 2-2'ye en çok üzülenler herhalde bir gün evvel Antalya'ya puan kaptıran Beşiktaşlılar oldu.
Hakem, gerilimsiz ama keyifli maçı küçük hatalarla ama zorlanmadan yönetti.
|
 |
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|