kapat

17.04.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
AHMET TAN(tana@sabah.com.tr )


Habersiz münasebet

Her münasebetsizlik haber değildir.

Hele bir devletin, bir başka devlete yaptığı her münasebetsizlik her zaman haber değildir. Ve olmamalıdır.

Hele zamanlama doğru değilse hiç olmamalıdır.

Almanya Dışışleri Müsteşarı geçen gün, Berlin'de PKK'cı örgütlerin temsilcilerini topladı.

Türkiye'nin "artık bir federasyonu düşünmesi gerektiği"ni açıkladı.

Türk basını bu sözlerde haber değeri bulmadı. (CNN Türk dışında).

Gerçi bu olayda Alman müsteşarı ve bizim medyayı güdüleyen başka olasılıkları da bulunabilir:

a) Almanlar, rahmetli Cumhurbaşkanı Özal'ı, ona her zaman rahmet okutan onun o ünlü münasebetsizliğiyle özel bir biçimde anmak ismemiş olabilirlerdi.

b) Türk medyasının gözünü kulağını cumhurbaşkanlığı seçimiyle Galatarasay maçının tozu dumanı kapatmış olduğu için müsteşarın sözleri önemsiz sayılmış olabilirdi...

c) Müsteşarın "federasyon tavsiyesi"ni haber yapmak demek, bu konuyu gerçekten tartışmaya açmak sayılacağından bundan kaçınılmıştı.

d) Alman'ın "tavsiyesi"ni Kıbrıs'la ilgili olduğu sanıldı.

Belki de bu nedenlerin hepsi veya hiçbirisi geçerli değildi, Alman müsteşarın haberi yalnızca atlanmıştı.

Başka bir olasılık da şu.

Yukarıdaki dört olasılık da geçerliydi. Bu durumda, Türk-Alman ilişkileri üzerinde karmaşık haber analizleri yapmak gerekeceğinden, okurun ve TV izleyicisinin GS maçı ve cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde kafasının şişirilmesi riskinden kaçınmak gerekmişti.

Medyamız rastgele ve ayaküstü kararlarla işleyen bir medya olmadığını, belki de bu vesileyde bir kez daha sergilemiş oluyordu.

***

Kamuoyumuz (ve elbette medyamız) en azından üç aydır cumhurbaşkanlığına odaklandı.

Oysa kısa bir süre önce Yunanistan'da da cumhurbaşkanı seçilmişti. Ama bir günde seçilmişti.

Geçen Pazar günü de Yunan seçimleri oldu.

Pazartesi sonuçlar alındı.

Salı Simitis'e görev verildi.

Çarşamba günü hükümet kuruldu.

Perşembe günü yemin edip işe başladı.

Bizde koalisyon müzakereleri olmasa bile, Anayasa'ya göre bu süreç haftalarca, sürebiliyor.

5+5'le ilgili Anayasa değişikliği öncesi, tüm parti başkanları bir krize meydan vermeden bu sorunu halledecekleri açıklamışlardı.

Ama durumun hiç de öyle olmadığı anlaşıldı. 406 milletvekili, sonradan arkasında durmayacakları bir önergeye imza atarak, Türkiye'ye çok önemli bir zaman dilimini kaybettirdiler....

***

Gündüz Aktan özellikle dış politikada aydınlık, çok yararlı saptamalar ve uyarılar yapıyor.

Avare kasnaklıktan bir türlü kurtulamayan Türkiye için Mayıs'ın AB üyeliği açısından bir kader ayı olacağını anımsatıyor.

Çünkü, AB Komisyonu Haziran ayında Katılım Ortaklığı Belgesi denilen çok önemli belgeyi hazırlamaya başlayacak ve en geç Eylül'de bitirip yayımlayacak.

Bu belge Türkiye'nin tam üyelik için kısa ve orta vadede yerine getirmesi gereken yükümlülükleri belirliyor.

Bu yükümlülükler Kopenhag belgesinde öngörülen üç nitelikteki ölçütten oluşuyor.

Üyelik yolunda yani demokrasi ve insan haklarıyla, bir de ekonomide atılacak adımların hazırlığının yapılması ve bunların belirlenmesi gerekiyor.

Cumhurbaşkanlığına ve Galatasaray'a bu kadar takılıp kalmış bir siyasal- bürokratik mekanizmayla Katılım Ortaklığı Belgesi hazırlıklarımız nasıl gerçekleşecek?

Alman müsteşarın münasebetsizliğiyle acaba hazırlanacak belgenin siyasal yönü arasında bir ilinti bulunuyor mu?

Cumhurbaşkanı seçilse bile önümüzde yeni zaman kayıpları söz konusu; siyasal nezaket gereği, bugünkü hükümetin yeni cumhurbaşkanına istifasını sunup yerine yenisinin oluşturulması gündeme gelebilecek deniyor.

Bu da yeni bir zaman kaybı demek.

Tüm bunlara bir de, İnşallah GS'nın muhtemel kupa zaferi eklenirse, 40 gün 40 gece sürecek bir süreyi de hesaba eklemek gerekebilecek.

Bu arada umalım ki, yeni tıkanıklıklar, hatta sevinçler ve rahmetli Özal'a rahmet okutan dış münasebetsizlikler ortaya çıkmasın.

Yoksa Eylül ayını bulacağız.

Galiba, medyamızın her dış münasebetsizlikte haber değeri aramaktan vazgeçmesi en iyisi.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır