kapat

17.04.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
AHMET VARDAR(avardar@sabah.com.tr )


Ormanlarımız nasıl katlediliyor!

Bundan 20 yıl öncesinde görülesi yerler olan Çanakkale'nin Edremit, Altınoluk ve Küçükkuyu yöreleri artık görülmeyesi yerler oldu. İnsanın bakacağı gelmiyor. Çanakkale'nin Bayramiç ilçesinin Çavuşlu Köyü'nde oturan ve orada doğup, büyüyen bir okuyucum bu konuyu işleyen acıklı bir yazı yazmış. Diyor ki; "Buralarda artık 20 yıl öncesinin çam ormanları yok... Ormanlarımız parça parça elimizden alınıyor, ciğerlerimiz sökülüyor. Köyümüzün ve civar köylerin iklimi değişti, yağış düzeni bozuldu. Yüzlerce köy Kaz Dağlarındaki su kaynakları vasıtası ile tarım yapıyorlardı. Hadi Altınoluk tarafı yazlık betonlarıyla katledildi, bari Bayramiç, Yenice ve Ayvacık köylerini kurtaralım. Yani güzelim Kaz Dağlarını kurtaralım."

Gerçekten de yaptırdığım inceleme sonunda, bu civardaki ormanlık arazilerin önüne gelen tarafından katledildiğini tespit ettim. Bu cinayeti işleyenlerin başında kim var biliyor musunuz?... Orman Bakanlığı Yetkilileri... En son Ramazan Bayramına kadar bu civarda dünyanın ağacı kesilmiş. Köylüler işletme yetkilileri ile karşı karşıya gelmişler. Düşünün siz, "Ormanımızı kesmeyin" diyen ormancılar değil, köylüler... Kesen ise, ormancılar... Neymiş, Ankara'ya tomruk, kereste lazımmış...

Kuzeybatı Anadolu'nun ciğeri olarak bilinen bu canım ormanlarda artık hayat ölüyor. Bakın, zamanında serpme ile balık tutulan köy çayları artık kurumuş. Yeşilinin ihtişamından gözler kamaşan ünlü Kaz Dağları kelleşiyor. 70'li yılların sonlarında ava çıkan ve av sırasında geyik, ayı, tavşan, tilki, kurt gören avcılar artık yok... Çünkü bu hayvanlarda orayı terk edip, gitmişler... Lafla peynir gemisi yürümez beyler... Ben uyarıyor, görevimi yapıyorum ama uyarılanlar ne yapıyor onu bir türlü anlayamıyorum.

Bir depremzede ihbar ediyor.
İsmi bende saklı olan bir depremzede bakın ne diyor; "12 Kasım'da Bolu'da meydana gelen deprem, toplumdaki bazı hastalıkların ortaya çıkmasına öncülük etti. Çünkü depremden sonra;

* Yardımlar yağmalandı.

* Hiç mağdur olmayanlar vurgun yaptı.

* Prefabrik evler hakça dağıtılmadı.

* Polisler ve birtakım bürokratlar en iyi prefabrikleri kaptı.

* Öğretmenlere ise, şehrin 10 km dışındaki dağlık bölgede bulunan kötü evler verildi.

* Karaçayır Mahallesi'ndeki prefabriklerde, evinde hiç hasar olmayan Milli Eğitim Bürokratları oturuyor."

Evet bu satırlarda dile getirilen şikayetlerin son zamanlarda çoğalması benim bu uyarıyı yazmama neden oldu. Zira ezilenler ezildiklerini ancak bana duyurabiliyorlar. Demek ki, bu konularla ilgilenen yetkililer arasında hala kulağı çekilmesi gerekenler var. Bunların bir kısmının isimleri de bende mevcut... Kendilerine tavsiyem dürüst davranmaları olacaktır.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır