Lord Acton, geçmiş diktatörlüklerin mirası olan milliyetçilik türünü "tarihte geriye atılmış adımlar" diye tarif ediyor.
Yazık ki uydu uygarlığına geçtiğini sandığımız İngiltere, Taksim'de iki ülke serserilerinin yarattığı kanlı olayı, ulusal bir kan davasına dönüştürmenin yanlışını yaptı.
İngiliz takımının oyununa gelen medyanın köpürttüğü milliyetçi öfkeyi bir futbol maçının avantajı olarak kullanmaya kalkarak en büyük kötülüğü kendine etti.
Futbolun, kültürleri dostluk içinde kaynaştıran ruhuna ihanet, işlenen öteki suçlar yanında solda sıfır kalmıştır.
Türk halkı, Taksim'de iki İngiliz'i öldüren bıçakları kendine saplanmış saydı. Bira fıçısı holiganların, kışkırtıcı hakaret ve saldırılarını lânetlemekle beraber hiç kimse onların bu nedenle ölümü hak ettiklerini düşünmedi.
Bunu sözleriyle, olay yerinde yaratılan çiçek ve çelenk dağları ile gösterdi. Medya da hem bu görüntülere ve hem de bu hissiyata tercüman oldu.
Ama bu iyi niyet karşı tarafı etkilemedi.
Çünkü amaçları, ne pahasına olursa olsun Galatasaray'ı Leeds'te elemek ve finale yükselmektir.
Bu uğurda, ana vatanı İngiltere olduğu söylenen tüm değerler ayaklar altına alınsa da..
20 Nisan Perşembe günü Leeds kentinde futbolun "bahane" haline geleceği, ama uygarlık değerlerinin sınavdan geçeceği tarihi bir olay yaşanacak.
UEFA'nın verdiği adaletsiz ve onursuz karar, İngiliz polisinin Türk seyircinin güvenliğini garanti edemeyeceğine dair pespaye açıklaması, bu "arena"nın önemini yükseltmiştir.
Avrupa'daki Türkler, Galatasaray'ı yalnız bırakmamanın özverisini göstereceklerdir.
O katılım yalnız Galatasaray'a desteğin ötesinde haksızlığa, tehdide soylu ve yürekli bir başkaldırıyı ifade edecektir.
Türk medyası da şimdiye kadar görülmedik büyüklükte kadrolarla orada olacak.
Allah iyi şeyler yazmayı nasip etsin!
Bakan aranıyor..
Enerji, ülkenin en önemli sorunlarından biri.. Elektriği değişik kaynaklardan üretmek kadar, bunu en uygun maliyetle karşılamak da önemli..
Nükleer santralı, kaynak çeşitliliğini ve teknolojik gelişmeyi savunanlar istiyor.
Ama şu gerçekler de ortada:
1. Bir nükleer santral 2-2,5 milyar dolar. Aynı değerde enerjiyi 450 milyon dolarlık bir doğal gaz santralı da üretebiliyor.
2. Enflasyonla mücadele sürecinde bu savurganlık, ekonomik programa zarar verecektir. Nitekim Hazine, IMF ile yapılan anlaşmaya dayanarak alınacak dış krediye garanti vermek istemiyor.
3. Almanya'da 14 nükleer santral var ve hükümet bunları ne sürede kapatacağının kararını oluşturuyor.. Amerika da uzun süredir yeni nükleer santral yapmıyor..
4. Türkiye'nin geleceği turizm.. Mersin'e kurulacak nükleer santral ve nükleer atıkların depolanması, çevrecilerin de desteğiyle rakiplerimiz tarafından zararımıza kullanılacaktır.
O zaman bu ısrar niye?.
Üç gündür bunu sormak için Enerji Bakanı Ersümer'i arıyorum. Telefona çıkmıyor.
Bu yüzden millete şikâyet ediyorum.
Milletvekillerine de ihbar ediyorum!