"TARÇIN'ın Ölümü" başlıklı yazımda, Adalar'da kuduz tehlikesine karşı alınan önlem ve girişilen operasyonlar doğrultusunda, ada sakinlerinin yıllardır tanıdığı, bakıp beslediği, aşılarını yaptırdığı, adları o adanın adıyla bütünleşip simgeleşmiş bazı "yerli köpekler"in de itlaf edildiği anlatmıştım. Burgazada'nın maskotu olan, benim de çok sevdiğim "Tarçın" adlı köpeğin, öldürülenler arasında bulunmasına çok üzüldüğümü vurgulamıştım.
BU operasyonu ben, Adalar'daki hayvanseverlerden aldığım bir fakstan öğrenmiştim. Yazıda da faksın kısaca, "Ada Dostları Derneği"nden geldiğini belirtmiştim. Meğer bana o faksı çeken derneğin adı "Adalar Doğa Çevre ve Hayvan Dostları Derneği" imiş. Yazı çıktıktan sonra bu dernekten gelen faksta, "Adımız o değil, bu" dendikten sonra, "Ada Dostları" adını taşıyan derneğin Adalar'daki güzellikleri, kedileri, köpekleri, atları ve hatta martıları istemediği öne sürülüyor; "Bu derneğin yönetimindeki bir şahıs Hıfzısıhha Kurulu'ndaki görevi dolayısıyla köpeklerin öldürülmesine imza bile attı" iddiasında bulunuluyor.
ADA Dostları Derneği adını taşıyan kuruluştan da aynı gün bir faks geldi. Orada da "Size öyle bir ihbarı yapmadık, adımış kullanılmış" deniyor.
ÖNCE altını çizeyim; kimse kimsenin adını kullanmış değil. Ben yazımda, Adalar'da tek bir dernek olduğunu düşünerek, ayrıntılar üzerinde fazla ince eleyip sık dokumadan "Ada dostları" deyimini kullandım. Hata varsa bana ait.
ŞUNU sormak istiyorum: Dernek adı o kadar önemli mi?
İKİ dernek te doğa tutkusu, "Tarçın'ın artık yaşamıyor olmasından duyulan üzüntü gibi" ortak paydalarda buluşuyor. Önemli olan bu ortak duyguların paylaşılması değil mi? İsimlerle ilgili polemiklere, gereksiz ayrıntılar üzerinde didişmelere girmek güzel bir şey mi? Temel duygu ve kaygılar paylaşıldığı halde yekdiğerini incir çekirdeğini doldurmayacak eleştirilerle yıpratmaya çalışmak doğru mu? İki derneğin sayın yöneticileri böyle yapacaklarına Adalar'a, doğaya ve çevreye aynı müşfik duygularla, aynı dostluk penceresinden baksalar daha iyi olmaz mı?
DOĞA ve çevre hepimizin. Bu kavramların üzerine titrenen platformlarda kısır çekişmeler ve öfkeli diş gıcırtıları değil, yürek dolusu sevgi egemen olmalı. Doğayla ve çevreyle dost olmak için öncelikle insanların birbirlerine karşı hoşgörülü olmaları, birbirlerini sevip anlamaları gerekiyor.