kapat

17.04.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Kötü kader!
Kadriye Aslan 7 ay sessizliğini ve yatağını paylaştığı eşi Ertan'ı bekledi. İşte o gün, biricik yavrusunun doğduğu gün, kocasının cesedinin Adli Tıp Morgu'nda olduğu haberini aldı

TAM yedi ay önce bir sabah ... Zeytinburnu Beş Telsiz Mahallesi'ndeki 103 Sokak'taki 14 numaralı evde sakin mi sakin, sessiz mi sessiz bir kahvaltı sofrası. Evde yaşayanların duyguları, düşünceleri ancak gözlerinden okunabiliyor; bir de şekilden şekile girerek derdini anlatmaya çalışan ellerinden.

"O" dili hiç bilmeyenler bile anlayabiliyor o elleri. Havada ahenkle dans edişleri, kıvrılıp bükülüşleri bir tek şeyi ifade ediyor... Mutluluğu....

O mutluluğu paylaşanlar Ertan ile Kadriye. Beş aylık evli sağır ve dilsiz sevdalı iki genç. O sabahın, birlikte geçirdikleri son sabah olduğunu bilmeden konuşuyorlar uzun uzun...

GÜN MUTLU BAŞLADI
Kadriye o sabah Ertan'ı yolcu ettikten sonra çalıştığı konfeksiyon atölyesine doğru yola çıktı. İki aylık hamileydi genç kız. Ertan'a belli etmemeye çalışıyordu ama bebeği bazen zorluyordu onu sabahları. Midesi bulanıyor, başı dönüyordu bazen. Ama nedense bu sabah çok iyiydi. Sanki sabah kahvaltısındaki neşelerini paylaşmıştı minik bebek. Bütün gün konfeksiyon atölyesindeki makinesinin başında ter döktükten sonra akşam fırından sıcak ekmeğini de alıp döndü eve. Ertan da gecikmezdi. İşe girişmeden beklemeye karar verdi. Belki akşam çayına da yetişirdi. Pencereye oturup oyalandı biraz sokağın girişini gözetleyerek.

BÜTÜN GECE BEKLEDİ
Hava alacadan zifiri karanlığa dönünce vazgeçti beklemekten, yemek yapmaya koyuldu. Yemekleri pişirdi, sofrayı hazırladı, masadaki bardakları bile suyla doldurdu. Gelmeliydi artık. Hiç böyle yapmazdı. Yüreği sıkışmaya başlamıştı artık.

Saat geceyarısını gösterdiğinde dayanamadı artık. Aynı binada oturan kayınpederi Keskin Aslan'ın kapısını çaldı heyecanla. Kapı açıldığında havada uçuşan elleriyle anlatmaya çalıştı. Ertan gelmemişti. Haber de vermemişti. Çok korkuyordu. "Sakin ol kızım" dedi kayınpederi. Gelinini içeri alıp ne yapabileceğini düşünmeye başladı. Sonra ceketini kapıp fırladı sokağa. Kahveye uğradı önce. Kapanmak üzereydi ve o gün Ertan'ı hiç görmemişlerdi. Sonra birkaç sokak ötede oturan arkadaşlarını buldu oğlunun. Kimse ama hiç kimse görmemişti Ertan'ı o gün.

Sabahı beklemeye karar verdi. Belki bir şeye kızmış, içmiş bir yerlerde sızmıştı. Yapmazdı öyle şeyler ama insandı en nihayet. Her şey gelebilirdi başına.

Ertan sabah da gelmedi. Hemen karakola gittiler. 18 yaşındaki Ertan Keskin'in kayıp olduğu haberi ilk kez o gün 1999 yılının o soğuk, yağışlı Kasım sabahında geçti resmi kayıtlara. Uzunca boylu, esmer ince yapılı bir çocuktu. Evliydi...

O günden sonra yaşam zehir oldu onlara. Ertan'ı bulamadılar. Yer yarılıp içine girmişti sanki. Ölümden beterdi yokoluşu. Nerede, ne olduğunu bilmemek kahrediyordu hepsini. Bu arada Kadriye'nin hamileliği ilerliyor, genç kadın bir yandan Ertan'ın yokluğu ile savaşmaya çalışırken, bir yandan da bebeğinin sağlıklı doğması için dualar ediyordu.

Tam yedi ay 10 Nisan 2000'e kadar sürdü arayışları. Geçtiğimiz hafta sonu bir akrabaları polis olan bir tanıdığıyla sohbet ederken Ertan'ın yokoluşundan söz etmişti. Onu hiçbir yerde bulamadıklarını, karısının ailesinin perişan olduğunu anlatmıştı uzun uzun. Polis tanıdık genç adamın kaybolduğu günle kendi hafızasındaki meçhul olayları şöyle bir gözden geçirdiğinde, "Bir dakika" demişti. O günlerde bir meçhul ölüm vakası geçmişti kayıtlara. O muydu yoksa?

SON UMUT TA SÖNDÜ
Bir umut sarıldılar ailece o ipucuna. Önce olayın kayda geçildiği karakola gidildi. Evet. Ertan'ın kaybolduğu gece onun tanımına uyan bir genç Cevizlibağ'da Yeşil Kundura Mevkii'nde plakası belirlenemeyen bir aracın çarpması sonucu yaşamını yitirmişti. Yakınlarına ulaşılamayınca da ceset Adli Tıp Kurumu Morgu'na kaldırılmıştı. Hala da oradaydı. Keskin Aslan ipuçlarıyla, kayıtlarla uğraşıp oğlunun izine rastlamaya çalışırken gelini Kadriye de nurtopu gibi bir evlat getiriyordu dünyaya. Kaderin cilvesi babanın ölümüyle oğlunun doğumunu aynı günde buluşturmuş, mutluluğun üzerine kara bulutlar çöreklenmişti.

MUSTAFA KAYA


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır