kapat

11.04.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ZÜLFÜ LİVANELİ(livaneli@sabah.com.tr )


Cinayete ortak mıyız?

Öldürme eylemi her ülkede, her kültürde aynı ağırlığı ve önemi taşımaz.

Türkiye, öldürme eyleminin pek çok nedenle hoş karşılanabildiği bir ülkedir.

Bu köşede pek çok kez okuduğunuz gerçeği bir kez daha vurgulamama izin verin: Bizim kültürümüzde; din, vatan kurtarma, namus koruma, öc alma, kanın hesabını sorma, şeref vb. gibi bir çok nedenle adam öldürme yüceltilir. Hapishanelerde en çok saygı gören mahkumlar, katillerdir.

Onlara "ağır mahkum" denir ve arkalarından saygıyla fısıldanır: "Üç leşi var. Çatal yürekli adam!"

***

Çünkü bizde "cana saygı" kavramı gelişmemiştir.

Boğanın önce ayaklarını sonra boğazını kesen, minicik köpeği canlı canlı çöp öğütme cihazının içine atan insanlar, bu toplumun ve bu kültürün ürünleridirler.

Ne insana acırlar, ne hayvana, ne doğaya!

Siyasi partilerimiz katillere sahip çıkar, onları savunur ve "Benim katilim, senin katilin!" ayrımı yaparken yukardaki örnekler bile masum kalmaktadır.

Bu ülkede yaşayan herkesi suçladığım sanılmasın. Nice aydınlık insanın varlığının farkındayım elbette. Ama ne yazık ki şiddet kültürünü çoğaltanlar da var.

***

Bizde sokak kavgası bıçakla yapılır.

Herhangi bir ağız dalaşının yumruklu kavgaya dönüşmesi an meselesidir ve kavgada cepten çıkarılan bıçak bir saniyede rakibin kalbine sokuluverir.

Sokak geleneğinin bir parçasıdır bu.

Taksim cinayetleri bu geleneğin devamı olarak düşünülmeli.

***

"Bu ülke kendi insanlarına acıyor mu ki taşkınlık yapan İngilizler'in canına kıymasın?" diye de sorulabilir?

70'li yılların kargaşasında, beş bin insan öldürüldü buralarda.

Gencecik insanlar; kahveleri, otobüs duraklarını taradılar ve hiç tanımadıkları masum yurttaşları katlederek, vatan kurdardıklarını zannettiler.

Geçtiğimiz yıllar otuz bin kişinin kanıyla lekelendi.

Hizbullah'ın domuzbağıyla toprağa gömdüğü insanlar da bu ülkenin yurttaşlarıydılar.

***

Kim ne derse desin, öldürmeye yatkın bir toplumuz biz.

Sonra da dünya bizi barbarlıkla suçladığında kızıyor ve "Bana barbar diyenin dilini koparırım, gözünü oyarım!" efelenmelerine girişiyoruz.

Önce dürüstçe aynaya bakalım.

***

Taksim cinayetlerinden dört saat sonra İngiltere Başbakanı Tony Blair olay hakkında konuşma yaptı, ardından da Spor Bakanı çıktı ekranlara.

Bizim hükümet ise sessiz!

Acaba bu sessizlik, cinayetleri haklı bulma anlamına mı geliyor?

***

İngiliz holiganların taşkınlıklarını, terbiyesizliklerini bilmeyen yok.

Ama bunun cezası ölüm olmamalıydı.

Eğer içten içe "Ama onlar da haketmiş!" diye düşünüyorsak, cinayete biz de katılmış oluruz.

Unutmayalım ki: Öldürmek, insanoğlunun en ağır suçudur.

NOT: Pazar günü bu köşede yanlış bir yazı yayınlandı.

Bilgisayardaki tarihlerde bir karışıklık olmuş ve yeni yazı yerine, tam bir yıl önceki yazı köşeye girmiş.

Özür dileriz!

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır