kapat

11.04.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
YAVUZ DONAT(ydonat@sabah.com.tr )


Kişi mi, sistem mi?

Özal'ın çok yakını olan Hüsnü Doğan, "Yanlış şeyi konuşuyoruz. Çankaya'ya kimin çıkacağını değil... Sistemi konuşmalıyız" diyor. Doğan'a göre Türkiye "Başkanlık Sistemi"ne geçmeden sorun çözülmez...

Ankara'da üç kişi bir araya gelse... Konuşulan ilk konu "ne olacak?... Çankaya'ya kim çıkacak?"

Gazetedeki odamızda üç de değil... Dört kişi bir araya gelince...

"Aynı konu" açıldı:

- Ne olacak?

"Önce" Hüsnü Doğan konuştu.

- Yanlış şeyi konuşuyoruz... Çankaya'ya kimin çıkacağını değil... Sistemi konuşmalıyız.

"Öneriniz" diye araya girdik.

Hüsnü Bey:

- Türkiye, "Başkanlık sistemine" geçmeden sorun çözülmez... Demirel'in bir sözünü unutmayın... "Çatal kazık yere batmaz." Bu doğru bir laf.

ÖZAL'IN PROJESİ
Hüsnü Doğan, "Özal'ın çok yakınıydı."

Dedi ki:

- Özal sabah saatlerinde öldü... Ölümünden birkaç saat öncesine kadar... Neredeyse, sabaha kadar "bu konu üzerinde" çalışıyordum... Hepsi kağıda döküldü...

Kağıda dökülen "Özal'ın siyasete dönüş" planı.

Ve "Başkanlık sistemi projesi."

DUVARA TOSLAMADAN
Hüsnü Doğan'a "yakın geleceği... Yarını" sorduk:

- İyi de "kim" seçilecek?.. Taşlar yerine nasıl oturacak?

Doğan:

- Siyasette, duvara toslamadan, çözüm "zaruret haline" gelmez.

- Duvara toslandı mı?

- Hayır... Henüz değil.

- Çare?

- Söyledim ya... Başkanlık.

RIZA AKÇALI
Odadakilerden biri de DYP'li Rıza Akçalı...

Manisa Milletvekili.

Eski, Genel Başkan Yardımcısı.

Akçalı "birkaç şey" söyledi:

*Hele Cumhurbaşkanlığı seçimi bir geçsin... Sonra göreceksiniz... Seçimin, şöyle veya böyle "pek çok siyasi sonucu" olacak.

* Kurgu iyi değil... Millet ile siyasetin kurgusu... Yönetilen ile yöneten arasında kopukluk var.

* Halkın yüzde 54'ü siyasete güvenmiyor... Bence bu bir alarm.

"Çare" diye sorduk.

Rıza Akçalı:

- Yeniden yapılanma.

PEYNİRCİOĞLU
Atilla Peynircioğlu, 1980'de... 12 Eylül müdahalesinden önce "Başbakan Demirel'in Başdanışmanıydı."

"Planlama" kökenli.

Odamızdakilerden biri de o.

Ve bu kez "söz sırası" Peynircioğlu'nda:

* Çankaya'ya nasıl olsa biri seçilir... Ama sorun bitmez ki.

* Ana sorun siyasetin çok parçalı oluşu.

*Ayrıca, siyaset ilkesiz... İnanç ve ilke olmadan siyaset nasıl yapılır?

* Partiler, demokrasinin vazgeçilmez unsuru... Ama bu vazgeçilmez unsur acaba ne kadar demokrat?

* Parti diyoruz... Kimin partisi?.. Halkın mı?.. Yoksa, parti dediğin "liderin tapulu malı mı?"

ANALİZ
Bu kez "üçü birden" bize sordu:

- Sen ne diyorsun?

"Özetle" dedik ki...

"Nasıl bir Cumhurbaşkanı" arıyoruz?

Alman Cumhurbaşkanı Rau gibi... Bizim 1970'lerdeki Cumhurbaşkanlarımız gibi... Fazla yetkisi bulunmayan... "Devleti temsil görevini" yapan bir Cumhurbaşkanı mı?

Eğer "aradığımız" buysa...

Cumhurbaşkanı'nın yetkilerinin daraltılması gerek.

Ama "aradığımız" bu değilse...

"Kurumlar arasında uyum sağlayacak" bir Cumhurbaşkanı arıyorsak...

Yani Çankaya'nın "güçlenmesinden" yanaysak...

O zaman da "yarı Başkanlığı" konuşmamız lazım.

Aksi halde...

"Şimdiki sistem" devam eder ama...

"Tartışma" hiç bitmez.

Demirel ile Ecevit arasındaki "uyum" her zaman sağlanamaz.

KİŞİ VE SİSTEM
Aslında...

"Kişileri" konuşmak yerine "sistemi" konuşsak... Tartışsak... Çok şey çözülecek.

Ama kişileri konuşmak "daha cazip... Daha heyecanlı."

Ve "daha da kolay."

ECEVİT'İ KLİMA ÇARPTI
Ankara dün bir "söylentiyle" çalkalandı: - Başbakan'ın sağlık durumu...

"Durum" şöyle:

Hindistan'da "her yerde" klima var.

Otelde, otomobilde, resmi görüşmenin yapıldığı salonda... Her yerde.

Klima, alışık olmayanı "çarpar."

Bülent Bey, Hindistan'dan "soğuk algınlığı" ile döndü. Geçen hafta, Meclis'te "5+5" oylamasının yapıldığı gün "soğuk algınlığının sürdüğünü" bizzat kendisinden dinlemiştik.

Bu "gribal enfeksiyona" bir de "Hindistan ziyaretinin yorgunluğu" eklenince...

Ve Türkiye'deki "yoğun gündem" nedeniyle, Ecevit "dinlenemeyince..."

"Soğuk algınlığı uzadı."

Ve dün Ecevit dedi ki:

- Başbakanlığa gideceğim... Çalışacağım.

Hüsamettin Özkan "çıkmamalısınız" dedi:

- Efendim dört, beş gündür ilaç alıyorsunuz... Tam iyileşmeden evden çıkmamalısınız... Eğer çıkarsanız... Dört, beş günlük tedavi boşa gider.

Başbakan "Hayır... Çıkacağım... Çalışabilirim" diye ısrar etti. Hüsamettin Özkan da "çıkmamalısınız... Arkadaşlarımız da benim gibi düşünüyorlar" diye ısrarı sürdürdü.

Ve sonuç:

Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan, saat 13.00 sularında "DSP'li bazı Bakanlara" dedi ki:

- Tamam... İkna oldu... Bugün (dün) çıkmayacak... Dinlenecek.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır