Spor ve şiddet birbiriyle hiç bağdaşmayan iki kavram. Sahada büyük emeklerle kazanılan başarılar, sergilenen güzellikler, ne yazık ki saha dışındaki çirkinliklerle gölgelenebiliyor. Tıpkı G.Saray'ın Leeds United karşısında elde ettiği başarıda olduğu gibi...
İngilizler saha dışı çirkinlikleri konusunda sabıkalılar. Ama ne kadar haketseler de, ne kadar tahrik etseler de hiçbir insan bu nedenlerden dolayı ölmeyi haketmiyor. İnsan hayatı her şeyden önemli. Bu konuda Terim'in söylediği şu anlamlı sözleri bir daha hatırlayalım: "Keşke maçı kaybetseydik de iki kişi ölmeseydi."
Geçen çarşamba akşamı yaşanan olaylardan, sporsever olup, insan olup rahatsız olmamak elde değil. G.Saray taraftarı da bu konuda sıkıntılı. Gençlerbirliği maçında bu çirkin olayların kendilerine mal edilmesine tepki gösterdiler. Doğrudur... Bunlar taraftar olamazlar, olmamalılar. Ancak aynı tepkilerin iki insanın ölümünden sorumlu olanlara karşı da ortaya konması gerekmez miydi? Ben G.Saray taraftarından bir 'saygı duruşu' beklerdim. Veya bir basın bülteniyle sağduyularını, ölümlere karşı duyarlılıklarını tüm İngiliz ulusuna, hatta tüm dünyaya duyurmalarını... Aslında bunlar için çok da geç değil.
Bunlar yapılmadı. Ama Leeds maçı öncesi bu insanlık dışı olaylara karşı alaycı bir tavır sergilenip 'Ölüm marşı' söylenmesi eski bir G.Saray kaptanı ve iyi bir sporsever olarak ülkem adına beri bir kat daha fazla üzdü.