O geceyi hiç unutamayacaklar
Tam altı kişiydiler o gece. Eroin buluşturmuştu onları. İçlerinden Eyüp ölmüş, diğerleri için de hiç bitmeyecek kabus dolu günler başlamıştı...
ZEYNEP Karabacak, Ercan Ergün, Birgül Paracı, İlhan Kaptan, Mustafa Cengiz... Şimdi beş kişiler. Tam bir yıl bir aydan bu yana, isimlerini haykıran mübaşirin sesiyle çınlıyor adliye koridorları. Dün kim bilir kaçıncı duruşmaya çıktılar yine. Sanık sandalyesine oturup mahkeme heyetinin karşısında başları dik durmaya çalıştılar. Tam bir yıl önce "keyifli bir gece geçirmek üzere" aynı evde buluştukları arkadaşlarının ölümüne neden olmakla suçlanmanın dayanılmaz ağırlığını hissettiler yine gencecik omuzlarında. Evet o gece Eyüp ölmüştü. En kötüsü de suçun kimde olduğunun hala bilinmemesiydi.
ADALET SUÇLUYU ARIYOR
Bakırköy Adliyesi 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülüyor dava. Adalet, 8 Mart 1999'dan bu yana girdiği eroin komasında yaşamını yitiren 20 yaşındaki Eyüp Eryılmaz'ın ölümünde sorumluluğu ya da ihmali bulunanları saptamaya çalışıyor.
Önceki gün görülen davada da o gece olup bitenler bir kez daha anlatıldı, o geceyi yaşayanlar tarafından. Zeynep Karabacak konuştu önce. Eyüp'ün ölümünde bir suçunun bulunmadığını, onu ölüme götüren aşırı doz eroini kendisinin enjekte etmediğini söyledi.
YENİ TANIŞMIŞLAR
Zeynep olayı, "Eyüp'le olaydan 20 gün önce tanışmıştık. Birlikte eğlenelim deyince kabul ettim. Diğerleriyle de haberleştik. Hep beraber Kumkapı'daki bir satıcıdan eroin aldık. Oradan Büyükçekmece'ye İlhan'ın evine geldik. Eyüp ile ben aynı odadaydık. Önce Eyüp eroini hazırlayıp bana enjekte etti. Sonrasının farkında değilim. Yalnız odaya Ercan gelmişti. Eroini Eyüp'e o enjekte etmiş olabilir" diye anlattı.
Ercan ise o gece yalnızca kendisine eroin enjekte ettiğini söyleyerek kendini savundu. "Zeynep ile Eyüp eroini kendileri kullandılar" dedi. Böylece ikisi de olayı inkar etti. Diğerleri ise başka odalardaydı. Olayı hiç görmemişlerdi...
FIRLATIP ATMIŞLAR
Davada tutuklu olarak yargılanan Zeynep ve Ercan'ın yanı sıra, 8 Mart 1999 gecesi Büyükçekmece'deki o evde bulunanların inkar edemeyeceği şey ise Eyüp'ün komaya girdikten sonra bir çöp torbası gibi parka atılarak ölüme terkedildiği gerçeğiydi.
O konuda hiçbirinin söyleyebileceği bir şey yoktu. Eyüp'ün komaya girdiğini farkedince hemen yakınlardaki kliniğe koşmuş ve buldukları ilk doktoru alıp eve dönmüşlerdi. Doktor Eyüp'ün durumunun ağır olduğunu bir hastaneye gitmesi gerektiğini söylediğinde de ilk akıllarına gelen onu başlarından atmak olmuştu.
BABANIN DRAMI
Ve şimdi her biri için 17'şer yıl ağır hapis cezası isteniyor. Savcı onların "bilerek", "isteyerek" arkadaşlarının ölümüne neden olduğunu iddia ediyor.
Bir de doktor var olayda... Zeynep ve arkadaşlarının yardım istediği, Eyüp'ü gördükten sonra olayın kendi alanına girmediğini söyleyip arkasını dönüp giden bir doktor. Şimdi o da, Göz Doktoru Yılmaz Avşar da yargılanıyor. Savcı onun için, "olayın ölümle sonuçlanacağını bildiği halde polise haber vermediği" gerekçesiyle iki yıl hapis talebinde bulundu.
Bütün bir karmaşanın içinde ateşin düştüğü yerdeki alevler de sönmek bilmiyor...
Eyüp'ün babası Hasan Eryılmaz bilmediği, havsalasına sığdıramadığı bir dünyanın kurbanı olan oğlunun ardından gözyaşı döküyor hala.
"Cinayet" diye bağırıyor. "Bin bir yoklukla büyüttüğüm oğlumu aldılar elimden. Ona tuzak kurup öldürdüler. Hiçbir şey onu bana geri getiremez ama hiç olmazsa suçlular cezasını çeksin" diye konuşuyor.
Hasan Eryılmaz, "Vicdansızlar" olarak tanımladığı 5 gencin, oğlunu boş bir çuval gibi ölüme terketmesini ise içine sindiremiyor. Eryılmaz, "Oğlumu öldürdüler, bari sahipsiz bir insan gibi parka bırakıp kaçmasalardı. Gelip olayı anlatsalardı belki daha inandırıcı olurdu. Onlar cezalarını çekmediği sürece yaşlı bedenim rahat etmeyecek" diyor.
PERİHAN YILDIZ
|