Mecliste günlerdir süren bir tartışma var. Adı 5 + 5 Tabii Meclis bizim Meclisimiz olduğuna göre, tartışmanın da bizim tartışmamız olması gerekir. Ama ne yazık ki büyük bir kopukluk var. Nedense vatandaş bu tartışmanın dışında... Sebebini soracak olursanız bambaşka...
Ben yaşantım itibariyle insanların arasında dolaşan, onlarla devamlı diyalog kuran, esnafıyla, sanatkarıyla, öğrencisiyle, memuruyla, balıkçısıyla, öğretmeniyle, yöneticisiyle görüşen bir insan olarak Meclisteki tartışma ile, vatandaşın problemleri arasında bir irtibat kuramadım gitti. Yani "5 + 5 olursa, Meclisten geçerse, sokaktaki vatandaş ekmeği daha mı ucuz yiyecek?... Ayakkabıyı daha mı ucuza alacak?... Arabasının deposu daha mı ucuza dolacak?... Evinin yakacağı çok mu ucuza gelecek?... Kullandığı elektrik ve su bedavaya mı gelecek?... Bindiği otobüsün bilet fiyatı yarıya mı düşecek?... Okula gönderdiği çocuğunun masrafı çok mu azalacak?..."
Düşünüyorum, taşınıyorum da bunun vatandaşla, onun dertleriyle hiçbir ilgisi yok... Pekii ne ile var?... İsterseniz onu da söyleyeyim; hani ülkemizde sayıları 5-10 bini geçmeyen bir kaymak tabaka var ya, işte o tabakanın ilgisi var. İşte bir bardak suda fırtınayı onlar koparıyorlar. Benim temiz ruhlu sıradan vatandaşımın bu işlerle uğraşacak vakti bile yok. Çünkü o EKMEK DERDİNDE... Çoluğunu, çocuğunu yetiştirmek derdinde... Kazandığı üç-beş kuruşla GEÇİM DERDİNDE... İnanın medyada bu kadar büyük gürültü kopmasına rağmen, devamlı görüştüğüm çeşitli tabakalardaki vatandaş sorduğumda bana ceplerini göstererek, "Ne 5 + 5'i Ahmet ağabey, ceplerimize baksana BOŞ+BOŞ..." cevabını veriyorlar. "Pekiyi Cumhurbaşkanı seçimini hiç mi önemsemiyorsunuz?..." dediğimde ise, "Kim seçilirse seçilsin umurumuzda değil. Ülke batmış, biz perişan olmuşuz kimin umurunda?... Biz onların umurunda değilsek, onlar da bizim hiç umurumuzda değil" diyorlar.
İşte hal böyle iken ülkenin kaymak tabakasını almış bir telaş gidiyor. Ortaya "5 + 5 mi yapalım... 3 + 2 mi olsun... Yoksa ömür boyu + ömür boyu mu olsun..." diye problemler atılıyor, sonra da o problemler çözümlenmeye uğraşılıyor. Vatandaş ne diyor, onlar ne diyor... Bu arada Meclisteki ilk yoklama ters gitti diye ufak, tefek tehditler de başladı. Bazı medya leşkerleri köşelerinde "Aman haa!... Sonu fena olur haa!... Başınıza ne gelir bilemeyiz. Ayağınızı denk alın..." gibi sözler sarfetmeye başladılar.
Az önce de bahsettim ya, kaymak tabakamız eğer işler istediği gibi gitmezse, önce tehdit eder, sonra da kışkırtmalara başlar. Meclise yani bizim seçtiğimiz temsilcilere türlü, çeşitli şekillerde zorlamalarla yön vermeye çalışırlar. Bana kalırsa bu oylamalarda Meclis üyeleri kişiliklerinden sapmadan doğru olanı yaptılar. Gerisi laf... Haydi canım sende... SEPETİ KOLUNA, HERKES YOLUNA... Masala para yok...