kapat

31.03.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
SEDAT SERTOĞLU(ssertoglu@sabah.com.tr )


Hoppala...

Dün sabah gazeteye geldikten sonra, sürekli telefonlar aldım.. Arayanlar, yabancı ülkelerin diplomatları idi..

Sorular sordular.. Biri dedi ki

"Askerlerin muhtıra vermeleri ihtimali filan..."

Hoppala..

"Nereden çıkartıyorsunuz böyle şeyleri.. Türkiye 1970 yılının 12 Mart gününü değil, 2000 yılının mart ayının 30'unu yaşıyor.. Demokratik bir ülke burası.. Niye böyle bir şey olsun ki? Hükümet bir yasa teklifi vermiş, Parlamento reddetmiş.. İradesinin ipotek altına alınmasına karşı çıkmış.. Hepsi bu.. Başka ülkelerde de bunların örneği oluyor.. Niye onlara böyle sorular sormuyorsunuz? AB'ye tam üyeliğe hazırlanan Türkiye'de böyle birşey mümkün mü?" dedim..

Sonra başka sorular:

"Şimdi ne olacak?"

"Demirel'in işi bitti mi?"

"Kim yeni Cumhurbaşkanı olabilir? İsmail Cem ve Mesut Yılmaz gibi Parlamento içinden isimler mi, yoksa eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Karadayı gibi bir isim mi?"

Cevaplarımız şöyle oldu:

"Olacak şey demokrasi içinde çarenin tükenmeyeceği.. Meclis'in içinde de, dışında da pırıl pırıl insanlar var.. Parlamento birini seçer, bu iş de biter.. İstikrar için önemli olan, bugünkü hükümetin mutlaka, ama mutlaka devam etmesi.. Türkiye çok önemli ve tarihi ekonomik kararlar aldı.. Bunların uygulanması gerekiyor.. Yoksa Cumhurbaşkanı'nın kim olacağı meselesinin istikrarla bir alakası yok.. Allah gecinden versin, yani Demirel vefat ederse, Türkiye istikrarsızlığa mı düşecek? Güneş Taner'in dediği gibi, Atatürk de öldü ama Türkiye yoluna devam etti.. Demirel'in durumuna gelince, artık Güniz Sokak onu bekliyor.. Tavuk beslemeyeceğine göre siyaset yapacaktır mutlaka.. Yapsın.. İsterse analarından doğduğuna pişman etsin, kimi edecekse.. Bunun bir yasağı yok.. Yeni Cumhurbaşkanı'nın kim olacağını şimdiden bilmek veya tahmin etmek ise mümkün değil.. Bizde bir söz vardır, Süleyman Demirel'in sözüdür bu, neyin olabileceğini görmek için, neyin olamayacağını görmek gerekir, derdi.. Neyin olamayacağı belli olduğuna göre, şimdi neyin olacağını görmek lazım..."

Sevgili hocamız Kurthan Fişek, TEMPO dergisindeki yazısında bakın ne demiş:

"1995 Eylül'ünde Evren yine kızdı.. Susması gerekenler konuşuyor, dedi. Güniz 31'den ne cevap geldi?"

Gelen cevap şu imiş:

"Evren'in makamı öfke ve hiddetin yakışmadığı yerlerin başında gelir..."

Demirel'in Evren'e verdiği bu cevaptaki tutumunu, aradan 5 yıl geçmesine rağmen, sürdüreceğine inanıyoruz. Türkiye'nin gerilime hiçbir şekilde girmemesi lazım.. Yeter artık...

Dün gazetede Zülfü Livaneli ile sohbet ediyoruz. Ona Yargıç Brandis'in şu sözünü hatırlattım: "Hürriyet'e en büyük tehlike, iyi niyetli olup, ne yaptığını bilmeyen insanlardan gelir..."

Zülfü'de bana Voltaire'in şu sözünü hatırlattı: "Cehenneme giden yol, iyi niyet taşlarıyla döşenir..."

Türkiye'nin içine girdiği süreçte, üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken iki cümle diye düşünüyoruz..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır