GEÇEN Cumartesi gecesi, mesai arkadaşım İsmet Ararat'la birlikte gazeteden geç çıktık. Bir vapur kaçtı, diğerine yarım saat vardı; karşıya motorla geçelim, dedik. Bildiğimiz kadarıyla motor seferlerine çeki-düzen gelmişti. Eski küçük ve köhne tekneler yerine büyük, güvenli ve konforlu motorlar sefere konmuştu. Tıpkı Şehirhatları vapurları gibi tarifeli çalışıyorlardı.
EMİNÖNÜ'ndeki motor iskelesine geldiğimizde saat 19.25'ti. Gişeden bilet alırken motorun kaçta kalkacağını sorduk, "Şimdi kalkar abi" gibi muğlak bir cevap aldık. Ortalıkta kalkış saatlerini gösteren bir tabela filan da görünmüyordu. Biletleri kesen adama da, "Kaçta kalkacak?" sorusunu yönelttik; "Ne bileyim ben" anlamında dudaklarını büzüştürmekle yetindi. Işıksız, loş, kasvetli iskeleden motora geçtik. Motor gerçekten de büyüktü, gemi irisi bir şeydi. İçerisi askeri yemekhaneler gibi düzenlenmişti. Uzunlamasına masalar konmuş, iki yanlarına yine uzunlamasına tabureler yerleştirilmişti. Oldukça kalabalıktı. Herhalde bizden dakikalarca önce gelen yolcular vardı. Biz de onlar gibi beklemeye koyulduk. Girişte bir büfe vardı; buradan vapurlarda olduğu gibi, çay servisi yapılıyordu. Birer çay istedik, bu arada çay dağıtımı yapan görevliye de sorduk:
"KAÇTA kalkacak?"
"VALLA herhalde birazdan kalkar."
AZ sonra aynı çaycının, "Sayın yolcular, şu elimde görmüş olduğunuz..." diye başlayan malum açılış konuşmasıyla "dikiş iğnesi seti" sattığına da tanık olduk.
KARŞIYA biraz daha erken ulaşalım diye es geçip motoru tercih ettiğimiz vapur saat 19.40'ta kalkacaktı; motor 19.45'te hareket etti.
ÖZETLE; en azından geceleri tarife işlemiyor, iskele ve motorlarda bakım, temizlik, ışıklandırma zayıf, çaycılar işportacılık yapıyor. Anlaşılan o ki, motor sefelerine getirildiği öne sürülen "sistem ve disiplin" de alaturka dalgacılığın anaforuna kapılmış. İyi niyetle başlatılan bir işin daha devamı getirilememiş.