|
|
Lobster ve Berdush
Daha önce de istakoz restoranı açılmış ancak uzun soluklu olmamıştı. Çünkü bu iş hiç de kolay değil...
LOBSTER House, İstanbul Princess Otel'in 26. katında açıldı. Cenk Eren, kavgalı olduğu İzzet Çapa'nın Berdush adlı gece kulübüne tekrar başladı. Ama önce 'Fan Fang' adlı fast food Çin restoranına bir göz atalım.
Fan Fang
Çin mutfağı dünyanın en yaratıcı, en sofistike, en eski mutfaklarından biridir ve bu özelliklerini Büyük Hanedan'dan bu yana yıllarca geliştirmiş ve mükemmelleştirmiş olmasına borçludur. Çin yemeğini çok severim. Los Angeles'ta Mr. Chow, Londra'da Prencess Garden ve İstanbul'da Dragon'u çok beğenirim.
Bundan böyle artık evde de Çin yemeği yiyebileceğim. (Tabii getiren çocuk yemekleri dökmezse!). Bazen insanın evden çıkası gelmiyor. Evde yemek de yoksa, hemen paket servis telefonlarına başvuruyorum. Elime Akmerkez'den servis yapan 'Fan Fang' adlı Çin Mutfağı'nın broşürü geçti, hemen aradım. (Bu arada Etiler Pizza Hut, Ortaköy'e hala servis yapamıyor!)
(0212) 282 11 75 no'lu telefonu çevirdim ve siparişlerimi fotoğraflı broşür üzerinden verdim. Acılı, ekşili çorba (İçemedik), buharda mantı (Daha küçük olmalı), kanton işi acılı dana, kıyılmış bambu ve mantarlı et, sebzeli pilav, noodle ve mango lokumu... Soslarını da istedim tabii. 45 dakikada geldi siparişlerim. Fazla sıcak olmasa da fena değildi. (Oyalanmadan getirilse daha sıcak olur sanırım). Tabii bir torbanın içi çorbayla dolmuş, capstikler de dahil olmak üzere herşey çorba olmuştu. Allah'tan diğer yemekleri kurtardık ve zevkle Çin yemeği yedik.
SERVİS ACEMİCE
"Taze, lezzetli, sağlıklı ve hoş arama" anlamına gelen 'Fan Fang'la ilgili eleştirilerim şöyle; Akmerkez (282 11 75), Carousel (542 74 40), Yeşilköy (574 46 63) ve Bağdat Caddesi'nde de (0216-350 88 65) şubeleri bulunan, Simar Turistik Tesisleri Şirketi'ne ait olan, çok detaylı internet adresleri ve modern bir yapıya sahip olduğu anlaşılan Fan Fang'ın servis yapan çocuğu, paketlerin içinde çorba olduğunu ve nasıl taşıyacağını bilmiyor. Allah bilir o gariban maaş bile almıyor, bahşişle geçiniyordur. Ülkenin sorunu, yetişmiş eleman sıkıntısı. Profesyonel eleman yani. Oysa iyi para verilse, günde yarım saat ne yapacakları, nasıl davranacakları anlatılsa eminim ki çok daha güzel servis yaparlar.
İkinci konu, broşürde fiyatlar yok. Neyi istediğimizi görüyoruz ama kaç para ödeyeceğimizi bilmiyoruz. Broşürlerin fiyatlı olması lazım. Yukarıda saydığım mönüye 16 milyon TL. ödedim. Bence ucuzdu. Ama servise biraz daha özen gösterilmeli.
Lobster House
İstanbul'un tek eksiğiydi lobster (ıstakoz) restoran. Birkaç yıl önce bir-iki tane açılmış ama uzun ömürlü olmamıştı. Çünkü ıstakoz işi kolay değil. Bankong ve Amerika, lobster cenneti. İnanılmaz güzel lobster restoranları var.
Bankong çok ucuzdu ama Amerika müthiş pahalıydı. Ama Los Angeles'taki okyanus manzaralı lobster restoranı çok güzeldi.
Geçtiğimiz hafta içinde İstanbul lobster restoranına kavuştu. Lobster House, Princess Otel'in 26. katında, Karadeniz'den Marmara'ya kadar eşsiz manzarasıyla hizmete girdi.
Açılışa gidemedim ama gece muhabiri arkadaşımız Hakan Yağcı'nın haberine göre Semra Özal, Zeynep Özal, Nihat Boytüzün ve Ajda Pekkan gibi bir çok ünlü katılmış. Mimar Saim Kuluç tarafından özel olarak tasarlanan Lobter House restoran, barıyla beraber 500 metrekarelik bir alan üzerine kurulu. Mekanın en büyük özelliği ise tamamının camekanlarla kaplı olmasıymış.
Pazartesi hariç her akşam Buğra Uğur ve arkadaşlarının sunduğu nostaljik müzik eşliğinde 19.00-01.00 arasında hizmet verecekmiş. Lobster House'un mönüsü ağırlıklı olarak ıstakoz çeşitlerinden oluşurken, balık ve Fransız yemeklerinin lezzetli tadlarını da tadma imkanı varmış. Gidip görmeden, denemeden tavsiye etmem. Ben sadece bir ıstakoz restoranı açılışını haber verdim. En kısa zamanda gidip çok sevdiğim ıstakozlardan yiyip, size bilgi vereceğim.
Tel: (0212) 285 09 00
Berdush
Ne güzel bir isim; Berdush... Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nun hemen yanında, Maçka Parkı ve Boğaz'a bakan bir manzara eşliğinde, kapalı ve bahçe olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Celal Çapa'nın 'Demedo' mekanıydı, İzzet Çapa aldı burayı, kendine özgü stiliyle 'Berdush' yapıverdi. Biraz daha kalite kattı meyhane anlayışına yani... Böylelikle Celal Çapa için de Maçka'daki bu mekanı doldurmak için fazla uğraşmaya gerek kalmadı. Şimdi Berdush her gece tıklım tıklım doluyor zaten.
Berdush'ta daha önce Işın Karaca çıkıyordu. Sezen Aksu'nun vokalistiydi. Çok bağırdığı için İzzet Çapa, Işın'ın işine son verdi. Işın Karaca tekrar Sezen'in yanına döndü. O dönünce de Ozan Doğulu ile Aykut Gürel, Sezen'den ayrıldı.
Işın'dan boşalan Berdush'a Cihan Doğan başladı. O da Ankara'da gizli bir iş alınca İzzet Çapa tarafından sarı kart cezalısı oldu. Sonunda Berdush'a Cenk Eren başladı.
Ben burada İzzet Çapa ile Cenk Eren arasındaki barışmayı anlamadım. Cenk Eren, kavgalı olduğu İzzet Çapa'nın mekanına nasıl çıktı? İzzet'in bu gücü nedir? Cenk Eren, İzzet'ten korkuyor mu? Yoksa İsmail Türüt'ün ortaya attığı "Etiler'de yumuşaklar var" sözüne kızıp Etiler'de çalışmak istemedi ve Maçka'daki Berdush'u mu tercih etti?
İşin şakası bir yana bence çok iyi yaptı. Çünkü ben Cenk Eren'i seviyorum. Çok başarılı bir çocuk. Yeşil Müzik'ten kaseti de çıktı. Güzel de olmuş. Cenk ile İzzet'in tekrar barışıp biraraya gelmesi beni çok sevindirdi. İnşallah bu ilişkileri uzun süreli olur!
Berdush'un Halkla İlişkiler Müdireliğini Cımbız'dan tanıdığımız Nurdan Gür yapıyor. Hey gidi Nurdan hey... Berdush ne meyhane, ne gece kulubü gibi birşey. Çok farklı bir dünya var orada. Gidip görmeniz lazım. Yemek müziğini Bario'nun DJ'leri yapıyor. Hafta arası Cenk Eren 23.00'de sahneye çıkıyor. Haftasonu ise Cenk'ten önce Grup Şurup ve İbo sahne alıyor. (İbo, her dilden, özellikle muhteşem Rumca söylüyormuş). Antalya'da bir otelde izlemiş ve çok beğenmiştim. Yemek olarak şişte bonfile ve Berdush usulü tavuk tavsiye ediliyor. Cenk Eren'in programı bir ay sürecekmiş. Keyifli bir gece için Berdush'a gidin.
Tel: (0212) 231 03 56
Notlar
Le Cigare'ın barı artık tıklım tıklım dolmaya başladı. Çok güzel müzik yapıyorlar. Hafta içi, iki gece gittim, ikisinde de yer bulmakta zorlandım Le Cigare'da. Ortaklarından Ari Acıman Miami'den dönmedi. Abdullah Oğuz'u hiç görmüyorum. Mekanla ilgilenen tek ortak ise Sabi Totah. Yaz geliyor, Sabi'ye teklifler artıyor. Çeşme Sea Side ve Fly Inn, Sabi'ye teklifte bulundu. Sabi, yazı Çeşme ya da başka bir mekanda geçirirse Le Cigare ne olur acaba?
GARSONLAR ÇOK KİBAR
Le Cigare'dan Bario Latino'ya geçtim, ayakta kaldım. O kadar dolu ve güzel müşteri var ki, gün geçtikçe kalitesi artıyor Bario'nun. DJ Aykut çok iyi çalıyor, garsonlar çok kibar ve vızır vızır. Susam'dan gelen şef Faruk işi niye bıraktı anlamadım?
İzzet Çapa her zamanki gibi koşturuyor, herkes Tolga'yı kızdırıyor. Yemek, müzik, dans, kalite ve güzel insanlar var Bario Latino'da, insanlar ondan tercih ediyor... Ne zaman gitsem, hep iyi isimler, kalite isimler görüyorum... Hem de eşleriyle birlikte. Bu bir mekan için çok önemli...
Bario'dan Arto'ya Nispet'e geçtim. Ben de ne kadar çok geziyorum. Arto yine döktürüyordu sahnede. Herkese sataşıyor, bulaşıyordu. Fazla bulaşınca iyi olmuyor. Bilmediği şarkıları vokalisti Nihat'a söyletiyordu. Nihat olmasa Arto ne yapacak acaba? Celal Çapa da "Nihat, Nihat" diye alkış tutunca, Arto tam delirdi. Bence Arto argo kelimeler öğreneceğine şarkı repertuarını geliştirmeli!
Dalmaz'da Serdar Ortaç çok iyiydi. En ön masada Semra Özal ve kızı Zeynep vardı. Ben ve misafirlerim her zaman olduğu gibi yukarıdan kuşbakışı seyrettik Serdar'ı ve olayları. Çok güzel şarkılarla coştuk, dans ettik.
Dalmaz Center, şeflerin çok iyi tutumu ve patronu Mehmet Dalmaz'ın sıcakkanlı olması sebebiyle eğlenilebilecek bir ortam. Serdar Ortaç'ın sahnesine ise diyecek hiçbir şey bulamıyorum. KUSURSUZ...
ŞİKAYET KÖŞESİ
22.03.2000 tarihli yazınızda tanıttığınız İzmirli Balıkçı'yı, bir ot ve balık sever olarak evlilik yıldönümümüzü de bahane ederek keşfe gittik. Maç dolayısıyla çok az kişi vardı. Servis, şef gayet iyiydi taa ki sizin de tavsiye ettiğiniz üzere sipariş verdiğimiz kalamarda, eşime yapılan serviste bir saç çıkana kadar. Bu konuya çok titiz olan eşimin bütün neşesi ve iştahı kaçtı. İyi ki özel bir akşamımızdı ve keyfimizi kaçırmak istemiyorduk. Kalamarı yemeden bıraktık. Şef üzüldü tabii ki.
Arkadan levrek buğulama, ben eşimle şakalaştım benim tabağı sana vereyim diye. Çok titizlendiği için hep böyle şeylerin nadir de olsa ona rastladığını düşünürdüm.
Fakat ne göreyim benim tabakta da, üstünde de bir saç, bunu eşime artık göstermedim bile, tabii şefe de, ama neşem kaçtı. Tabii ki hesapta yiyemediğimiz kalamar yoktu.
Size genel bir görüşümü belirtmek istiyorum. Türkiye'de mönü getirme alışkanlığı çok az. Bu İzmir'li Balıkçı'da da yoktu. Çok fazla yemememize rağmen fiyatları da bilmediğimiz için (sonradan gördük) 2 kişi 36.000.000 TL. hesap geldi. Sizin yazdığınız ortalamadan biraz fazla.
Böyle bir noktayı bilmenizde yarar olabileceğini düşünerek size bu faksı gönderiyorum. Ayrıca zevkle okuduğum o güzel yazılarınıza teşekkür eder, sürekliliğini dilerim.
Saygılarımla
Aslı AKAT
Sizin de gittiğiniz mekanlarla ilgili şikayetleriniz olursa lütfen bana bildirin.
Faks: (0212) 502 81 12 e-mail: yuzyuze@sabah.com.tr Kenan Erçetingöz
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|