kapat

16.03.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
microbanner
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
İLKER SARIER

Medya Nereye(2)

Ben, "Medya Medya Nereye" isimli oyunu eleştirdim, bazı meslektaşlarım da savundular...

Değer verdiğim yazar Yılmaz Karakoyunlu, "sanatsal" açıdan, akıllı kalem Hıncal Uluç ise hem "sanatsal" hem "duruşu" açısından oyunu savununca, meseleye bir daha dönmek farz oldu.

Ben oyuna "sanatsal" eleştiri değil, "politik eleştiri" yönelttim.

Oyunun "duruşu"nu eleştirdim.

Tabii ki hiciv, hicivdir.

Ve "medya" ya karşı da kullanılabilir...

Bunu, bebekler bile bilir...

Kaldı ki medyayı eleştirmek artık "ayağa düşmüş"tür...

***

Yine bebekler bilir ki, "hiciv" de eleştirilir.

Yalnız bir hicvin parıltısına değil, hangi değirmene su taşıdığına da bakılır.

33 Almanya'sında Hitler'e vuran hiciv ile, Hitler'i arkalayan hicvin su taşıdığı diğermenler gibi...

İkincisi müthiş bir zekâ ürünü olsa bile...

Benim eleştirim, "hicve" yüksek bir etkinlik yüklemektedir.

Ve bu etkinliğin medyaya karşı kullanılması hoş karşılanmamıştır.

Keşke Kandemir Konduk, "hicve" verdiğim bu yüksek değeri görmüş olup, bana faks ile küfürname göndermek talihsizliğine düşmeseydi...

Ben yine de onun elinde gazete sütunu olmadığı için küfürnamesine cevap vermedim.

***

İsterseniz, bir örnekle açayım:

Bu oyunun duruşuna duyduğum tepki...

Tıpkı, "Doğru tezleri olsa da, İkinci Cumhuriyetçiler'in Akit Gazetesi ile aynı sütreyi paylaşmalarına duyduğum tepki"ye benziyor...

İşte bu yüzden irrite oldum ve olmaya devam ediyorum...

Bakınız:

Bugün medyaya dinci ve yobaz basın saldırıyor.

Çeteciler, Susurlukçular ve devleti dolandıranlar saldırıyor.

Muhalefete düşen siyasiler saldırıyor.

İktidarlar ise, "kredi ve teşvik" silahlarıyla medyanın "ruhunu" esir almaya çalışıyorlar.

Ayrıca medya, psikopat terörizmin baş hedeflerinden biri...

Hal böyleyken, bir oyun, "politik duruşu" ile medyaya düşman olanlarla niye "aynı safa" düşsün, niye zımnen ittifak yapsın?..

Ve bu ittifak, bir gazeticiyi neden irrite etmesin?..

İşte benim duygum bu!..

Kimse katılmak zorunda değil...

***

Bir hicvin, medyanın demokrasinin en nadide organlarından biri olduğunu unutması, sizce de ayıp bir unutkanlık değil mi?..

Biz gazeteciler, tiyatroyu ve tiyatroculara topyekun hedef alsak, doğru mu yapmış oluruz?..

Bu ülkede, Abdi İpekçi, Uğur Mumcu ve Çetin Emeç'ler öldürülmemiş, demokrasi de tam anlamıyla oturmuş olsaydı ve medya böyle ağır bir muhasara altında bulunmasaydı, ben de gider o oyunu kahkahalarla izlerdim.

Ama bu şartlarda izleyemem...

Bence bugün, tiyatrocu da sinemacı da medyayı savunmalıdır.

Tıpkı medyanın, tiyatrocuya ve sinemacıya sahip çıktığı gibi...

Demokrasi oturmuş olur da, klasik tiyatro, iletişim devi medyaya "tatlı salvolar" gönderir, anlarım, ben de oyuna kahkalarla gülerim.

Ama teneffüs yollarım zorlanırken, oksijen düzeneğim ile oynayanlara gülemem...

Ankara'nın çağdışı sistemetiğinde, medyanın travmatik bir süreç yaşadığını görmemek için kör olmak gerekir...

Medya kirli fırtınalara karşı dik durmaya çabalıyor.

Bizimle yoldaş olması gerekenler ise medyaya silah çekiyor...

Bu olmaz!..

Üstelik, dünyadakilerin yanında, Türkiye televizyonları o kadar masum kalıyor ki, anlatamam!..

***

Öte yandan...

Oyunu desteklese de, Hıncal Uluç'in bir eleştirisi meselenin tam üzerine basmış:

Uluç, "Kandemir Konduk, entel tuzağına düşmüş" diyor...

Kaldır ayağını Hıncal Uluç!..

Entel çevreler, Sabah ve Hürriyet gibi gazeteleri beğenmezler.

Fazla renkli, baldır-bacakçı, yüzeysel ve paldır küldür bulurlar...

Peki, bu insanlar, neden tariflerine tam oturan Cumhuriyet gazetesini satın almazlar.

Çünkü onlar, akşam muhabette Cumhuriyet'i savunurlar, ertesi gün Sabah'ı alıp okurlar...

Hıncal'ın parmak bastığı nokta, işte bu entel tuzağıdır!..

***

Ben nasıl Ankara siyasetlerini topa tutarken, "Akit çizgisine" düşmüyorsam, başkalarından da, medyayı eleştirirken, "entel tuzaklarına" düşmemelerini beklerim.

Medyayı severseniz eğer, "doğru" eleştirebilirsiniz...

Nefret, dostluk değil düşmanlık doğurur...

Hem ben henüz medyayı eleştirmenin ayağa düştüğüne girmedim.

Çeşitli odaklardan yerli yersiz, mantıklı mantıksız, ukalâ bilgiç, beyinli beyinsiz, çaplı çapsız gelen eleştiri furyasının pervasızlığına ve bir mesleğe toptan hucum etmenin zihinsizliğine henüz dokunmadım.

***

Not: Aynı dili konuştuğum Hıncal Uluç ve Yılmaz Karakoyunlu'nun düşüncelerini ciddiye aldığım için, duygularımı döktüm...

Ama "okunabilir" yazı yazmaktan aciz olduklarına bakmayıp, bizim "pespayeliği" savunduğumuzu ileri süren; mesleğe sadakati "aşağılık" bir yaklaşım olarak gören "Mahçup" entellerin bizi anlamalarını beklemiyoruz, ciddiye de almıyoruz...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır