Fenerbahçe yönetimi, "Gevezeler Koalisyonu" dediğim..
Neden koalisyon?..
Yönetimdeki isimlere bakın.. Bunlar ortak paydaları Fenerbahçe olmasa, hayatta bir araya gelmesi mümkün olmayan karakteler..
Hepsi bir başka baskı, amaç sonucu Aziz Yıldırım tarafından listeye alınmış. Bundan ala koalisyon mu olur?..
Gevezelik mi?.. Meydanda..
Önünde bir Tv kamerası gören ağız ishali oluyor..
Arkadaşların biri saymış.. Bu yönetim seçileli bir ay oldu olmadı, tam 15 teknik direktör adayı telaffuz edilmiş..
Böyle rezillik olur mu?..
Mustafa Denizli.. Olmadı Fatih Terim.. Olmadı Daum.. Olmadı Trapattoni.. Olmadı falan, olmadı filan.. Köhnemiş, kokuşmuş, tüm itibarını yitirmiş Pareira'nın adı bile söyleniyor.
Şimdi Fener bir Teknik Direktör bulsa, bu kaçıncı tercih olacak?..
Yarın bu Fener medyası, yarın bu Fener camiası "40'ıncı derecedeki tercihle bu kadar olur" diye kafaya kakmayacak mı?..
Futbolcu transferinde de durum farklı değil..
Böyle şeyler gizli yapılır.. İş bitince açıklanır..
Derwall Galatasaray'a nasıl geldi?.. Onu Yeşilköy'de görmeden önce herhangi bir gazetede adını okuyan oldu mu?..
Bu gevezeler koalisyonu bir yandan istediğini alamayarak kendi kendini başarısız ilan ediyor, bir yandan, gelecek olanı, camia önünde peşinen küçük düşürüyor, mahkum ediyor.
Sonra da bunun adına "Yöneticilik" diyorlar.. Fenerbahçe'nin "Umut" yönetimi işte bu!..
Buyrun burdan yakın!..
Galatasaray'da yanlış olan ne?..
Alp Yalman konuşmayı sevmez.. Medyadan kaçar. Galatasaray'ı yönettiği yıllar boyunca dünyanın en anti medyatik klüp başkanı olarak dikkati çekmiştir.
Şimdi kalkıp atv'de hem de hiç isim vermeden geçmişe bir gönderme yaptı diye eleştiriliyor da, kimse "Konuşmayan başkan niye konuştu" diye merak etmiyor..
Bakın, Yalman'ı konuşmaya zorlayan Faruk Süren oldu.
Sen kalkıp Fatih Terim'i kongre malzemesi yaparsan, "Ben varsam Fatih Terim var" demeye getirirsen, o zaman birinin çıkıp attığın golün ofsayt olduğunu söyleme hakkı doğar. Hatta onu bu açıklamaya zorlarsın.
Alp Yalman da işte tam bunu yapmıştır.
Adnan Polat (Alp Yalman değil, zamanın Futbol Şubesi sorumlusu Adnan Polat) Teknik Direktörsüz kalan Galatasaray'ın başına Fatih Terim'i getirmeye karar verince, Özhan Canaydın'ın başı çektiği "Yönetim İçindeki Muhalefet Üçlüsü"nün ne kadar sert tepki gösterdiğini bugün bütün camia biliyor. Alp Yalman'ın yaptığı, sırrı açıklama değil, göndermedir.
Olayın iç yüzüne bakalım.
Fatih Terim'in "Süren yönetimi kaybederse istifa ederim" dediği doğrudur. Ama ayni Terim'in daha sonra "Bu bir nezaket istifasıdır. Ben yeni gelen yönetim yeni bir arkadaşla çalışmak istiyorsa, onlara yol açarım. Sözleşmemi ileri sürüp, tazminat falan demeye getirmem" dediği de doğrudur. Süren, sözün sadece ilk kısmını alıp, Terim'i kongre malzemesi yapmaya çalışıyor.
Bu arada bir başka gerçeği görmezden geliyor. Kayıtlar atv'de var.. Fatih Terim benim de katıldığım canlı yayında atv/int'te aynen şunları söyledi:
"Ben yönetimin benimle konuşup sözleşmemi uzatmasını çok bekledim. Yapmadılar. Şimdi sıra bende.. 31 mayıstan önce hiç kimse ile konuşmam."
Terim bu yayında sezon sonunda Galatasaray'dan ayrılıp Avrupa'ya gitmesi ihtimalinin de büyük olduğunu ilave etti..
Süren "Yeni seçilecek yönetimi bağlamak istemiyoruz. Bu yüzden Terim'le konuşmayı kongre sonrasına bıraktık" derken kimseyi inandıramadı.
Teknik Direktör konusunda yeni yönetimi bağlamak istemeyen Süren, nasıl oluyor da, Galatasaray'ın nerdeyse yarısının satışını ve klübü 150 milyon borca sokacak, stad kredisini, kongre öncesi apar topar bitirmeye çalışıyordu ki?.
Faruk Süren, Galatasaray'da genelde görülmeyen bir başkanlık türü sürdürüyor. İş başına geldiği günden beri ısrarla belden aşağı vuruyor. Galatasaray geleneklerini zorluyor. İşte kendi başkanı Yalman'a ve Galatasaray'ın dünya futbolundaki anıtı, gururu Necdet Çobanlı'ya yaptıkları..
Amma.. Daha önce söylediklerimin arkasında duruyorum.. Kongreye gitsem (Ki gazeteci olduğum sürece gitmem ve oy vermem) Faruk Süren'e oy verirdim..
Neden?..
Mehmet Cansun, herhalde çekilip Faruk'un listesinde yer alacak. Cansun henüz lider vasıflarına sahip değil. Daha pişmesi gerek.
Özhan Canaydın, aslında bugünkü yönetimin yürüttüğü, stad dahil pek çok projenin gizli mimarı. Harika bir Galatasaraylı.. Çok sevdiğim bir dostum.. Eğer "Mektepli" olsaydım, o da beni çok severdi. Ama o da birinci adamlık için henüz hazır değil.. Neden?.. Çünkü kafasındaki kafatasçı fikirlerden tam arındığına inanmıyorum.. Bursa'da oturması bir dezavantaj.. Galatasaray uzaktan kumanda ile yönetilmez. Hele Trabzon örneği ortada iken.. Nihayet..
Ortaya bir program koymuş değil..
"Galatasaray'ın durumu şu.. Benim programım şu.."
Bu yazılı belge bugün kongre üyelerinin ve medyanın elinde olmalıydı.
Alp Yalman..
Canım kadar sevdiğim, kardeşim kadar yakın dostum.. "Hani onunla ölüme giderim" derler ya, işte o..
Ama bakın 10 oyum olsa birini vermem..
Çünkü Alp kadar yanlış ekip seçen birini daha tanımadım. Geçmişte yolunu bu hep yanlış tercihleri kesti, siyaset dahil.. Şimdi gene "Garip" kişilerle yola çıkıyor.
İkincisi.. Alp, Galatasaray'ın İsmet İnönüsü.. Hem de nasıl müdebbir.. Yönetimi borçsuz devretmek ile küme düşmek arasında tercih durumunda kalsa, bilin bakalım neyi seçer?.
Borcun yiğidin kamçısı olduğuna inanmaz.
Derwall gibi bir devi getirerek sadece Galatasaray'da değil, Türk futbolunda devrim yaratan, Galatasaray'ı bugüne dek yanından dahi geçilmeyen "Avrupa'nın en iyi dört takımından biri" haline sokan Alp Yalman'ın bugün klüpte efsane olması, Florya'da heykelinin dikilmesi gerekirdi. Nerde bu hava?..
Sebep, Alp'in tutuculuğudur. Bugün elimde Alp Yalman'ın da programı yok.. Kazanırsa ne yapacak, bilmiyorum üstelik. Faruk Süren'in yaptıkları meydanda.. Yapacaklarını da yapıyor zaten..
O zaman..
O zaman Faruk Süren kazanır!..
Başkan olduğu kadar insan olduğu gün, sadece oyları değil, kalpleri de kazanır. Yeniden seçilecek Süren'in artık bu jestleri yapacak olgunluğa geleceğini umut etmek istiyorum.
Ateş Olmayan Yerde..
Galatasaray genel sekreterinin dolar bazı ile aldığı maaşı dile dolar bazıları.. Katılmam.. Galatasaray gibi bir klübün, en iyi yetişmiş elemanlar tarafından, profesyonel yönetilmesi için pamuk ellerin cebe girmesi gerekir. İyi para vermezsen, iyi yönetici bulamazsın.
Galatasaray iyi para veriyor da, iyi yönetici buluyor mu?..
İşte bundan şüpheliyim son zamanlarda..
Galatasaray Genel Sekreterinin IQ'sundan fena halde şüpheye düşmeye başladım.
Ben olayı örtbast etmeye çalışıyorum, o üstüne üstüne gidiyor.. Efendim, Galatasaray ile Ankaragücü arasında, Saffet ve Osman konusunda bir anlaşma yapılmamışmış.. Efendim ben böyle bir anlaşma varmış gibi intiba yaratmışım..
Efendim ben bu iddiamı kanıtlamalı, kanıtlayamazsam, köşemde bunu "Yürekli" bir şekilde yazmalı imişim..
Ne intibası Sinan Kardeşim, ne intibası..
Bak bir daha yazıyorum, gene yetmezse, birkaç kez üstü üste oku..
Fatih Terim, hani bilirsin, Galatasaray Teknik Direktörü, televizyonlar önüne çıktı ve aynen, resmen, alenen, ima mima etmeden dedi ki "Ankaragücü Başkanı bana telefon edip iki klüp arasındaki anlaşmaya göre Galatasaray'a karşı sahaya çıkaramayacakları Osman ve Saffet'i oynatmak için izin istedi. Ben de verdim.."
Şimdi bu ne demek hala anlayamıyorsan Sinan kardeşim, bak yerin Florya'da.. Fatih Hoca da Florya'da.. Bana durmadan açıklama fakslayacağına, hoca ile konuşsana..
Yalanladığın ben değilim. Fatih Terim'dir.
Ama Fatih Terim'i doğrudan yalancı ilan etmek işine hiç gelmediği için, Hıncal Uluç'a yanıt yollayarak durumu kurtarmaya çalışıyor, bunu da ne yazık ki, fevkalade düşük bir IQ ile yapıyorsun.
Ey Galatasaray camiası, Galatasaray Genel Sekreteri Sinan Kalpakçıoğlu diyor ki..
"Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim bir yalancıdır. Olmayan bir anlaşmayı, dolayısı ile olmayan bir konuşmayı varmış gibi göstererek, etrafa hava atmaktadır.."
Gerçek bu..
Şimdi sen yüreklen de Fatih hocaya televizyonlara niye böyle bir demeç verdiğini sor bakalım.. Yaptığına "Kaşınmak", yapamadığına da "Maçası sıkmamak" dendiği için halk dilinde, bu sözcükleri kullandım.
Görülüyor ki, gene de anlatamamışım..
Bildiğin yabancı dilleri söylersen, bundan böyle onları kullanırım, Sinan Kalpakçıoğu CPA (Ne demekse) kardeşim!..
Mustafa Denizli ve Fatih Terim'e "Ömür Boyu Şeref kartı" verilecekti. Bakan iki hocayı bir hafta önceden yemeğe davet etti. Denizli geldi. Terim gelmedi. O gece için mazeret beyan etse, günler torbaya girmedi ya, bir başka geceye alınırdı yemek. Terim haber bile vermeden gelmedi. Cumhuriyetin Spor Bakanının davetini yok farzetti. Kartını üç gün sonra bir stad koridorunda İstanbul İl Müdüründen aldı.
Şimdi bu yakıştı mı, Galatasaray'a, Terim'e..
Spor kulislerinde neler söyleniyor, herhalde duymuştur. Yazık.. Hem de çok yazık!..