F.Bahçe yönetimi, gelecek yıl için antrenör arıyor. Avrupa'yı, Avrupalı futbolcuyu ve Türk futbolcusunu tanıması gerek yeni antrenörün. Öyle bir adam tanıyorum. Adı Mustafa Denizli... Türk Milli Takımı'na tarihinin en büyük zaferlerini yaşatan bir antrenör. Almanya'da Aachen takımını çalıştıran ilk Türk antrenör. F.Bahçeli futbolcuların hepsini tanıyor. Türkiye'de bütün rakipleri iyi biliyor. Bir dezavantajı, adı Denizli. Adı Mediterranean olsaydı, iş tamamdı.
Yabancı hoca isteniyor. Ama yanlışlar yapılıyor. F.Bahçe'ye böyle antrenör aranmaz. "O olmazsa bu. Bu olmazsa şu" demek bir çaresizliktir. Bu, büyük F.Bahçe'ye de yakışmaz. İşe başlarken, sanki yedek bir antrenör havası içinde, otoritesi de, havası da sezon başında gitmiş olur. Antrenörün nasıl alınacağını bu yönetim bilmeli. Bir antrenörü istemek başka, takımın başına getirmek başkadır. Antrenörle anlaşacaksınız, işi bitireceksiniz ve Türkiye'ye getireceksiniz. Havaalanında da F.Bahçeli taraftarların omuzlara alacağı kadar dünyada isim yapmış biri olmalıdır.
Ben nasıl yapmıştım? 1980 yılında Rausch bir çarşamba akşamı Frankfurt'u UEFA şampiyonu yaptı. Perşembe günü Almanya'daki bütün gazeteler "Rausch, Real Madrid'le anlaştı" diye yazdı. Cuma, Rausch'u F.Bahçe antrenörü olarak İstanbul'a getirmiştim. 1982 yılında dönemin Avrupa futbolu yıldızı Kızılyıldız'ın antrenörü Stankoviç ile nisan ayında anlaşmıştım. Kimse duymadı. 26 Mayıs'ta Türkiye'ye getirdim. Herkes öğrendi.
18 Aralık 1994'te göreve geldik. Monaco'yu çalıştıran İviç ile 26 Aralık'ta kontrat yaptık.
1995 yılının mayıs ayında dünya şampiyonu Brezilya'nın antrenörü Parreira, Valencia'yı çalıştırıyordu. Kulüp başkanıyla sorunları vardı. ABD Milli Takımı için isteniyordu. Selim Soydan ile otelde Parreira'ya saat 16.00'da randevu vermiştik. 1.5 saat geçti. Parreira gelmedi. Yanımda bulunan Selim Soydan'a, "Bavulları hazırla. Havaalanına gidiyoruz. Biz F.Bahçe'yiz. Dünya şampiyonu antrenör olsa dahi, bizi kimse bekletemez" demiştim. Selim hüngür hüngür ağlamaya başladı. "Yarım saat daha bekleyelim, başkanım" dedi. 10 dakika sonra Parreira ve yardımcısı Santana geldi. 2 saatte otelin ofisinde mukaveleyi imzaladık. Bir gün sonra ben, Selim, Parreira ve Santana özel uçakla İstanbul'a geldik.
Bugün horlanan futbolcuların en az 15'i takımda kalacaktır. Önümüzdeki yıl yedek gibi getirilecek antrenör ve horlanan futbolcuların kadroda kalmasıyla nasıl bir başarılı yıl bekleyebiliriz?
Fatih Terim, D.Bakır'dan Ümit'i, satıştan kalan Bülent'i, hep yedek Ergün'ü, ayağı kırılan Okan'ı, sorunlu Hakan'ı, genç Emre'yi yıldız oyuncu haline getirdi. F.Bahçe'deki yıldız futbolcular ise horlanarak kişiliksiz hale getirildi. Bugünkü F.Bahçe kadrosu, bugünkü G.Saray kadrosundan daha iyidir. Bir tarafta performansları yükseltilen futbolcular, bir tarafta yıldız olan futbolcuların ürkek hale getirilmesi... Yeni yönetim çok acele bu gerçekleri görsün, görüşsün, karara bağlasın.