Üretim ekonomisinden sıyrılıp, bilgi ekonomisine soyunduğumuz bugünlerde, şirketler kendilerini bu döneme adapte edecek `sihirli anahtarların' peşinde. Çalışma, düşünme ve üretim kuralları yeniden belirleniyor. İş yaşamındaki başarı, söyleneni doğru yapmanın ötesinde, gerektiğinde ne yapılacağını sıfırdan tasarlamayla sağlanıyor.
Hepimizin diline doladığı değişim olgusu, sözde değil özde yaşandığında ancak mesafe alınabiliyor. 19. Yüzyılda ekonomik üretimin temel taşları, toprak, işgücü ve kapitalken, 21. Yüzyıl bilgi ve iletişim olgularının ekseninde ekonomik gelişme yaratabilecek. Rakiplerinden daha hızlı öğrenen ve değişebilen şirketler, rekabetçi avantaja ulaşıp, varlıklarını sürdürebilecekler.
Üretim ekonomisinde, doğru yöntemin (makine ve prosesin) en verimli şekilde, en kaliteli ürüne dönüşmesi, başarıyı yaratıyor. Bilgi ekonomisinde, üretim ve servis ağlarıyla kitleleri en etkin biçimde buluşturanlar ön plana çıkacak. Farklı endüstriler arasındaki stratejik ağlar ve işbirlikleri, şirketlerin değerini belirleyecek. Örneğin otomobil dediğimizde, yazılımdan donanıma, çeliği çok aşmış akıllı bir makinadan söz ediyoruz.
Piyasaların ve pazarların olduğu gibi, sektörlerin de birbirleriyle iç içe yaşamayı öğreneceği bir dönemdeyiz. Diğer ilginç bir nokta da, bilginin, İnternet aracılığıyla, çok daha geniş bir kitleye aynı anda ve ucuz bir biçimde ulaşabilmesi. Harvard'daki bir öğrenci ile, internette sörf yapan herhangi bir kişinin ulaşabileceği kaynaklar arasında artık çok bir fark bulunmuyor.
Bilgi ve iletişim çağının ortaya çıkardığı yeni trendlerin en önemlileri arasında, fiziki varlıkların anlamının azalması, `bağlı' olmak ve sanal ağlar yeralıyor. Fiziki varlıklardan sözederken, paranın giderek fizikiliğini kaybederek elektronik bir meta olması iyi bir örnek. Banka ekstreleri, kredi kartları, havaleler derken, e-ticaret de, fizikiliği öldüren olgulardan bir tanesi. `Bağlı' yaşam derken, televziyon, internet, telefon gibi bilgi kaynaklarına sürekli ulaşabilme lüksünden bahsediyoruz.
Sanal ağlar, yalnız internette varolan şirketlerden veya dağıtıcılardan tutun da (Amazon gibi), devlet kurum ve hizmetlerinin de internet üzerinden yapılmasına (vergi vermek gibi) önayak oluyor. Örneğin ABD Başkanı adayı Mc Cain, internetteki sanal ağı sayesinde 1 milyon dolarlık bağış toplamış durumda. Yani, sanal ağın gerçekliği, gerçek dünyayı geçmiş durumda. Öte yandan çokuluslu şirketlerin oluşturdukların internetlerde Çin'den Türkiye'ye veya Almanya'ya uzanan sanal ağ üzerinde bilgi ve görüş paylaşılmasına olanak sağlıyor.
Bilgi ekonomisi, iniş ve çıkışların çok olabileceği bir dönemi de beraberinde getiriyor. Makine ve üretime dayalı ekonominin riskleri daha belirliydi. Hızla değişen iş ortamında ve internete dayalı iş modelinde, kim nasıl başarılı henüz kestirilmiş değil.
Özellikle Türkiye gibi, henüz üretimini dünya ayarına yeni yeni çeken bir ülke için, bilgi ekonomisi büyük risklerle, ciddi imkânları beraberinde getiriyor. Stratejik düşünebilenler, dünyayı iyi izleyebilenler, uzun vadede doğru ürün ve servisleri, alıcı kitlesiyle buluşturabilenler yeni ekonominin galibi olacak.