


İki hanım kız
İkisi de birbirinden güzel, birbirinden bakımlı, birbirinden alımlı iki hanım kız... Bakışlarının duruluğu tenlerine ve parlak düz saçlarına vurmuş gibi. Duruşlarıyla, yürüyüşleriyle öylesine farklı bir alemden gelmiş gibiler ki, anlatmak mümkün değil.
Ama yine de, bıyıklı, kasketli, elleri ağızları cığaralı, avurtları ve omuzları çökük, yüzlerce dertli yurttaşımızın dolaştığı Meclis koridorlarındaki salınışları, yürüyüşleri büyük bir olay yaratmıyor. Çünkü "Adnan Hoca adına Halkla İlişkiler Çalışması" yapmak için hep Genel Kurul'un çalışmadığı günleri seçiyorlar.
Dünyanın en çok ziyaretçi alan parlamentosunda milletvekillerinin "seçmen seçmesi" ve görüşmeden kaçması zaten olanaksız. "Tık!..." kapı, herkes karşısında dikilebiliyor.
***
Gelene "Sebebi ziyaretiniz?" diye sormak, yurttaşa hatta demokratik hak kullanımına saygısızlık sayılıyor.
Bu nedenle koridorlarda beklemeyi göze alabilen herkes, istediği partiden istediği milletvekili ile konuşabiliyor. Hatta biraz cerbezeli ve deneyimli ise bakanlarla hatta Başbakan Yardımcıları ve Başbakan ile bile görüşebiliyor.
Ziyaretçinin niyetinin baştan belirlenmesinin ise mümkünü yok. Bir üst baş aramasından ve kimlik karşılığı bir ziyaretçi kartı aldıktan sonra, herkes Meclis'in ziyaretçisi olabiliyor.
Bu alımlı iki hanım kız, belli ki bu olanağı değerlendiriyorlar.
***
Bakışları daha derin, giyimi daha sade olanı olağanüstü bir nezaket ve incelikle hemen söze başlıyor. Konuşma şöyle gelişiyor:
- Efendim, Meclis ve milletvekilleri madem ki halkı temsil ediyor, istedik ki bizi doğrudan tanıyasınız.
- Nasıl?
- İşte böyle karşınıza gelerek, soracağınız her soruyu ama her soruyu karşılayarak.
- Ne iş yapıyorsunuz?
- (...)'ın yeğeniyim. Master öğrencisiyim.
- Aileniz ve asker amcanız Adnan Hocacı olmanıza üzülmedi mi?
- Bu değerlendirme bence çok yanlış.
- Niye ki?
- Polisin haksızca yönlendirdiği basının şartladığı bir anlayışı yansıtıyor.
- Adnan Hocacı değil misiniz?
- Bakın efendim, biz Bilim Araştırma Vakfı'nın üyesiyiz. Sayın Oktar da onun başkanı. Tarikatçılık ve öteki iddiaların hepsi çirkin, yalan, yanlış..
- Bu söylediklerinizi çok alımlı, çok genç, çok duru bakışlısınız, diye kabul etmemi beklemezsiniz herhalde!
- Kabul etmelisiniz. Çünkü sayın Cumhuriyet Savcısı etti ve bizi ve bizim gibi 80 arkadaşımızı suçlu bulmadığı için, serbest bıraktı. Bir hafta gözaltına kaldık ama tutuklatmadı. Bize zorla ifade imzalattılar.
- Ama hocanızın her gün yeni marifetleri ortaya çıkıyor.
***
İki hanım kız sabırlı mı sabırlı. Boyunlarını bükerek, bakışlarını öne eğerek, "Takdir yüce makamınızındır" makamında öylece dinliyorlar.
Ve ardından da baş parmaklarını "Ama.. ama" diye çalışkan öğrenci refleksiyle uzatıp, yeniden anlatmayı sürdürüyorlar.
- Ne olur bizi anlayın ve elinizden gelirse de biraz yardım edin! Bizler medya kurbanıyız!
İşi biraz şakaya dökmek, havayı değiştirmek ve kısa kesmek istiyorsunuz:
- Dua edin, Allah'tan muhafaza Hizbullah kurbanı değilsiniz! Hem kurban falan olsanız, Meclis'e kadar gelip, sesinizi duyurabilir miydiniz?
Sonra devam ediyorsunuz anlatmaya:
- Medya niye size düşman olsun ki? Adnan Hoca yıllardır çevresiyle, yaptıklarıyla, yazdıklarıyla, saçı ve başıyla basına gerçek bir haber sermayesiydi.
Adnan Hoca'nın mahkum olması, altın yumurtlayan tavuğun, daha doğrusu horozun kesilmesi demek olacak.
Halbuki, icraatını sürdürse yaptıklarıyla, alımlı ve çalımlı çevresiyle medyaya sonsuz bir malzeme olmayı sürdürecek.
Bu sözleri hanım kızların ikisi de dinlemiyor. Dinler gibi yapıyor. Çünkü, yalnızca kendi anlatacaklarına kendilerini programlamışlar. İkna olmaları mümkün değil.
Sizin de öyle.
Söze son noktayı koymak istiyorsunuz:
"En iyisi yargıyı beklemek!"
O anda ikisi birden atılıyor:
- Biz de bunu söyleyecektik. 80'inimizi serbest bıraktılar. Onu da bırakacaklardır. İnanıyoruz ve dua ediyoruz. Siz de edin.
Adnan Hoca "talebesi" iki hanım kız ve bir grup başka hanım kızlar ikişer koldan iki haftadır Meclis'i ziyaret eden binlerce yurttaşımızın arasına karışarak, "Piar" yapıyor. Dünkü rakama göre, görüştükleri milletvekili sayısı 120'yi geçmiş.
Cumhurbaşkanı seçimine kadar herhalde salt çoğunluğu bulacaklarmış!