Son günlerdeki vahşet olaylarını ister istemez izliyoruz. Bu olayları ne kimse saklayabilir, ne de biz izlemeden durabiliriz. Maalesef ortaya çıkan bu son grup da dışarıdan gelen ithal mal değil... Onlar da bizden... Nasıl yeşermişse yeşermişler... Ve bu yeşermeyi biz görememişiz, sonunda habis bir ura dönüşüp, bünyeyi yemeye başlamışlar. Tabii bu benim görüşüm.
Haydi diyelim, İttihat ve Terakkiçileri tarihe gömdük... Ondan sonra Atatürk çıktı ve yepyeni bir Cumhuriyet kurdu. Bu Cumhuriyetimizin bereket ki bünyesi çok sağlam çıktı. Benim gördüğüm kadarıyla bir hayli bölücü ve yıkıcı örgütler çıktı ve Cumhuriyetimizle, Devletimizle savaşa kalktı. O zamanın popüler olan Rusya'daki siyasi rejiminin aldatmacalarına kanarak ülkenin temeline dinamit koydular. Arkasından solcu teröristlerle mücadele etmek için kurulan ve örgütlenen milliyetçi gençler çıktı. Önceleri saf ve temiz duygularla başlayan ve ortaya çıkan bu örgütte zamanla sapmalar oldu. En sonunda da faaliyetlerin dehşetle izlediğimiz bu Hizbullah örgütü bu işin üzerine tuz, biber ekti.
Şükürler olsun ki bünyemiz sağlam. Atatürk kurduğu Cumhuriyeti o kadar sağlam temellere dayamış ki, içimize hangi virüs girerse girsin, bunlar bünyede ancak sarsıcı zararlar yapıyor, ama yıkamıyor... Bu verdiğim üç misal iddiamın ispatıdır. Pekiyi bütün bunlara karşı biz ne yapıyoruz?... Hiçbir şey!... Sadece birbirimizi yiyoruz. Gönül isterdi ki, bu olaylar çıkınca medya mensupları, öküzün altında bozağı aramadan birlik ve beraberlik içinde olayın üzerine gitsin ve devletin güçlerine sahip çıksın. Ama maalesef olmuyor!... Çünkü bölünmüşüz!... Şeklen değil de, fikren bölünmüşüz!...
Görevim gereği yazılı basının hemen tamamını hergün okuyorum. Ve bazen utanıyorum... Çünkü bir ikiye bölünmüşlük var. Kendilerini ilerici, aydın olarak görenler, karşı görüştekileri gerici olarak suçlayıp, bu olayların din unsurunu önde tutan bir parti ile ilişkilendirmeye çalışmaları bunun en önemli misali... Öte yandan karşıt grubun elemanları ise, son olayları yorumlarken bu insanlık dışı örgütün bizi idare eden bazı yöneticiler tarafından kurulduğunu söyleyecek kadar ileri gidiyorlar. Ve birbirleriyle kıyasıya vuruşuyorlar. Ülkeye ve bu vatana ne kadar yarar getirecekse!...
Oysa bu sağlam bünyeyi kemirecek kurtlar o kadar büyük değil. Onların hepsinin üstesinden gelebilecek güçteyiz. İş ki birbirimizi yemeyelim... Ama böyle her fırsatta ikiye bölünmüşlük numunesi gösterir de, kendimizi yıpratırsak, ileride bu sağlam bünyeyi bile zayıflatırız. Benim bu konulara girmem belki gereksiz ama ülkesini seven ve bu ülkenin çok uzun seneler ayakta durarak yaşamasını isteyen bir vatandaş olarak görüşlerimi bildirmek zorunda olduğum da bir gerçektir. Hiç istemediğim halde yine makale yazmak zorunda kaldım. Hepinize mutlu günler dilerim...