Türk ve Yunanlı gazetecilerin iki gün süren toplantısı dün bitti... Öneriler ve dostluk mesajları verildi karşılıklı...
Ama ben size bugün iki ülke halklarının ilişkilerinin nereye geldiğinden örnekler vermek istiyorum...
Gece bizim heyet bir tavernaya götürüldü... Yanımızda ve çevremizde oturan Yunanlılar, Türk olduğumuzu öğrenince görülmemiş bir yakınlık gösterdiler. Çifte telli oynandı hep birlikte.. Halay çekildi.. Birbirlerini hayatlarında ilk defa gören bu Türk ve Yunanlılar, sanki kırk yıllık dost gibiydiler. Bir Yunanlı bu durumu şöyle izah etti:
"Bizler yüzlerce yıllık bir kökten çıkan ve birbirine çok yakın iki ağaç gibiyiz.. Bizi yanlış yönetenler yüzünden yılları kaybettik. Şimdi tekrar bir araya geliyoruz. Ne kadar güzel.."
Bir başkası yanımıza geliyor İzmir kökenli.. Boynumuza sarılıp öpüyor.
Bir acaip Türk rüzgarı esiyor buralarda.. Ve bunu yapanlar siyasetçi filan da değil. Düpedüz halk..
Bu ülkede, Türkiye konusunda yapılan son kamuoyu yoklaması da bu manzarayı doğruluyor. Yunanlıların yüzde 56'sı barış ve birarada yaşama yanlısı..
Neyse.. Arkadan kadehler, iki ülkenin şerefine kalktı.. Velhasıl durum bir alem Atina'da.. Türk olmak artık yüksek prim yapıyor..
Ve görünen o ki, iki taraf da sağduyuyu kaybetmeden bu işi götürebilirlerse bir sonuca doğru gidecek resmi görüşmeler. Ama halklar resmi görüşmeleri bitirip, işi halletmiş bile..
Siyasetçilerin, birbirlerinin hassasiyetlerini de anlamaları gerekiyor. Onun için de adım adım, ama sağlam atılan adımlarla bir sonuca ulaşmaya çalışıyorlar..
Atina'dan umutlu dönüyoruz.. Suyun iki yakasında yaşayanlar, ilerki aylarda daha iyi haberlerle karşılaşabilirler.. Hele bir Yunanistan seçimleri bitsin. Yeni hükümet kurulsun. Şu anda herkesin seçimi alacağına inandığı Kostas Simitis, Ankara'ya resmi ziyaretini yapsın. Bakın daha neler olacak neler? Yunan halkı ile yapılan sohbetlerde çok ilginç şeyler öğreniyorsunuz. Örneğin adalet sistemlerinden inanılmaz derece şikayetçiler. Mahkumlar parayı verince istedikleri cezaevine gönderiliyor ve istediklerini yapıyorlarmış.
Onlar da ülkelerindeki enerji politikasından şikayetçi.. Dünyada en kötü enerji politikasının ülkelerinde olduğunu söylüyorlar..
Trafik rezaletine, ki inanın İstanbul'dan beter, deli oluyorlar.. Bir dolu insan sırf bu yüzden motosiklet almış..
Yani bizler neye kızıyorsak, hemen hemen onlar da aynı şeylere kızıyorlar. Onların evlerinde de TV'de maç varsa, erkek terörü esiyor..
Gördüğümüz kadarı ile onlar da erkek egemen bir toplum.. Akıl almaz derecede bize benziyorlar..
Hızlı araba kullanıyorlar. Çok içki ve sigara içiyorlar.. Gazetelerinde her gün kavga haberleri var..
Ama bize benzemeyen yönleri de var. Örneğin Atina'da boyasız, tepesinden demirler çıkmış evler yok.. Sonra enflasyonları çok çok düşük. Sonra sokaklar temiz. Ayakkabısı boyasız, 5 gündür traş olmamış, yerlere tüküren, arabasından yola boş şişe atan tipler ve bakımsız kadınlar da pek yok.. Spor müsabakalarından sonra galip takım taraftarları havaya ateş etmiyor. Bu örnekleri de çoğaltmak mümkün..
Latife bir yana, Ecevit ve Cem ile Simitis ve Papandreu, çıktıkları bu yolun sonuna kadar ulaşmayı başarabilirlerse, iki ülke müthiş kazançlı çıkacaktır. Bunun, hem biz, hem de Yunanlılar farkında.
Yol uzun ama, inanmak başarmanın yarısıdır diye düşünüyorsanız, iki taraf yolu yarılamış bile..